Eskişehir bugünlerde yeni bir festivali konuşuyor.

Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilmesi planlanan Uluslararası Porsuk Festivali, mecliste kabul edildi ve önümüzdeki dönemin önemli kültür-sanat ve hatta turizm projelerinden biri olarak gündeme geldi. Festival, bu şehir için yeni bir etkinlikten çok daha fazlası olabilir. Çünkü Eskişehir’in kültür sanat alanında güçlü bir festival hafızası var.

Bu yeni festival planı bana yıllar önce Eskişehir’in adını Türkiye’ye ve dünyaya duyuran başka bir festivali hatırlattı.

Uluslararası Eskişehir Festivali’ni…

Ben festivalin ilk yıllarını hatırlayacak yaşta değilim ancak özellikle son dönemlerine tanıklık eden bir kuşağın içindeyim. 2009 yılında 15’incisi düzenlenerek sona eren festival, birçok Eskişehirli gibi benim de hafızamda yer etti. Ve festivali ilk yıllarından beri takip eden, yaşayan Eskişehirlilerden de çok dinledim. Hatta bu yazıyı yazmadan önce Eskişehir’in yakın dönem hafızası denebilecek bazı isimlerle görüştüm, sordum, fikirlerini aldım. Yazılı hatıraları, medyayı ve bazı kaynakları taradım.

Zeytinoğlu Eğitim, Bilim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen Uluslararası Eskişehir Festivali fikri, 15 Eylül 1994 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Esbank’ın kuruluş yıl dönümü etkinlikleri esnasında ortaya çıkıyor. Etkinliğe katılan gazeteci Hıncal Uluç ve dönemin Kültür Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Emre Kongar’ın, etkinliklerin İstanbul yerine Eskişehir’de yapılması yönündeki önerileri, kentin kültür hayatında yeni bir dönemin başlamasına yol açıyor. (Kaynak: Prof. Dr. Nazmi Kozak (Ed.), Dünden Bugüne Eskişehir ve Yöresindeki 16 Etkinliğin Öyküsü, Tepebaşı Belediyesi Yayınları,2018)

1995 yılında başlayan festival, tam 15 yıl boyunca şehrin kültürel hayatına büyük katkı sunuyor. 2001 yılından sonra da yaşamını yeni bir oluşumun, Eskişehir Kentsel Gelişim Vakfı'nın çatısı altında sürdürüyor.

Bu festivalde Eskişehir’in farklı noktaları sanatla buluşuyor. Kimi etkinlikler bir üniversitenin salonunda yapılıyor, kimi belediyenin bir alanında kimi de bir sokakta veya bir eğlence mekanında… Tabii o yıllarda üniversite ve şehir arasında bugün hissettiğimiz mesafe yok. Üniversite, kentin kültür hayatının doğal bir parçası. Festival; belediyelerden üniversitelere, sanat çevrelerinden sivil toplum kuruluşlarına kadar Eskişehir’in birçok bileşeninin katkı verdiği ortak bir şehir hareketine dönüşüyor, Eskişehir’in ulusal ve uluslararası alanda tanıtımına çok önemli katkıları oluyor. Öyle ki 2009 yılındaki son festivale dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay dahi katılıyor.

Ancak birçok güzel hikayede olduğu gibi bu hikaye de bir gün sona eriyor. Fakat bu festival belki de şehirde bir kültür oluşturuyor. Sonraki yıllarda uluslararası ölçekte yapılan Tepebaşı Belediyesi’nin Pişmiş Toprak Sempozyumu, Odunpazarı Belediyesi’nin Ahşap Heykeller Festivali ve 3D Festivali, Büyükşehir Belediyesi’nin Tiyatro Festivali gibi etkinlikleri de şehrin kültür ve sanat kimliğini güçlendiriyor.

İşte bugün gündemde olan Porsuk Festivali’ne de bu gözle bakmak gerekir. Bir festivali daha başlamadan siyasi tartışmaların içine hapsetmek yerine, Eskişehir’e ne katacağını konuşmak çok daha değerlidir.

Porsuk, Eskişehir’in en güçlü sembollerinden biri. Eğer bu festival geçmişteki Uluslararası Eskişehir Festivali’nde olduğu gibi şehrin tüm paydaşlarını içine alan, üniversiteyle, sanat çevreleriyle ve kent insanıyla bütünleşen bir anlayışla sürdürülürse, gelecekte Eskişehir’in yeni kültür markalarından biri olabilir.

Dünyadaki birçok şehri meydanları, tarihi yapılarıyla ve doğal güzellikleriyle olduğu kadar festivalleriyle de anılır. Çünkü festivaller sadece eğlence değildir; turizmdir, ekonomidir, kent kimliğidir.

Umut ediyorum ki yıllar sonra Porsuk Festivali’nden söz edilirken, tıpkı bugün Uluslararası Eskişehir Festivali’ni konuştuğumuz gibi, Eskişehir’in hafızasında yer etmiş bir gelenekten bahsediyor oluruz. Ve tabii hâlâ devam ediyor olan bir gelenekten…