Merhaba Değerli Okurlar ;
Bu hafta karşı cinsle fotoğraf çektirmek boşanma davasında zina oluşturur mu? Yargıtay kararları ve kanunlar kapsamında değerlendireceğiz. Aile hukukunda en çok tartışılan konulardan biri, eşlerin sadakat yükümlülüğünün sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğidir. Özellikle sosyal hayatın ve dijital paylaşımların yoğunlaştığı günümüzde, “karşı cinsle fotoğraf çektirmek zina sayılır mı?” sorusu sıkça gündeme gelmektedir. Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için öncelikle zinanın Türk Medeni Kanunu’ndaki yerini, yargıtay içtihatlarını, ardından boşanma sebeplerini ve son olarak da zinanın nasıl ispatlandığını ele almak gerekir.

Zinanın Türk Medeni Kanunu’ndaki Yeri
Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik, eşlere karşılıklı sadakat yükümlülüğü yükler. Bu yükümlülük, evlilik birliğinin temel taşlarından biridir. Zina ise bu yükümlülüğün en ağır ihlali olarak kabul edilir ve kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir (TMK m.161).
Hukuki anlamda zina, eşlerden birinin evlilik devam ederken karşı cinsten biriyle cinsel ilişki yaşamasıdır. Bu nedenle her türlü yakınlık ya da samimiyet zina olarak nitelendirilemez.

Boşanma Sebepleri Açısından Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini ikiye ayırır: özel ve genel sebepler.
Zina, özel boşanma sebeplerinden biridir ve ispatlandığı takdirde hâkim boşanmaya karar verir. Bunun yanında uygulamada en çok başvurulan sebep ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166).

Zinanın İspatı ve Deliller
Zina iddiası, hukuki sonuçları itibarıyla oldukça ağırdır. Bu nedenle mahkemeler, zinanın varlığını değerlendirirken titiz davranır.
Uygulamada zina çoğu zaman doğrudan ispat edilemez. Bu sebeple mahkemeler;
• Tanık beyanlarını
• Otel kayıtlarını
• Mesajlaşmaları
• Fotoğrafları
birlikte değerlendirerek sonuca gider.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2017/4602 Esas, 2018/14854 Karar sayılı ilamında;
“...davacı tarafından dosyaya sunulan, davalı ile bir başka kadının farklı mekanlarda ve zamanlarda çektirdiği ve olağanın dışındaki samimi pozlarını içeren fotoğraflar, tanık anlatımları ile birlikte değerlendirildiğinde zinanın ispatlandığının kabulü gerekir...”
şeklinde hüküm kurulmuştur.
Bu noktada özellikle altı çizilmesi gereken husus şudur:
YARGITAY’IN DA VURGULADIĞI GİBİ BELİRLEYİCİ OLAN YALNIZCA FOTOĞRAFIN VARLIĞI DEĞİL, FOTOĞRAFLARDAKİ OLAĞANIN DIŞINDAKİ SAMİMİ POZLARDIR.
Yani sıradan, sosyal ortamlarda çekilmiş fotoğraflar değil; evlilik birliğindeki sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmayacak derecede yakınlık içeren, hayatın olağan akışıyla açıklanamayacak samimiyet düzeyi önem taşımaktadır. Bu tür pozlar, diğer delillerle birleştiğinde artık basit bir görüntü olmaktan çıkar ve zinanın ispatına hizmet edebilir.
Karşı Cinsle Fotoğraf Çektirmek Zina Sayılır mı?
Gelelim en çok merak edilen soruya…
Yukarıda incelemiş olduğumuz yargıtay kararları, ilgili kanunlar gereğince, Karşı cinsle fotoğraf çektirmek tek başına:
Zina değildir.
Ancak;
• Fotoğraflar olağanın dışı samimiyet içeriyorsa,
• Farklı zaman ve mekânlarda süreklilik gösteriyorsa,
• Tanık beyanlarıyla destekleniyorsa,
bu durumda artık mesele sadece bir fotoğraf olmaktan çıkar. Bu tür deliller bir araya geldiğinde, yukarıdaki Yargıtay kararında olduğu gibi zinanın ispatına kadar gidebilecek bir tablo ortaya çıkabilir.
Aksi halde bu tür davranışlar zina sayılmasa bile, sadakat yükümlülüğünün ihlali kapsamında değerlendirilerek evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmaya gerekçe yapılabilir.
Aile hukukunda önemli olan tek bir delil değil, delillerin birlikte oluşturduğu genel tablodur. Bu nedenle her somut olay, kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.