Elimizin altındaki cep telefonlarında bulunan yapay zekalar ile sohbet edebiliyor, daha akıllı olanlarımız da o yapay zekaları günlük hayatlarını kolaylaştırıcı eylemlerde kullanabiliyor. Bugün7-8 yaşında olan çocuklar ise bizlerin yeni yeni adapte olduğu bilişim ve teknolojiye oldukça hakim ve yatkın şekilde gelişimini sürdürüyor.
Bir cep telefonu ya da tablet sayesinde sanal gerçeklikler yaratıp bilgiye ve o bilgiye dayalı yoruma bir oyunmuş gibi ulaşabilen çocuklar var. Örneğin, bir kitabın görselini taratıp cep telefonu üzerinden günümüzden 65 milyon yıl önce yaşamış bir dinozoru oturma odasında yürütebiliyor. Oyun gibi yaşanan bu gerçeklik bilişimin ulaştığı noktayı bize çok net gösterebiliyor. Ya da cep telefonlarına indirilebilen onlarca ücretsiz uygulamalar arasında uzayda çıplak gözle seyahat edip gezegenleri mükemmel sayılabilecek piksellerle yakından üstelik yörüngeleri etrafında dönerken izlemek mümkün.
ARTIK SANATTA BİLE KULLANILIYOR
Dolayısıyla insan hayatı artık teknoloji ve bilişim olmadan gelişim gösteremiyor. Öyle ki kültürel etkinliklerin yanı sıra sanat bile bundan nasibini almış durumda. Örneğin 3 boyutlu yazıcılardan elde edilmiş muazzam eserler Rönesans döneminin muazzam eserleri gibi karşımıza çıkıyor ve bu yeni modern sanat biçimi giderek yaygınlaşıyor.
Burada sorulması gereken ana soru da bu teknoloji ve bilişimin gücünü geniş kitlelerin hayatını kolaylaştıracak şekilde nasıl kullanırız? Oluyor. Bilimi yakından takip edenler ise bu muazzam alanı günlük hayata uyarlayıp özellikle dezavantajlı gruplara, kadınlara, yaşlılara nasıl yaşamsal kolaylık olarak sunarız derdinde.
Dün bununla ilgili AA tarafından tüm Türkiye'ye bir haber servis edildi. Bilişimi ve teknolojiyi engelli bireylerin günlük hayatına uyarlama derdinde olan Anadolu Üniversitesi'nden 3 bilim insanının hayata geçirdiği '3 Boyutlu Yazdırılmış Eserler Müzesi' adlı projesinden bahsediyorum.
GÖRME ENGELLİLER İÇİN MÜZE KONSEPTİ
Proje ile dünya müzelerindeki önemli eserler ile ünlü yapıtlar 3 boyutlu yazıcıyla somutlaştırılıp, Braille alfabesinden tanıtım katları ve sesli betimleme hazırlanarak, görme engellilerin eserleri kolaylıkla anlaması sağlandı.
Görme engellilerin dokunamadıkları için müzelerdeki eserleri anlamlandıramaması üzerine çalışma yapmaya karar veren, Doç. Dr. Özlem Yiğit, Yard. Doç. Dr. Hıdır Karaduman ve araştırma görevlisi Ümran Alan. '3 Boyutlu Yazdırılmış Eserler Müzesi' projesini hayata geçirirken bilişimin engelli bireylerin hayatına nasıl uyarlanabileceğinin nadide bir örneğini sunuyor.
Dünyanın birçok müzesine herkesin ulaşmasının zor olduğunu ifade eden aynı zamanda yakın dostum projenin yürütücüsü Yard. Doç. Dr. Hıdır Karaduman'a göre 'Dünya müzeleri okulumuzda' adıyla başladığımız projeyle eserleri çocuklara gösteriyorduk. Daha sonra bunları görme engellilerin de anlaması ve sanal müzeleri somutlaştırmak için 3 boyutlu görüntüleri yazıcıyla ortaya çıkarttık. Çalışmaya '3 Boyutlu Yazdırılmış Eserler Müzesi' adını verdik.'
Proje, Boğaziçi Üniversitesi'nde geçen yıl düzenlenen Beyaz Baston Festivali'ne de katıldı.
Projedeki yaklaşık 30 sanat eseri görme engellilere sunuldu. Braille alfabesinden tanıtım kartları ve sesli betimlemeyle desteklenen eserler görme engellilere anlatıldı.
DÜNYA MÜZELERİ ESKİŞEHİR'DE, MAHALLELERDE
Karaduman'ın da ifade ettiği gibi;