Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediye Başkanlarının “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” nedeniyle düzenledikleri yemeğe katıldım…
Geçmiş yıllarda belediyeler ayrı ayrı düzenlerdi. Sadece muhabir, yazı işleri müdürleri, kameraman, köşe yazarları davet edilirdi…
Son yıllarda “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” nedeniyle basın çalışanları için merkezdeki üç belediyenin ortaklaşa verdiği yemeğe ayrım yapılmadan gazete, TV, İnternet Gazetelerinde çalışan herkes davet edilmeye başlandı…
Doğrusu da bu…
Çalışan gazeteciler günü, gazetecilik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için 1962'den beri 10 Ocak günü düzenlenen Türkiye’ye özgü bir kutlama günü…
1961'de 212 sayılı ‘Fikir İşçileri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 10 Ocak günü, 1962-1971 arasında "Çalışan Gazeteciler Bayramı" adıyla kutlandı…
1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı "Çalışan Gazeteciler günü" olarak değiştirildi. Söz konusu düzenleme, gazetecileri "fikir işçisi" olarak tanımlıyor…
Gazete veya TV’lerde çay veya yemek servisi yapanlar her ne kadar 212 sayılı yasaya göre çalışmasalar da yani “fikir işçisi” olmasalar da onlarda basın emekçileri…
Gazete, TV, internet haber sitelerinin çatısı altında çalışan her bir kişi bana göre ‘basın emekçisi’…
‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ nedeniyle belediyelerin düzenlediği yemeğe onların da davet edilmeleri doğru bir düşünce…
Kim düşündü veya fikir kim veya kimlerden çıktı ise kutluyorum…
Onlar davet edilmemiş olsaydı “ayrımcılık” olurdu…
* * *
Gelelim yazımın başlığına…


Yemeğin düzenlendiği salona girdiğimde oturacağım masayı ararken Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin danışmanı DSP İl Başkanıyken tanıdığım, o yıllardan bugüne kadar hukukumuz artarak devam eden Ayhan Kavas ile karşılaştım…
“Sadi abi senin yerin protokol masasında” diyerek salon görevlilerinin birisinden beni oturacağım masaya götürmesini rica etti…
Uzun bir masa…
Masada kimler vardı…
CHP İl Başkanı Talat Yalaz…
Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ayşe Ünlüce…
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt…


Eskişehir’de 25 yıl üst üste Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaparak rekor üzerine rekor kıran, 2024’te yapılan yerel seçimlerde partisi tarafından rızası alınarak aday gösterilmeyen, şimdilerde ise 5 dönemde edindiği bilgi ve tecrübeyi başta Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere CHP’li tüm belediyelere proje üreten Başkan Danışmanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen…
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca…
Türkiye Spor Yazarları Derneği Eskişehir Şube Başkanı olarak şahsım...
Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ali Baş ve TGS Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım, Sakarya Gazetesi imtiyaz sahibi Üstüner Ünügür, Şehir Gazetesi’nin sahibi Hakan Kaymak ve meslekte 50 yılını deviren iki meslektaşım Kemal

Yılmazer ile Bülent Özyazıcı…
* * *
Masada Yılmaz Büyükerşen’i görünce yanına gittim, “Gazeteciler Gününüz Kutlu olsun hocam” dedim…
Sırtı bana dönük olmasına rağmen sesimden tanıdı herhalde emin olmak için, “Sadi sen misin?” diye sordu…
“Evet, Hocam” dediğimde döndü ve elini öptüm…
Niye?
Meslek ve yaşça büyüğüm olduğu için…
Üniversite öğrenciliği döneminde gazetecilik yaptığı için…
“Sadi her gün önüme geliyorsun” dedi…
Şaşırdım…
Kendisiyle Büyükşehir Belediye Başkanlığından ayrıldıktan sonra ya 3 ya da 4 kez bir araya geldik…
Oda etkinliklerde…
Şaşırdığımı anladı herhalde, “Her gün Eskişehir gazeteleri masama geliyor. Senin de yazılarını her gün Yenigün Gazetesi’nde okuyorum. Sen beni her gün görmesen de ben seni görüyorum” dedi…
“Beni görünce yazılarımı okuduğu laf olsun diye söyledi” diye düşündüm…
“Bak geçen gün yazdığın bir yazı vardı. İçinde benim adımda geçiyordu. Biraz eleştirisel bir yazı olmuş. Olacak elbette” dedi…
Eve dönüp yazılarımı sakladığım arşivimi karıştırdım…
Yılmaz Hoca’nın benim yazılarımı gerçekten okuduğuna inandım…
* * *
Zaman zaman düşünürdüm…
Belediye Başkanlığı döneminde her gün yazılarımı okuduğunu biliyorum…
Belediye Başkanlığını bıraktıktan sonra “yerel gazeteleri yine okuyor mudur?” diye merak ediyordum…
Başkanlık döneminde “kendisi veya belediye ile ilgili eleştiri ve öneri var mı” diye okurdu…
Demek ki yılların alışkanlığı devam ediyor Yılmaz Hoca’da…
Maşallah sağlığı yerinde…
Birçok meslektaşım masaya gelip elini öptü…
Hatta fotoğraf çektirenlerde oldu…
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, başka bir programa gittiği için 10-15 dakika geç geldi…
Masada yıllarca yanında çalıştığı, genel sekreterliğini yaptığı Yılmaz Hocayı görünce önce elini öptü sonra “baba kız” öpüştü…
Yılmaz Hoca, zaman zaman Genel Sekreteri Ayşe Ünlüce’ye “kızım” derdi…
* * *
Son olarak şunu da yazmasam olmazdı…
Her ne kadar 64 yıldır “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlansa da günümüzde yaşanan ekonomik sıkıntılar veya başka nedenlerden dolayı işten çıkarılmış çalışmayan gazeteci sayısı da rakamını tam olarak bilmiyorum ama Türkiye genelinde 300-400 hatta 500 diye duyuyorum…
O nedenle “10 Ocak Çalışanlar Gazeteciler Günü” adı “10 Ocak Gazeteciler Günü” olarak değiştirilmeli…
Yoksa işten çıkarılan veya gazeteleri kapanması nedeniyle işsiz kalan meslektaşlarımıza haksızlık yapmış oluruz...
* * *

KAHVECİLERDE YENİ BAŞKAN KARATAY
Pazar günü yapılan üç adayın yarıştığı Eskişehir Kahveciler Odası seçimini Mehmet Karatay Kazandı…
Başkan adaylarından Karatay, 4 yıl önce kıl payı kaybettiği seçimi bu kez 18 oy farkla kazandı…
Mehmet Karatay 230 oy alırken diğer adaylardan Ünal Kırlı 212, Fazıl Yıldırım ise 62 oy aldı…
Mehmet Karatay da, Fazıl Yıldırım’ da kardeşim kadar sevdiğim insanlar…
İkisinide birbirinden ayırt edemem…
Mehmet Karatay, adaylık açıklamasına telefon ederek davet etti…
Karatay’ın adaylık açıklamasından önce Fazıl Yıldırım’ın da aday olduğunu bilmiyordum…
Birkaç gün sonra öğrendim…
Yıldırım da “adaylık açıklamasına” davet etti…
İkisini de katılamadım…
Fazıl Yıldırım’ı adaylık açıklamasından bir gün sonra işyerinde ziyaret ettim…
“Hayrola Fazıl bu adaylık meselesi nereden çıktı. Daha önce bana hiç bahsetmedin. Son anda mı karar verdin?” diye sordum…
“Abi yaklaşık 15 gündür hemşehrilerim işyerime geliyor. İllaki Kahveciler Odası’na başkan adayı olmam için ısrar ediyorlardı. Ben de farklı kahveci esnaflarıyla istişareler yaptım. Bana destek verenlerin sayısı yabana atılacak sayı değildi. Ben de aday olmaya karar verdim” dedi…
Bunun üzerine kendisini, “Mehmet Karatay Emirdağlı. Hemşehrileri destekliyor. Bir de 4 yıl önce adaydı. Kıl payı kaybetti. Ünal Kırlı, başkan Zeki Çoban’ın bildiğim kadarıyla kayın biraderi ve ortağı. Her isi isimde güçlü, aralarından senin çıkman çok zor, istersen bir daha düşün” diye uyardım…
Ama çevresindekiler seçimi kazanacağına inandırmıştı... Çekilmedi…
Yüzüne karşı söylediğim gibi seçim yarışı Karatay ve Kırlı arasında geçti…
Öyle sanıyorum ki, kendisine “aday ol” baskısı yapan hemşehrilerinin haricinde 10-15 kahveci esnafının desteğini alabilmiş…
Seçim sonuçlarının ardından konuşan Mehmet Karatay, üyelerin desteğiyle yola çıktıklarını vurgulayarak, “İnşallah üyeler kazanacak, kazanan odamız olacak. Çalışacağız, sahada olacağız ve seçimden sonra hiç ara vermeden sorunların üzerine gideceğiz. Çünkü yıllardır birikmiş problemler var” dedi…
* * *
Fazıl kardeşim “ben neden kaybettim” diye üzülmemeli…
Demokrasilerde kazanmakta, kaybetmekte var…
“Neden aday oldum” demeli…
20-30 kişinin ağzına bakarak aday olunmaz…
Bundan gereken dersi çıkarmalı…
En azından kendisi için önemli bir deneyim oldu...
Zorlu yarıştan zaferle çıkan Mehmet Karatay kardeşimi bu başarısından dolayı kutluyorum…
4 yıl önce seçimi kaybetti ama yarışı bırakmadı…
4 yıl boyunca kahveci esnafını “neden oy vermediniz?” diye sorgulamadan, “ben nerede hata yaptım” diye kendisini sorguladı…
Gereken mesajları çıkardı…
Ona göre bir çalışma yaptı…
Seçimden bir süre sonra kahveci esnaflarını tek tek ziyaret ederek kendisine destek veren vermeyen diye ayrım yapmadan dolaştı…
Geleceğe yatırım yaptı ve kazandı…
Mehmet Karatay kardeşimi tekrar kutluyor, hafta içerisinde mazbatasını alarak başlayacağı görevinde başarılar diliyorum. Başarılı olacağına da inancım tam…
* * *