Riyakârlık ilk bakışta kolay fark edilen bir şey değil… Çoğu zaman kendini açık açık göstermez; daha çok aralarda kalır. Bir cümlenin tonunda, bir bakışın içinde ya da fazla özenle seçilmiş birkaç kelimede kendine yer bulur. Bu yüzden insan bazen neyin gerçek, neyin sadece iyi kurgulanmış bir görüntü olduğunu ayırt etmekte zorlanır.

Bugün etrafımızdaki pek çok ilişki biraz bunun üzerine kurulu gibi. İnsanlar ne düşündüğünden çok, nasıl göründüğüne odaklanıyor. Hangi cümle daha iyi durur, hangi tavır daha çok kabul görür… Bunlar, içten gelenin önüne geçiyor. Siyasette de, iş hayatında da, günlük ilişkilerde de benzer bir tablo var. Yan yana dururken başka, arka planda başka konuşulan bir düzen.

Bu durum bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyor. İnsanlar kendilerini ifade etmekten çok, kendilerini “sunmaya” başlıyor. Haliyle ortaya çıkan şey de tam olarak kişi olmuyor; biraz düzenlenmiş, biraz törpülenmiş bir versiyon oluyor. Herkesin birbirini ölçtüğü, tarttığı, ona göre davrandığı bir ortamda samimiyet ister istemez geri çekiliyor.

İlginç olan ne biliyor musunuz? Bu durum çoğu zaman fark edilse bile çok da yadırganmıyor. Hatta bir noktadan sonra normal kabul ediliyor. “Böyle olması gerekiyor” gibi bir düşünce yerleşiyor. Oysa bu kabul, gerçeğin yerini yavaş yavaş görüntüye bırakmasına neden oluyor. Söylenenle yapılan arasındaki mesafe açılıyor, ama kimse bunu yüksek sesle dile getirmiyor.

Oysa bir insanı anlamak için büyük sözlere gerek yok. Çoğu zaman küçük anlar yeterli oluyor. Kimsenin izlemediği bir yerde nasıl davrandığı, işine gelmediğinde ne yaptığı… Bunlar daha çok şey anlatıyor. Çünkü orada bir çaba yok, bir kurgu yok. Olduğu gibi hâli var.

Riyakârlığın en zor tarafı da burada. Bir süre sonra kişi sadece başkalarını değil, kendini de o kurguya inandırmaya başlıyor. Ne söylediğiyle ne hissettiği arasındaki fark silikleşiyor. Ve insan, fark etmeden kendine uzak düşüyor.

Belki bu yüzden mesele sadece başkalarında aranmamalı. Herkesin kendine dönüp bakması gereken yerler var. Hangi anlarda olduğumuz gibi davranmıyoruz? Hangi cümleler gerçekten bize ait değil? Bazen söylenmeyenler, söylenenlerden daha fazla şey anlatıyor.

Riyakârlık her zaman büyük yalanlarla ortaya çıkmıyor. Küçük susuşlarla, küçük kabullenişlerle büyüyor.

Her şeyi değiştirmek mümkün değil belki. Ama en azından kendi durduğumuz yeri netleştirmek mümkün. Ne söylediğimizle ne yaptığımız arasındaki mesafeyi azaltmak… Belki de en başta bu yeterli.

Çünkü gerçek çoğu zaman sessizdir. Ama yerini kolay kolay kaybetmez.