Bir zamanlar, çok da eski olmayan zamanlar her mahallenin, her şehrin esnafları vardı. Bakkal dediğimiz yer belliydi, günlük temel ihtiyaçlar oradan temin edilirdi. Bölgenin kırtasiyesi belliydi, kitap-defter oradan alınırdı. Aynı şekilde oyuncakçıları, baharatçıları, züccaciyeleri, kısacası küçük esnaflar…
Günümüzde artık bu esnaflar eskisi kadar iş yapamıyor, birçoğu kepenk kapattı. Ayakta kalmaya çalışanlarsa güç bela ekmek teknelerini açık tutmaya çalışıyor.
Çünkü artık herkesin karşısında aynı rakip var: Zincir marketler, AVM’ler…
Bir zincir markete giriyorsunuz; o markette çikolata da var, tencere tava da. Oyuncak da satıyor, kitap defter de. Hatta bazen iş motosiklete, tekneye kadar gidiyor. Bir süre sonra insan şunu düşünmeden edemiyor. Bu kadar farklı işi aynı anda yapan dev zincirlerin karşısında mahalle esnafı nasıl ayakta kalacak?
Mesele sadece market meselesi de değil. Kasap, baharatçı, çay evleri. Tüm sektörler büyük balıkların baskısını ensesinde hissediyor. Ve durum artık sadece büyükşehirlerin sorunu da değil. Bu zincirler şehrin her noktasına, ilçesine, köyüne kadar giriyor. AVM sayısı her gün artıyor. Konu Eskişehir için de tehlikeli boyuta doğru gidiyor, çok yakın bir dönemde kentteki AVM sayısı 3 katına çıkacak gibi görünüyor.
Vatandaş açısından bakınca tablo anlaşılır. Ekonomi ortada. İnsan doğal olarak uygun fiyatlı yerlere yöneliyor. Bir zincir market, aynı ürünü binlerce şubesi için toplu alıyor. Küçük esnaf ise aynı ürünü çok daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Vatandaş doğal olarak ucuz olanı tercih ediyor. Çünkü bugün herkes geçim derdinde.
Ama işin başka bir tarafı daha var. Bir şehir sadece büyük mağazalarla, kurumsal işletmelerle yaşayabilir mi? Çünkü mahalle esnafı sadece satış yapan yer değildir. Mahallenin içinde bir denge oluşturur. İnsan ilişkisini canlı tutar. Yeri gelir veresiye verir, mahalleye, sokağa hareket getirir. Eskişehir gibi insan ölçeğinde büyüyen şehirlerde bu kültür hala önemli. Bugün birçok küçük esnaf sabah kepenk açıyor ama geleceğini göremiyor. Çünkü karşısında artık her sektöre yayılan dev bir yapı var. Bu dev yapıların kontrolsüz yayılması ve her sektörün ‘’kurumsallaşması’’, küçük işletmeleri görünmez hale getiriyor.
Elbette kimse yatırım yapılmasın, büyük firmalar olmasın demiyor. Ama bir denge kurulamazsa şehirlerin ruhu kayboluyor. Dünyada bu işe el atan ülkeler var. Bizim ülkemizin de artık bununla ilgili bir adım atma zamanı geldi, hatta geçiyor bile. Bir AVM kanunu yapılabilir, en azından haftanın belli günler veya sadece bir gün bu AVM’ler, zincirler için tatil günü ilan edilebilir.
Çünkü küçük esnafı yaşatamazsak, mahalle kültürünü, kent hafızasını da yaşatamayız.