Doruk Madencilik işçileri, uzun süredir hakları için mücadele ediyor.

Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen, açlık grevi yapan, polis şiddetine maruz kalan, ailelerinden uzak kalan işçiler sonunda direnişi kazandı.

Aylardır ödenmeyen ücret alacakları ve TMSF öncesi ve sonrasında haksızca çıkış alan işçilere tazminat haklarının ödenmesi için alanlardaydı işçiler.

3 bakanlık garantörlüğünde 15 Mayıs’a kadar alacaklarının hesaba yatacağı söylenmişti. Ancak Holding ne bakanlıkları ne de işçileri dikkate aldı ve mağdur etmeye devam etti.

Sürekli kandırılmaya çalışılan, umutlarıyla oynanan maden işçileri asla pes etmedi.

Ne onlara verilen sözlere aldandı ne de boyun eğdi.

Bağımsız Maden İş temsilcileri bu süreçte çok önemli bir rol oynadı.

Direnişten vazgeçmedi ve “örnek bir sendikacılık” gösterdi herkese.

Bu mücadelenin meyvelerini de önceki gün aldı işçiler.

Tutulmayan sözler ve alamadıkları hakları için Yıldızlar SSS Holding’e yürüyen işçilere Özgür Özel ve çok sayıda siyasetçi destek verdi.

Ancak işçilerin yanında tanıdık bir yüz de görmek isterdik.

Bu şehrin vatandaşı olan, seçim zamanı geldiğinde oyuna talip olacağın işçinin yanında durmak, mücadelesine katılmak siyasetçilerin görevidir.

Bu ülkede hakkını alamayan çok sayıda işçi var. Ağır şartlarda çalıştırılan, haksız yere işten çıkarılan, düşük ücretlerle ailesini geçindirmeye çalışan çok kişi var.

Doruk Madencilik işçileri de bu kesimin sadece bir kısmı.

Örnek bir mücadele sergileyen işçilerin bu dönemde yanında olmak vicdani bir sorumluluktu.

İşçilerin önceki eyleminde destek veren birkaç Eskişehirli siyasetçiyi biliyoruz.

Çok önemli planlarınızı bir kenara bırakıp mücadeleye destek vermek size hiçbir şey kaybettirmez, aksine kazandırırdı.

Siyaset, haksızlığa uğrayanın yanında durabilmek, mağdurun sesini duyabilmek ve zor zamanlarda sorumluluk alabilmek aynı zamanda.

İşçinin hakkını aradığı günlerde yanında olmayacaksınız da ne zaman olacaksınız?

Görünen o ki Doruk Madencilik işçileri herkese çok sayıda ders verdi.

Hem “sendikacılık” oynayanlara, hem de hakkın hukukun yanında duruyormuş gibi gözükenlere…