İslam medeniyetinin inşasında gençlik, atıl bir yaş grubu değil, canlı ve heyecanlı bir insanlık evresi kabul edilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) tebliğ sürecinin ilk yıllarından itibaren gençlerle güçlü bir iletişim kurmuş, onları İslam’ın ilk öğretmenleri ve stratejik liderleri olarak konumlandırmıştır.

O (s.a.v)’nun ilk üniversitesi olan Mescid-i Nebevi, kurulduğu günden bugüne çocuk ve genç seslerinin kuş seslerine karıştığı, meleklerle insanların buluştuğu bir yer olmuştur. Bilmiyorum bu ifadeler birilerine bir şeyler anlatıyor mu? Allah hikmet kapılarını bizlere açsın.

Peygamber Efendimizin ilk kadrolarına şöyle bir bakalım. Davetinin ilk yıllarında Hz. Ali (10 yaş), Zeyd b. Harise (15-17 yaş), Abdurrahman b. Avf (17 yaş), Sa'd b. Ebi Vakkas (17 yaş), Abdullah b. Mesud (16 yaş), Abdullah b. Ömer (13 yaş), Zübeyr b. Avvam (16 yaş), Mus'ab b. Umeyr (20 yaş), Osman b. Afvan (24 yaş), Ebu Huzeyfe (30 yaş), Ebü Ubeyde b. Cerrah(31 yaş)... bu gençler ve daha fazlası Allah Resulü (s.a.v)’nün ashabı arasındaydı. Yine genç hanımefendilerde İslam'ı ilk seçenler arasındaydı. Peygamber Efendimizin kızlarıyla birlikte Fatma binti el-Hattab (Hz. Ömer'in kardeşi), Hz. Ebu Bekir'in kızları Esma ve Aişe bunların başında gelir.

Peki gençler neden dünyanın balını, bahçesini bırakıp Hazreti Muhammedîn (s.a.v) çile dolu davetini seçiyorlardı. Çünkü Hz. Peygamber’in gençlerle kurduğu yakınlık; muhabbet, şefkat ve değer vermeye dayanıyordu. Efendimiz onları azarlamaz, ikna eder; Dışlamaz kazanmaya çalışır; Gençlerin sorularına sabırla cevap verir, hatalarını örter, mahcup etmezdi.

Tekrar soralım neden gençler İslam’a koşuyordu? Çünkü Allah Resulü(s.a.v) gençlerin kalplerine sesleniyor, onları edebe, adalete, iyiliğe, yeryüzünde yaşanacak İslam cennetinin ötesinde Firdevs cennetine hikmetle çağırıyor, gençlere değer veriyordu. Hz. Peygamber gençlerle geleceği inşa ediyordu. Yirmili yaşlarındaki Mus’ab b. Umeyr’i Medine’ye öğretmen olarak gönderen Peygamber Efendimiz, Muaz b. Cebel’i Yemen’e kadı tayin ediyor, 18 yaşındaki Üsame b. Zeyd’i ordu komutanlığına getiriyordu. Bütün bunlar ve benzeri pek çok örnek Hz. Muhammed’in (s.a.v)’in gençlik noktasında durduğu müstesna yeri bizlere gösterir.

"إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى"

"Şüphesiz onlar Rablerine gönülden inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık." ( Kehf Suresi, 13)

Kuranı rehber edinen sahabe gençleri Erkam bin ebil erkamın evinde safa tepesinde başlayan eğitimlerine suffe de devam ediyorlar; hem ilimlerini hem de Hazreti Peygamberin yanında tecrübelerini arttırarak cennet yolunda menzillerine yürüyorlardı.

إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَيَعْجَبُ مِنَ الشَّابِّ لَيْسَتْ لَهُ صَبْوَةٌ

"Şüphesiz Allah, (gençliğin getirdiği taşkınlıklara kapılmayan) meşru olmayan arzularının peşinden gitmeyen genci takdir eder (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 151). Hadis-i Şerif’te ifade edildiği şekilde alnı ak kalbi pak gençler Hazreti Peygamberin ocağında yetişmiş, insanlığa örnek olmuşlardır. Evet Hazreti Muhammed (s.a.v)’in başlatmış olduğu hareket her türlü haksızlığa hukuksuzluğa arsızlığa karşı bir gençlik davası, bir gençlik devrimidir. Çünkü onun peşinden gidenler insanı ele geçiren insanlıktan uzaklaştıran şehvete, servete, şöhrete karşı tavır almış, bütün dünyaya hak yolu öğretmek için yola çıkmış, fakat yoldan çıkmamış kutlu yiğitlerdi.

Sacit EKERİM / İl Müftü Yardımcısı