Nefes almak, üzerinde düşünmeden gerçekleştirdiğimiz en temel yaşamsal işlevlerden biri. Ancak nefesimizin yalnızca hayatta kalmamızı sağlamadığını, bedenimizin çalışma biçimi üzerinde de etkili olduğunu biliyor muyuz?
Nefes alışverişimiz hızlandığında, yavaşladığında veya yüzeyselleştiğinde bedenimiz de buna farklı tepkiler verir. Stresli anlarda nefesimizin hızlanması, kaslarımızın gerilmesi ve kalp atışımızın artması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Çünkü solunum sistemimiz, sinir sistemimizle sürekli iletişim hâlindedir.
Nefesimizi bilinçli biçimde yavaşlatmak ve rahat bir ritim yakalamak, özellikle stres tepkisinin düzenlenmesine yardımcı olabilir. Yavaş ve kontrollü nefes, kalp ritmindeki doğal değişimleri etkileyebilir ve gevşemeyle ilişkili sinir sistemi süreçlerini destekleyebilir. Böylece bedenin sürekli tetikte kalmak yerine dinlenme ve toparlanma durumuna geçmesi kolaylaşabilir.
Nefesin kaslarımız üzerinde de önemli bir rolü vardır. Diyafram, solunumun temel kasıdır ve nefes alırken göğüs kafesinin genişlemesine katkıda bulunur. Diyaframın yanı sıra kaburgalar arasındaki kaslar ve gerektiğinde devreye giren yardımcı solunum kasları da solunuma katılır. Nefesimizi tutmak veya gereğinden fazla yüzeysel solumak, özellikle gergin olduğumuzda boyun ve omuz çevresindeki yardımcı kasların daha fazla çalışmasına eşlik edebilir. Rahat ve kontrollü nefes alışkanlığı ise solunum sırasında gereksiz kas gerginliğini azaltmaya yardımcı olabilir.
Organlarımızın çalışması açısından da nefesin önemi büyüktür. Solunum yoluyla aldığımız oksijen akciğerlerde kana geçer ve dolaşım sistemi aracılığıyla hücrelere taşınır. Hücreler bu oksijeni enerji üretiminde kullanır. Bununla birlikte, daha derin nefes almanın her zaman daha fazla oksijen sağlayacağı düşüncesi doğru değildir; sağlıklı bir beden, dinlenme sırasında oksijen ihtiyacını çoğunlukla zaten karşılar. Burada asıl mesele, ihtiyacımızdan fazla nefes almak değil, nefesi rahat ve dengeli bir biçimde sürdürebilmektir.
Yoga pratiğinde nefesin ayrı bir yere sahip olmasının nedeni de budur. Hareketleri nefesle eşleştirdiğimizde yalnızca bedenimizi değil, dikkatimizi ve hareketin ritmini de yönetmeyi öğreniriz. Pranayama olarak adlandırılan nefes çalışmaları ise nefesi gözlemlemeyi ve uygun tekniklerle kontrollü biçimde düzenlemeyi amaçlar.
Nefesimizi değiştirmek bütün bedenimizi bir anda değiştirmez. Ancak nefesle kurduğumuz ilişkiyi geliştirmek; stresle baş etme biçimimizi, kaslarımızdaki gerginliği ve bedenimizi algılama şeklimizi etkileyebilir.
Belki de nefesin en önemli gücü, otomatik olarak gerçekleşen bir süreci farkındalıkla yönetebildiğimiz nadir alanlardan biri olmasıdır. Bazen bedenimize iyi bakmanın ilk adımı, daha fazlasını yapmak değil, nasıl nefes aldığımızı fark etmek olabilir.
YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR