Geçtiğimiz gün yazdığım 'Türkiye'nin En Büyük Sorunu Liyakattir' başlıklı yazıma çok sayıda olumlu dönüş oldu. Bu yazıya değerli görüşleri ile katkı sunan isimlerden biri de Prof. Dr. Nadir Suğur'du. Nadir Hoca, sosyoloji alanında ortaya koyduğu çalışmalarla dikkat çeken ve Eskişehir kent öznelinde olukça da etkili bir isim. Konulara ve olaylara bakış açısı oldukça önemlidir.
Nadir Hoca, ilgili yazıma sosyal medya üzerinden sunduğu katkıyla liyakat konusuna farklı bir açıdan bakmamızı sağladı. Nadir Hoca'nın değerlendirmesi şöyle;
'Evet sevgili Deniz, liyakati sağlamak önemlidir. Ama belki ondan çok daha öncelikli olan ise tüm yurttaşlarımızın belli bir bilgi, beceri ve donanıma sahip olmalarını mümkün kılabilecek eğitim imkanlarını sağlamak ve bu imkanlara ulaşamayacak durumda olan muhtaç yurttaşlara yönelik ulaşılabilir, ücretsiz, nitelikli bir eğitim alt yapısını oluşturmak olmalıdır. Bu durum sağlanmadığı durumlarda (örneğin ülkemizde) liyakat sadece sosyal ve ekonomik durumu görece iyi olan ve siyasi bağlantıları güçlü olan yurttaşlarımızı kapsar. Eğer biz bu ülkede, yoksullara, kırsalda kesimde yaşayanlara, engellilere, okula gönderilemeyen kız çocuklarımıza, okulu terk etmek durumunda kalanlara vsliyakate dahil olabilecekleri bir eğitim alt yapısını sunamadığımız takdirde 'tek başına liyakat talebi eşitsizlikleri yeniden üretir''
Anadolu Üniversitesi eski Hukuk fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ufuk Aydın da düşüncelerime tamamen katıldığını ve Nadir Hoca'nın çekincelerine de destek verdiğini söyledi.
Dolayısıyla Nadir Hoca'nın yaklaşımına göre toplumda liyakatin sağlanması için öncelikle ulaşılabilir, ücretsiz, nitelikli bir eğitim alt yapısını oluşturmakgerekiyor. Eğer bu oluşmazsa tek başına liyakat talebinin eşitsizlikleri yeniden üretecektir. Hiç şüphesiz cumhuriyet ilkesi ve fikri de tam olarak burada anlam kazanıyor. Liyakat, sosyal bölüşümde fırsat eşitliği, eğitimde fırsat eşitliği gibi genel anlamdaki bir eşitlik talebinin (halkçılık ilkesi) anlam kazanması için eğitim olmazsa olmazdır. Nitekim Aziz Sancar'ın dediği gibi 'Biz Türkler her şeyi yaparız, her şeyi başarırız, İstiklal Savaşı'nı kazandık, bütün Batı'ya karşı savaştık İstiklalimizi kurduk ve şimdi devam ettirmenin yolu eğitimdir diye bize aşıladılar. Biz her şeyi yaparız düşüncesiyle büyüdüm' sözleri de bu düşüncenin bir sonucudur.
EĞİTİM SİSTEMİMİZ BUNA UYGUN MU?
Nadir Hoca gibi değerli hocalarımız liyakatin oluşması için eğitimin önemine vurgu yaparken bunun oluşması için koşullar uygun mu peki? Sanırım bu cevabı bize (Allah uzun ömürler versin) Aziz Sancar kadar değerli yaşayan bir başka bilim insanımız olan Muazzez İlmiye Çığ versin;
'Eğitimde büyük bir çöküntü var. Eğitim düştükçe cehalet artar, cehalet arttıkça insanlar birbirine düşman olur. Şimdi 'dindar ve kindar çocuk yetiştireceğiz' diyorlar. Yetiştiriyorlar da… Bu yaşıma kadar çocuğunu öldüren, anasını babasını öldüren görmemiştim, son yıllarda görür oldum.Bu örnekte bile görüyor musunuz ne kadar geriye gittiğimizi? Oysa bugün, Cumhuriyet döneminin en yüksek çağındayız aslında. Cumhuriyet ilan edildiğinde ne bilimden haberimiz vardı ne de sanattan. Dağdaki koyun gibiydik. Ama bakın şimdi, bu 80 yıllık birikimin sonunda, dünya çapında bilim adamlarımız, yazarlarımız ve sanatçılarımız var. Nobel'i bile kazandık, defalarca ve farklı alanlarda. Kimse bilmez ama Hayrettin Karaca da Nobel'in bir alt dalına değer görülmüştür. Bugün dünya çapındaki sanatçılarımızın eserleri müzelerde sergileniyor, uluslararası orkestralarda çalınıyor. Avrupa'nın 400 yılda kat ettiği yolu biz 80 yılda geçtik. Ama buraya kadardı. Bundan sonra yeni isimler çıkmayacak, çıkması için uygun bir eğitim sistemi yok.' (Kaynak; https://www.birgun.net/haber/unlu-sumerolog-muazzez-ilmiye-cig-en-onemli-ihtiyacimiz-laiklik-142482)