Değişik sözlüklerde değişik anlamlarına rastlamak mümkün olsa da ben 'yol'un 'Bir yerden bir yere gitmek amacıyla içinden veya üzerinden geçilen yer' anlamı üzerinde duracağım. Hasret bitiren yolları, dosta götüren yolları anlatacağım. 'Yollar en önemlisi, insanın içindeki yollar' duradursun hele bakalım.
Çocukluğumda aklımın erdiği ilk yıllarda yol, benim için bizi 'Evimize ulaştıran, evimizden bir yere götüren yer' idi. Zamanla ilçemize, okumaya gittiğim diğer ilçeye ulaştıran yol(lar), gözümde büyüdükçe büyüdü. İnsanlar büyüdükçe yollar da büyüyordu sanki.
Yatılı okula başlamamla beraber yollar hayatımın vazgeçilmezi oldu. Yollar ve yolcular arasına katılmıştım ben de…
Yolu, yolları öğreniyorduk artık. Yol boyunca yoldan gelip geçen vasıtalarda tanıdık yüzler arar olmuştuk arkadaşlarımızla.
Okullar açıldığında yol görünüyordu bize.
Yola çıkmadan alınan yol harçlıkları, önceden hazırlanan yol paraları, diğer hazırlıklar da tamamlanınca yola koyulur, yola revan olurduk.
Yaylada gedikten aşmasını beklediğimiz yaylacıların patika yolları geride kalmıştı artık. Köyümüzden geçip aşağı köylere giden öküz arabası art arabası tek tük motorlu vasıtanın geçtiği şose de arkada kalmıştı. Asfalt yollara düşmüştük artık. Ülkenin demir ağalarla örüldüğü demiryolunu bilmezdik, deniz yolunu duymamıştık hiç. Geçen uçaklarla gurbetteki askerdeki yakınlarımıza selam salmaktan başka bir anlam ifade etmezdi hava yolları.Suyolları hepten yabancıydı bana. Otoyollarda, hız sebebiyle, tabiatı görmezden geldiğimiz oluyordu. Ağları delen yolları o zamanlar hayal bile edemiyordum.
Günler geçiyor, ömür tükeniyordu. Yol hikayelerinde, yol türkülerinde daha canlı, daha taze yaşayan yollar,yol açıyordu yeni yollara.
Sonu yoktu görebildiğim kadarıyla hiçbir yolun. Derslerimizde de anlatılıyordu bu. Ülkemizi harita üzerindetanımaya başlamıştık yavaş yavaş. Her yol anayolun kollarıydı. Uzun yollar uzadıkça uzuyordu.
Bazen tenha bazen kalabalıktı yollar.Bazen sevdiğimize kavuşturur bazen sevdiklerimizden ayırırdı yollar.Hem kavuşturuyor hem ayırıyordu yollar. Kavuşturup sevinç oluyor, ayırıp hüzün oluyordu yollar.Bazen bir sevdiğimiz beklerdi yolun diğer ucunda bazen bizi bekleri sevenlerimiz.Bazen dönenler olurdu yollardan bazen döndürülenler …
Yolunu değiştirenlere, yolunu kaybedenlere, yol ayrımında yolunu şaşıranlara, yolda azanlara, yolda kalanlara, yoldan çıkanlara, yoldan kalanlara, yolundan kalanlara, yolundan çevrilenlere kucak açan, yol gösteren gene yoldu.
Yolları yollara bağlayan yollarda yol ağzında kaldık, yol bulduk, yol aldık, yol gittik, yol yürüdük, yola düştük, yol tuttuk, yol ettik , yol teptik belki de..
Yolları tuttuk, yollara düştük, yollarda kaldık, yollarımız ayrıldı bazen. Yolumuz düştü, yolumuz uğradı güzelliklere…. 'Yolun açık olsun' temennisi gerçekleşti bazen.
Yol bastılar, yolumuzu kapandı; yolumuzu açtılar, biz de yol açtık; yoluna girdik birilerinin, yolumuza çıktılar.Gurbetten gurbete giden yolda yolunu gözledik, yoluna baktık birilerinin; yolumuzdan kaldık, yolumuzu bağladılar.Yol kesenleri, yol vuranları da gördük elbet.
Yol yüründükçe yoldu. Yolcuysak yola kıymet gerekti. Yolcu yolunda gerekti. Uzak yoktu yola; yakın hiç yoktu. Her yol aşılıyordu. Özlediklerimize götüren, onları bize getiren kimi uzun, kimi kısa, kimi daralan, kimi patika, kimi aşması zor sarp yollardan öğreniyorduk gelmişi geçmişi.
Yol, hep yol, daima yol...Nereye gittiğini, nereden geldiğini bilmediğimiz yollarda yolu sorup yollarda kaybolmamak için ayağımızdan çok yüreğimizin yorulmamasına dikkat edecektik yollarda.
Yayalar, atlılar geçti yollardan. Motorlu vasıtalar geçti yollardan. Uçaklar geçti yolların epey bir üstündeki yollardan. Az gittik uz gittik; sonu yok yolun. Ne sorduk yola ne yol sordu bize bir şeyler. Bir şeyler anlatamadık yollardan. Yol sağır, yol dilsiz… Çok şey aldık, çok şey anladık yollardan.
Yol boş, yol boşluk, yol karanlık, yol kapkara..
Gurbete giderken hüzünle, kederle büyüyen; gurbetten dönerken sevinçle kısalan yollar…
Üşüyen yol uzadıkça katmerleşen yollar her mevsim kahrımızı çeken yollar.
Faruk Nafiz Çamlıbel(1898-1973)'inHan Duvarlarışiirinde bizi kendimize yolcu eden yollar…
Suat Sayın(1932-2006)'ın Yolcu ile Arabacı şirindeki yollar:
('Gurbet alevden kara / Hasret ölümden acı / Ne zaman tükenecek / Bu yollar, yollar arabacı
Henüz bana yolunun / Sonu budur denmedi / Ben ömrümü harcadım /Bu yollar tükenmedi')

Evet, yollar … Yollar…
Yol gidene de yolda gidene de uğurlar ola vesselam…