Hepimizin yaşadıklarımıza dair pişmanlıkları vardır. İtiraf ettiğimizde çok geç kaldığımız. 'Keşke' dediğimizde, 'keşke' demenin bile vaktinin geçtiği zamanlarımızdır.
Bir anlık öfkeyle söylenen sözlerimiz.
Daha sonra hata yapıldığı bilindiği halde, geriye dönemediğimiz için sancılarımız. 'Eyvah ben ne yaptım.' Diyemeyecek kadar altında ezildiğimiz fevri hallerimiz. İnsanı ne kadar harap eder, ne kadar ezer bu durumlar.
Suçlu kim olursa olsun, pişmanlıklarımıza sebep olanlar hiç bir şey olmamış gibi hayatını yaşarken, sancıyı yüreğine alan çeker.
Ve insan sonunda anlar: ağlamakta tek başına, gülmekte.
Geriye dönüşü olmayan her olay insanı perişan eder. Bu sebeple 'Hayır- Evet' demeden önce iyice düşünmeli kişi. Bu kararı vermemde sebep ne; korkularım mı gerçekler mi? diye defalarca sormalı.
Zira sağlıklı alınan her karar, seneler sonrada hatırlansa 'iyi ki öyle olmuş.' dedirtir insana. En zor anda dahi sızlatmaz kişiyi.
Ama insan bazen ayrıntılarda boğulur. Korkularına teslim olur. Ayrıntılar karşısına geldiğinde korku silahlarıyla savaşır onlarla ve kaybeder. Kaybını yıllar sonra başka bir olayın için de fark edince, işte o an kayar gider elinden, benim dediği bütün sahiplikleri. Bardak yere düşmüş ve kırılmıştır artık. Ağlasa da boş, yalvarsa da...
İnsan bazen yüreğini hiç bir yere sığdıramaz, kimselere emanet edemez. Onu her şeyden, herkesten saklar. Belki vermiştir de yere düşürülmüş, bir yerleri çizilmiştir. Bu düşmeden arta kalanlar bu kadar çekingen yapmıştır. Tecrübeler insanı olduğundan, istediğinden daha farklı davranmaya iter. Unutulan ise, hayat bazen gözü kara olmayı ister.
Ve insan fark eder ki: Cesaretle korkaklık birbirine tıpatıp benzer.
'Ayı yavrusunu severken öldürürmüş' derler. İnsanlarda birbirinin kıymetini kaybedince anlar. Tam yitip giderken elimizden çok sevdiklerimiz, birçok sözler veririz. 'Bir daha öyle yapmayacağım, bir daha bu şekilde olmayacak' diye.
Belki gerçekten değişmişizdir, evet bir daha bu şekilde olmayacaktır. Karşımızdakini üzdüğümüz o olaylar tekrarlanmayacaktır. Ama bitmiştir artık. Kırılan bir bardak değil yürektir ve her şey incelikten kırılırken, bir yürek kalınlıktan kırılır.
Fark edildiğinde yapılacak bir şey kalmamıştır. Pişmanlık. Yalvarsak ta, kölede olsak bitmiştir artık. Dal kırılmış bir kere, artık rüzgar dinse de olur dinmese de..
Geleceğin, diğerlerinin kıymetini bilmek için bazen kaybetmek gerekir. Yoksa ne gelenin kıymeti bilinir, ne kazanılanın, ne verilenin, ne affedilenin.

Küçük korkular çekti yaşamımızın satır başlarını.
Ve hayat her olayda fısıldadı 'son kullanma tarihim yok ey insanoğlu'

Alıntı