Deniz Çağlar Fırat yazdı.
'Saat 24.00'den sonra herkesin istirahat saati. Bu saatten sonra alkolün açık veya kapalı olarak satılması ve kullandırılması yasaklanmalı. Turizm belgeli yerlerde saat 03.00'e ve 05.00'e kadar içilmesine de karşıyız. Saat 24.00'den sonra da herkes evinde olmalı.'Bu sözler Eskişehir Esnaf Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen'e ait. Dünkü yerel basında yer aldı. Bu satırlar yazılana kadar da yalanlanmadı. Bu sözleri dinsel temelli bir ideolojinin yansıması ya da alkol karşıtı bir düşüncenin dışa vurumu olarak da ele alabilirsiniz. Ben Başkan Birsen'i tanıyan biri olarak bunları bir kenara bırakarak konuya başka bir açıdan yaklaşacağım. Çünkü o benim için tartışılacak bir konu değil.
Hamamyolu Urban Deck yani Hamamyolu Projesi… Biliyorsunuz Odunpazarı Belediyesi, Hamamyolu Projesini yaklaşık 15 milyon liraya mal ederek Eskişehirlilerin hizmetine sundu. Hamamyolu projesi ile ilgili olarak görüşlerimi bu Pencere'den her fırsatta dile getiriyorum.
Projeyi şu an kent merkezinde en ucuza çay-kahve içilip sosyalleşebilen ve halkçılık ilkesinin en güzel örneklerinden biri olarak görüyor ve bu anlayışla hayata geçirildiğini düşünüyorum. Şu an proje sayesinde Hamamyolu'ndaki insan sirkülasyonun 3 hatta 4 kat fazlalaştığını da gözlemliyoruz.
Çamlıca'dan, Emek'ten, Gündoğdu'dan, Şirintepe'den aileler, insanlar Hamamyolu'na yüzünü dönmeye, orada sosyalleşmeye başlamış durumda. En azından Eskişehir kent merkezinde en ucuza çay içebildikleri yer olarak karşımıza çıkıyor. Yani ortada ciddi bir değişim-dönüşüme neden olan maddi bir proje var.
Orayı kullananlar değişiyor, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı değişiyor, bölgeye gelen insanlar değişiyor, o bölgede yaşayan insanlar değişiyor. Değişmeyen tek bir kesim var, bölge esnafı…
ESNAF DEĞİŞİME KAPALIDIR
Dünyanın neresinde olursa olsun, siz bir bölgeye 15 Milyon liralık bir yatırım yaparsanız, o bölgenin işletmecileri-girişimcileri o yapıdan, o yatırımdan etkilenerek değişim yoluna gider. Çünkü bu eşyanın tabiatıdır. Madde şekil verir, biçimlendirir. Bu değişim ilericidir, çevresini bir tık hatta iki tık yukarı taşır.
Ama gel gör ki Eskişehir'de ve ülkemizde esnaf kesiminden sürekli bu yönde bir defans vardır. Değişime, dönüşüme karşı bir duvar örme, bir karşı çıkma, bir itiraz etme kültürü mevcuttur. Bu da aslında kökleri ahilikten gelen bir durumdur.
O yüzden AVM'ye karşı çıkar.
Girişimcilik, işletmecilik, mağazacılık gibi mesleki fark yaratacak kavramları benimsemez, onlara itiraz eder.
Başı sıkıştı mı ayrıcalık talep eder, vergi affı ister, teşvik der.
Ama iş değişime gelince uyum göstermez.
HAMAMYOLU DEĞİŞTİ AMA ESNAF BAKIŞI AYNI
Gidin bakın şimdi Hamamyolu'na. Her şeyin değiştiğini, insanların, çevre sakinlerinin, yolun, insanların... Herkesin değiştiğini göreceksiniz. Ama bölge esnafının o değişime uyum sağlamak adına dükkanlarını hala o değişime uyum sağlamak adına değiştirmediğini göreceksiniz. Hatta değişime direndiğini de…
Gidin sorun oradakilere, 'proje güzel de esnaf bitti' şikayetini duyacaksınız.
ESNAF DİRENİR İŞLETMECİ DEĞİŞİR
Sanki her kültürel, ekonomik ve sosyal yatırımın esnafı korumak adına yapılma zorunluluğu varmış gibidir, Türkiye'deki işler. Kimse bankacıyı, doktoru, gazeteciyi, mağaza çalışanını, fabrika işçisini esnafı düşündüğü kadar düşünemez gibidir.
Burada en temel nokta aslında esnaf ile girişimci, esnaf ile işletmeci arasındaki o farktır. İşletmeci, görür, fark eder, uyum sağlar, rekabete hazırdır.
Esnaf ise defans örer, koruma talep eder.
İşte bu bakış açısıdır, dün Esnaf Odaları Birliği Başkanına 'herkes 24'te evinde olsun, istirahat herkesin hakkı. Turizm belgeli işletmelere de yasak olsun' dedirten gerekçe.
Çünkü kendileri 24'te evine gitmek istiyorsa, turizm belgeli işletmeciler de evine gitmelidir.
Çünkü esnaf rekabeti sevmez.
Turizm belgeli işletmeci açıksa kendisi de açık olmak zorunluluğundan dolayıdır, bu sözlerin arkasındaki düşünce. Rekabet zorunluluğu ortadan kalksındır, bu cümlenin özü.
Öyle alkol karşıtlığı falan yoktur ortada.
Onlarınki işletmeciliğe, girişimciliğe bir tepkidir aslında.
Anlatabiliyor muyum?