Siyaset, her şeyden önce bir iddia ve duruş işidir. Net olmayı gerektirir. Gri alanları sevmez, belirsizliği affetmez. Hele ki zamanın akılalmaz bir hızla aktığı, sosyal medyanın her anı kayıt altına alıp önümüze koyduğu bu dijital çağda, vatandaşın siyasilerden en büyük beklentisi nettir: Açık bir tavır ve hızlı bir refleks.
Bugün seçmen ve parti tabanları, kendisine göre doğrunun yanında duranı alkışlıyor, yanlışa karşı tepki koyuyor. Sert şekilde eleştiriyor. Fakat yanlış bir duruşu bile, ‘’hiç duruşu olmamaya’’ tercih edebiliyor. Çünkü vatandaşın nazarında en ölümcül siyasi günah, korkaklık ve eylemsizliktir. Doğruyu savunanı baş tacı eden, yanlışa kızan bu halk: refleks göstermeyeni, rüzgara göre yön değiştireni ise defterden tamamen siler atar.
Tam da bu noktada, CHP içindeki ‘’mutlak butlan’’ tartışmaları ve yargı süreci, sadece hukuki bir mesele olmaktan çıkıp turnusol kağıdına dönüşmüş durumda.
Ancak bakıyoruz ki, Eskişehir’de birileri hemen ‘’tarafsızlık’’ pelerinine bürünmüş. Kendini her şeyin ve herkesin üzerinde konumlandırmaya çalışan bir akıl, el altından şu mesajı veriyor.
‘’Ben isimler üstüyüm, partinin hakiki özüyüm; ne Kemalciyim ne de Özgürcüyüm…’’
Kulağa ne kadar entelektüel ve uzlaştırıcı geliyor değil mi? Oysa kazın ayağı öyle değil. Vatandaş bu süslü cümlelerin arkasındaki asıl niyetin, ‘’ Bu savaşı kim kazanırsa, ben onun yanında saf tutarım’’ kurnazlığı olduğunu çok iyi görüyor, çok iyi okuyor. Bu bir üst akıl duruşu değil, düpedüz ‘’bekle-gör’’ oportünizmidir.
Eskişehir’de bu partiye yöneticilik yapmış, milletvekilliği koltuğuna oturmuş ya da yarın bir gün bu makamları hedefleyenlerin susmaya, izlemeye ve ‘’hele bir sular durulsun’’ demeye hakkı yoktur. Geçmişteki makamlar kimseye ömür boyu susma kredisi vermez, gelecekteki makam iddiaları ise bugünden cesaret ve netlik ister.
Vatandaş, bu tarihi kırılma anında kimin başını kuma gömdüğünü, kimin ise gövdesini taşın altına koyduğunu tek tek not ediyor.
Siyaset kulislerinde fısıltıyla konuşup, kamuoyu önünde ‘’hakem’’ rolü oynamaya çalışanlara sormak gerek: Tarihin doğru tarafında mısınız, yoksa sadece kazananın tarafında mı olacaksınız?
Unutulmasın ki; tarih, fırtınalı günlerde limana saklananları değil, o fırtınaya rağmen rotasını net olarak çizenleri yazar. Bugün ‘’hakiki particiyiz’’ diye ortaya çıkıp, kriz anında kafasını çevirenlerin maskesi düşmüştür. Yarın kazananın elini öpmek için bugün pusuda bekleyenler, bu şehir ne lider yapar ne de vekil tayin eder. Eskişehir seçmeni, parti örgütü ve siyasi hafızası, bu fırtınada sessiz kalanları çok iyi hatırlayacaktır.