Eskişehir Büyükşehir Belediyesi aralık ayı olağan meclis toplantılarının 2. Birleşim 1. Oturumu, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda ESKİ’nin su fiyatları, online su yükleme sistemi ve Kalabak Suyu tartışmalara yol açtı...
AK Parti Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi ve Grup Başkanvekili Ahmet Sivri, vatandaşların ESKİ'nin tahsil ettiği katı atık bedellerini ödemek için soğuk havaya rağmen uzun kuyruklar oluşturarak beklemek zorunda kaldığını belirterek, 8 Aralık’ta başlayan ve 30 Aralık’ta sona erecek sürenin uzatılmasını istedi…
Haklı…
Cumartesi ve Salı günü Sıcaksulardaki ESKİ gişelerinin önünden geçtim. Köşe başındaki banka şubesinin önüne kadar kuyruk vardı…
İçlerinde yaşlılarda vardı…
Bir ara gişelerdeki memurlara “yaşlılar var. Onları bekletmeden alsanız” diyecektim. Ama sıradakiler homurdanır diye vaz geçtim…
O nedenle en azından 2026’nın ocak ayının 15’ine kadar süre uzatılırsa insanlarda saatlerce soğukta kuyrukta beklememiş olur…
“ESKİ SINIFTA KALDI”
AK Partililer yıllardır Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresini (ESKİ) hep eleştirdiler. Yılmaz Büyükerşen’in Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı 25 yılda kaç genel müdür değişse de hiçbiri AK Partililere yaranamadı!
Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve AK Parti Grup Başkan Vekili Ahmet Sivri’de gerek ESKİ Genel Kurulunda gerekse Büyükşehir Belediye Meclis toplantılarında ESKİ’yi eleştirmekten geri durmuyor…
ESKİ Genel Müdürü ve ESKİ çalışanları tabiri caizse ağızlarıyla kuş tutsalar yine yaranamayacaklar…
ESKİ'nin sınıfta kaldığını, 2026 yılına girmemize sayılı günler kala, Eskişehirlilerin hâlâ su yüklemek için otomat kuyruğunda beklediklerini söyleyen Sivri, “Dijital çağdan, akıllı şehirlerden, çağdaş belediyecilikten bahsedenler Eskişehir halkının en temel hizmeti olan suyu bile çağın gerisinde sunmaktadır. Bugün Türkiye'de online alışverişten bankacılığa kadar her şey dijital ortamdayken, Eskişehir halkı şebeke suyunu online olarak bile satın alamamaktadır. Bu tablo, yönetememenin, plansızlığın ve umursamazlığın açık göstergesidir” dedi…
* * *
Kredi veya banka kartları artık yaşamımızın bir parçası haline geldi...
Çoğumuz cebimizde 100 veya 200 TL’nin üzerinde para taşımıyoruz…
Kartla alışveriş yapmaya o kadar alışmışız ki kıraathanelerde, kafelerde bile içtiğimiz çayın bedelini kredi veya banka kartı ile öder hale geldik...
Çoğu esnaf kredi kartıyla alışverişe karşı olduğu için peşin alışveriş yapan müşteri sayısı yarı yarıya düştü…
Önceki gün fırından ekmek alacağım, önümdeki vatandaş aldığı ekmeğin tutarı olan 30 TL’yi kredi kartı ile ödemek istedi…
Fırının kasasında duran sanıyorum fırın işvereni, “Abi 30 TL’niz yok mu? Siz kartla ödeyeceksiniz. Banka ödediğiniz 30 TL’yi yaklaşık bir ay sonra iade edecek. Kasamda nakit param olmazsa çalışanların maaşını ve kiramı ödeyemem. O nedenle mümkünse 1,2 ve üç ekmek ücretlerini peşin alayım” dedi…
Kredi veya banka kartı ile ekmek parasını ödemek isteyen müşteri “nakit para taşımıyorum” demiş olsa haklı…
Banka ona “şimdi al gününde öde” hakkını vermiş…
Fırın işverenleri de haklı…
Herkes aldığı ekmeğin parasını kartla ödemeye kalksa, onlar işçisine maaşını, işyeri kira bedelini ise dükkan sahibine günü geldiğinde ödemek zorunda…
Bir süre öncesine kadar şehirdeki “Sumatiklerde” kredi kartı geçmiyordu…
ESKİ Genel Müdürlüğü sumatiklerde yaptığı düzenleme ile artık kredi kartıyla da su alabiliyoruz…
Artık hemen hemen işlerimizin çoğunu internet üzerinden yapmaya alıştık…
İğneden ipliğe, yemekten içeceğe, sebze-meyve v.s. kadar siparişlerimizi internet üzerinden yapıyoruz... Ayağımıza kadar geliyor…
AK Parti Büyükşehir Belediye Meclis üyesi ve Grup Başkan Vekili Ahmet Sivri, meclis toplantısında, “Kalabak Suyunda üretim çökmüş, denetim işlemiyor, kalite kontrol kâğıt üzerinde kalmıştır. Sorumluluk yok, ciddiyet yok. Vatandaşın sağlığını ilgilendiren bir konuda bu kadar rahat, bu kadar vurdumduymaz olunamaz. ESKİ derhâl online su yükleme sistemine geçmelidir. Kalabak Suyu dolum tesisleri göstermelik değil, gerçek ve bağımsız denetimden geçirilmelidir. Vatandaşın zamanını çalmayın, vatandaşın sağlığıyla oynamayın. 5 dönemdir yönettiğiniz bu şehirde artık algı değil, icraat konuşulmalıdır. Bahane değil, sorumluluk alınmalıdır ve en önemlisi Eskişehir halkına karşı hesap verilmelidir. Üstelik Eskişehir halkı, Türkiye'deki büyükşehirler arasında en pahalı şebeke suyunu kullanmaya mecbur bırakılmaktadır. Yani vatandaş hem en pahalı suyu içiyor hem de o suya ulaşmak için zamanını, sabrını ve emeğini harcıyor. Bu mudur sosyal belediyecilik? Bu mudur halkçı yönetim anlayışınız" diyerek ESKİ yönetimine kıyasıya eleştirilerde bulundu...
“SU’YU TÜRKİYE’DE EN PAHALIYA
SATTIĞIMIZI ISPATLAMALILAR”
Yıllarca yine birileri ısrarla Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ESKİ Genel Müdürlüğünün musluklardan akan kullanma suyunu Türkiye’de en pahalıya satan kurum olduğu iddiasında bulunarak eleştirmeye devam ediyorlar...
Bu eleştiri dünde yapılıyordu bugünde devam ediyor…
Gerek bir önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, bugünde Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, zaman zaman “evlerde, işyerlerinde musluklardan akan kullanma suyunu Türkiye’de en pahalıya sattığımız doğru değil” demiş olsalar da halkın çoğunluğu “suyu pahalıya satıyorsunuz” diyenlere inanıyor…
Bu algı nasıl değişir bilmiyorum…
Herhalde suyun metreküp satış fiyatı yarıya düşürülse belki o zaman(!)...
O da bugünkü şartlarda pek mümkün görünmüyor...
“ILK 10 ŞEHIR ARASINDAYSAK
ONU DA ISPAT EDECEKSINIZ”
AK Partili Ahmet Sivri’nin “musluklardan akan su pahalı” iddiasına hem Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce hem de ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen, verdikleri yanıtlarda bu iddianın doğru olmadığını söylüyorlar. Ancak her ne kadar suyun porsuk çayından alınsa da arıtmak için elektrik ve çeşitli kimyasallar kullanıldığını, bunun da maliyeti yükselttiğini söyleseler de birileri hep aynı sözleri söylemeye devam ediyor…
ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen, Eskişehir’in Türkiye’de en pahalı suyu kullandığı iddiasının doğru olmadığını söyleyerek, "Sınıfta kalmışız maalesef. Not verildiğini bilmiyorduk. Yalnız sayın meclis üyemiz Ahmet Sivri bunu defalarca ve defaatle yapıyor. Eskişehir'deki su fiyatlarının Türkiye'deki en pahalı su olduğunu ispatlamasını arz ediyorum. Büyükşehirler arasında en pahalı suyu Eskişehirliler tüketiyor diyorsanız ispat edeceksiniz. Pahalılıkta ilk 10 şehir arasındaysak onu da ispat edeceksiniz.
Edemezsiniz!
Türkiye'de Büyükşehirler arasında Kalabak suyunda birinci, çeşmeden akan kullandığımız suda 13. sıradayız. Arada çok büyük bir farklar var. Kalabak suda da, damacanada da Türkiye'nin en ucuzuyuz. Bizden ucuz damacana su üretimi yapan yok. Türkiye'nin en ucuzuyuz’ dedi…
Evlerde musluklardan akan suyu pahalıya veya ucuza tüketip tüketmediğimizi bilmiyorum…
Ancak hem Başkan Ünlüce hem de ESKİ Genel Müdürü Özen’in “Bizden ucuz damacana su üretimi yapan yok. Türkiye'nin en ucuzuyuz” söylemine katılıyorum…
Birçok ilde satılan su markaların fiyatlarını araştırdım…
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; en ucuzu Eskişehir Kalabak Suyu…
Bırakın çevre illeri…
Eskişehir’de 19 litrelik damacanalarda satılan suların fiyatıyla mukayese edin…
120-130 TL…
Kalabak suyunun 12 litrelik damaca fiyatı 40 TL…
24 Litre kalabak suyu 80 TL…
Farklı markalardaki 19 litre suların fiyatı Kalabak suyundan bir buçuk kat daha pahalı…
Bende bir vatandaş olarak Kalabak suyumuz ile gurur duyuyorum…
* * *

İKTIDARI KIZDIRACAK RAPOR!
TÜSİAR Türkiye Raporu Aralık 2025 verilerine göre yurttaşların yarısından fazlası Türkiye'nin en önemli sorunu olarak ekonomi ve hayat pahalılığını gösterdi. Ancak ekonomi başlığının ağırlığı azalırken, adalet, hukuk ve liyakat talepleri belirgin biçimde yükseldi. Araştırmaya katılan her 10 kişiden 7’si son bir yılda ekonomik durumunun kötüleştiğini söylüyor…
Türkiye'nin 26 ilinde 2 bin 494 kişiyle yüz yüze yapılan TÜSİAR Türkiye Raporu Aralık 2025 araştırması, ülkede derinleşen geçim krizinin yurttaşların gündemindeki belirleyici yerini koruduğunu ortaya koydu. Ekonomi hâlâ birinci sırada yer alsa da, adalet, hukuk, liyakat ve değerler alanındaki sorunlar hızla ikinci bir ana eksen oluşturuyor. Sözcü Gazetesinde yer alan habere göre, araştırma sonuçları, tek boyutlu bir ekonomik kriz algısından çok boyutlu bir toplumsal sorunlar tablosuna geçildiğine işaret ediyor…
ÖRNEKLEM TÜRKİYE’Yİ YANSITIYOR
Araştırma, Türkiye’nin sosyo-ekonomik, demografik ve siyasal çeşitliliğini yansıtacak biçimde NUTS-2 bölgesel sınıflamasına göre belirlenen 26 ilde gerçekleştirildi. İstanbul (yüzde 27,3), Ankara (yüzde 10,3) ve İzmir (yüzde 8,1) başı çekerken; Bursa, Gaziantep, Şanlıurfa, Van, Mardin, Erzurum, Trabzon ve Zonguldak gibi farklı bölge ve profillere sahip iller de örnekleme dahil edildi. Bu dağılım sayesinde araştırma yalnızca metropollerin değil, Anadolu'nun farklı toplumsal ve ekonomik dinamiklerini de kapsayan güçlü bir temsiliyet sundu. Araştırmanın cinsiyet dağılımı, TÜİK’in Türkiye geneli nüfus verileriyle neredeyse birebir örtüştü. Katılımcıların yüzde 50,4’ü erkek, yüzde 49,6’sı kadınlardan oluştu. Resmi nüfus dağılımıyla farkın yalnızca yüzde 0,4 olması, çalışmanın istatistiksel güvenilirliğini ve genellenebilirliğini güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıktı…
EKONOMİ İLK SIRADA AMA
AĞIRLIĞI AZALIYOR
“Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna verilen yanıtlarda şu şekilde:
Ekonomi / hayat pahalılığı : yüzde 50,1
Adalet / hukuk / yargı sistemi : yüzde 13,7
Ahlaki değerlerde bozulma : yüzde 8,3
Yolsuzluk ve liyakat eksikliği : yüzde 7,2
Ekonomi başlığı ilk sıradaki yerini korusa da, Mayıs 2025’e kıyasla 11,4 puanlık bir düşüş yaşandı. Bu gerileme, ekonomik sorunların hafiflemesinden çok; adalet, hukuk ve kurumsal işleyişe dair rahatsızlıkların daha görünür hâle geldiğini gösteriyor.
ADALET VE HUKUK TALEBİ YÜKSELİYOR
“Adalet / hukuk / yargı sistemi” başlığı, Mayıs 2025’e göre 2 puan artarak ikinci sıraya yerleşti. Bu artış, yurttaşların yalnızca ekonomik refah değil, adil yargılanma, hukukun üstünlüğü ve kurumsal güven taleplerini de temel sorun alanları arasında gördüğünü ortaya koyuyor…
HER 10 KİŞİDEN 7’Sİ: ‘DAHA DA YOKSULLAŞTIK’
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, yurttaşların kendi ekonomik durumlarına ilişkin değerlendirmeleri oldu.
Yüzde 38,5: Çok kötüleşti
Yüzde 31,5: Biraz kötüleşti
Bu verilerle birlikte, katılımcıların yüzde 70’i son bir yıl içinde ekonomik durumunun kötüleştiğini belirtti. Ekonomik durumunda iyileşme olduğunu söyleyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 13,4’te kaldı…
“AYNI KALDI” DEMEK BİLE
RAHATLAMA ANLAMINA GELMİYOR
Katılımcıların yüzde 16,6’sı ekonomik durumunun “aynı kaldığını” ifade etti. Ancak yüksek enflasyon ve alım gücü kaybı dikkate alındığında, bu yanıtlar dahi reel bir iyileşmeden çok süregelen bir geçim sıkışıklığını işaret ediyor.
GENEL TABLO: ÇOK BOYUTLU BİR KRİZ
TÜSİAR Türkiye Raporu Aralık 2025 verileri, Türkiye’de gündemin hâlâ ekonomi merkezli olduğunu ancak adalet, hukuk, liyakat ve toplumsal değerler başlıklarının hızla ikinci bir ana eksen oluşturduğunu ortaya koyuyor. Yurttaşların yaşadığı ekonomik kayıplar, makro göstergelerle anlatılan “istikrar” söylemiyle örtüşmezken, hane halkı düzeyinde derinleşen geçim krizinin politik ve toplumsal sonuçları her geçen gün daha görünür hale geliyor…