- Türkiye’den kök hücreleri çaldılar, götürdüler…
- Türk milletinin genetik yapısının haritasını çıkartıyorlar…
- Sadece Türk milletine etki edecek (biyolojik) silah yapabilirler…
Bu sözler, TUSAŞ Motor Sanayii AŞ (TEI) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, Pamukkale Üniversitesi’nde katıldığı bir konferansta dile getirdiği iddia ötesi sözler…
TEI Genel Müdürü Faruk Akşit devam ediyor…
Olası biyolojik tehditlere karşı hazırlık yapılmasını istiyor…
- ‘Tedbir almamız lazım, bilim adamı yetiştirmemiz lazım, buna yönelik laboratuvarlarımızı acil oluşturmamız lazım’ diyor…
- Genetik olarak programlanmış bir saldırı senaryosunda, tehdidin toplumun geniş bir kesimine ulaşmasından önce bilim insanlarının karşı tedbir ve tedavi geliştirebilmesi gerektiğini belirtiyor…
- Virüslerin laboratuvarlarda değiştirilerek insan hücrelerine tutunabilir hale getirildiğini ve mahkûmlar üzerinde denendiğini de iddia ediyor Sn. Akşit…
- Bu virüslerin daha sonra biyolojik silah olarak saklandığını ileri sürüyor… ‘Tehlike gümbür gümbür geliyor’ diyor…
- Etik kurallara uyan araştırmacıların varlığının kötü niyetli faaliyetleri önlemeye yetmeyeceğini savunması ise bizi daha da endişelendiriyor…
- Kovid gibi genetik olarak programlanmış bir saldırı olursa, bir virüs vesaire, popülasyonun ciddi bir kısmına ulaşmadan benim bilim adamlarım hemen karşı tedbirini, çaresini üretebilmeliler ki kurtulalım…
- ‘Tehlike gümbür gümbür geliyor… Yüzbinlerce yıldır insanlara bulaşmamış olan virüsler yarasadan, kuştan bulaşır mı ya? Bulaşmaz…’ diyor…
- Birileri o virüsü alıyor, laboratuvarda DNA’sıyla oynayarak modifiye ediyor, insan hücresine yapışacak hale getiriyor ve zavallıların, bir yerlerdeki kimsesiz mahkûmların üzerinde deniyor, nasıl öldürdüğünü görüyor, sonra da biyolojik silah olarak dolaba koyuyor...
- Gerçek bu. ‘Efendim etik, metik... Biz etiğiz, insan canı üzerinde deney yapmayız...’ ‘Sen etik olabilirsin de şeytanoğlu şeytan çok.’ Diyor…
İDDİA DEĞİL, GERÇEK!
Felaket kapıda diyor, daha ne desin!
Bu konuşmayı tevafukken dinleme fırsatı buldum…
Sonra detaylı biçimde tekrar tekrar, dinledim…
Yetinmedim sizlere aktarmak için detaylarını araştırdım okudum…
Çünkü konuşan sıradan bir insan değildi…
TUSAŞ Motor Sanayii AŞ (TEI) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit’e aitti…
Şaşırdım dersem yalan olur, çünkü /çünküsü birazdan okuyacaklarınız!
MERHUM SAĞLIK BAKANI OSMAN DURMUŞ GELDİ AKLIMA…
Benim yaşım müsait, bu açıklamaları dinlerken direkt merhum Sağlık Bakanı Osman Durmuş Bey geldi aklıma… Hatırlayanlarında geldiğine eminim…
Hatırlatalım;
Yıl 1999…
DSP-MHP-ANAP koalisyonu iktidarda…
T.C Sağlık Bakanı, vatan sevdalısı, MHP’li Sn. Osman Durmuş hemen her gün manşetlerde… Akşam TV’lerde…
O dönem böyle sosyal medya yok…
(Salgın esnasında Sağlık Bakanını hatırlayın, öyle)
1999 yılında Türkiye'de çok büyük yıkıma yol açan, 17 Ağustos 1999 – Gölcük (Marmara) Depremi ve 12 Kasım 1999 – Düzce Depremleri yaşanmış…
Cidden zor günler…
ABD insani yardım amacıyla(!) hastane gemiler yolluyor…
MHP’li T.C Sağlık Bakanı Osman Durmuş her şeye, herkese rağmen ‘İhtiyacımız yok’ diyerek bu gemilere hasta yollamayı reddediyor…
Komşumuz ve aynı zamanda bize bitmek tükenmek bilmeyen düşmanlık besleyen avuç içi kadar Yunanistan’dan gelen yardım desteğini istemiyor…
İşte benimde bu mesleğe /yazmaya, haber yapmaya adım attığım üniversiteli yıllar… Yerelde de olsa yanlışa başkaldırıyorum…
Hemen her gün gazeteleri yalayıp yutuyorum…
Meraklıyım, heyecanlıyım…
Okuyorum ve okuduklarım halen aklımda…
Gazetelerin 9 sütuna sür manşet T.C Sağlık Bakanı Osman Durmuş’u istifaya davet ettiğini net hatırlıyorum…
Kamuoyu bilmem kaça bölünmüş durumda…
Düşünsenize Türkiye’nin müttefiki (!) ABD’nin hastane gemisine hasta göndermeyen bir T.C Sağlık Bakanı…
Kıt aklımızla biz diyorduk ki ‘Bu ne kudret!’
Kimi muhalif ve ABD yalakası ulemalar(!) ise ‘Bu ne cüret!’ diyor…
Kimileri /hatta bazı muhalefet partileri şöyle diyor ‘Ya hu sen kimsin, nasıl karşı çıkarsın? Ne zararı olabilir ki müttefikimiz ABD’nin gemilerinin Türk insanına!’
İşte o dönemde vardı içimizdeki İrlandalılar, /şimdi olduğu gibi…
O dönemde vardı satılmışoğlu satılmışlar!
Şeytanoğlu şeytanların yalakaları halen varlar!
Boşuna demiyoruz ülkenin 3 yanı deniz, her yanı düşman diye…
Ve biliyoruz ki bu topraklar fokur fokur hain kaynıyor!
120 BİN ÜNİTE TÜRK KAN ÖRNEĞİ ORTADAN KAYBOLUYOR!
O sıralar Türkiye’de gündem yoğun…
1999 yılında beyin cerrahı Dr. Oktar Babuna adlı bir de doktor var…
Gazetelerde, TV’lerde sürekli Oktar Babuna’nın kan kanseri olduğu ve tedavisi için ilik nakli gerektiği yazılıp, çiziliyor… (Allah cc şifa versin, hastalık bu)
Dr. Oktar Babuna için babası Prof. Dr. Cevat Babuna ve yakın çevresi tarafından geniş katılımlı bir ilik nakli arama kampanyası başlatıyor…
Uygun donöre 10 milyar lira ödül vaat ediliyor…
Tamı tamına 160 bin ünite kan / ilik örneği toplanıyor…
Sonra ne mi oluyor?
120 bin ünite kan ve ilik örneği bir nevi ortadan kayboluyor!
Not: Araştırmalarımızda, kan ve ilik örnekleri ABD ve Almanya'daki laboratuvarlara gönderildiğini, Almanya'daki Stefan Morsch Vakfı olduğunu… Yetkililer örneklerin bir süre sonra imha edildiğini, fakat kampanyayı düzenleyenlerin verileri ne yaptığını bilmediklerini söylediğini okumuştum…
Not: Almanya'daki Stefan Morsch Vakfı'nın kurucularından Susanne Morsch’un uzun uzun açıklamasını Google amcadan aratıp okuyabilirsiniz…
ABD'DEKİ ŞİRKET ORTADAN KAYBOLUYOR!
Toplanan kan örneklerinin büyük kısmı ise o dönem ABD'de Lifecodes isimli bir şirkete gönderiliyor…
Lifecodes diye bir şirketin artık yok…
Şaşırdınız mı?
Şaşırmayın!
Borsa kayıtlarına göre, şirket önce Orchid isimli bir şirketin bünyesine katılmış... O şirket de daha sonra LabCorp isimli bir firmaya satılmış… Lifecodes'un o dönem başkanlığını yapan Walter Fredericks'in ise herhangi bir şirkette izini sürmek mümkün değil… Frederics'e sosyal medya hesabı aracılığıyla bile ulaşılamıyor, gerisini siz düşünün…
OSMAN DURMUŞ BU KAMPANYAYA DA KARŞI DURUYOR!
Dönemin T.C Sağlık Bakanı Osman Durmuş bu kampanyaya da karşı duruyor!
Lakin bir gerçek var ki o dönem medya cidden çok güçlü!
Medyanın karşısında bırakın bakan olarak durmayı en tepedekiler bile zor duruyor…
Medya patronları pijamayla Başbakanları karşıladığı yıllar…
Doğal olarak kimse dinlemiyor Sayın Osman Durmuş’u…
Hatta aleyhine programlar yapılıyor, yazılar yazılıyor…
Bir süre sonra kanların akıbeti merak ediliyor, ne hikmetse…
Osman Durmuş tarafından soruşturma başlatılıyor…
- (Kampanyada kuşkular olduğu gerekçesiyle toplanan ilik ve kanların iade edilmesi için girişimde bulunuldu ancak bir sonuç alınamıyor.)
- Sağlık Bakanlığı bir süre sonra kampanyayı durdurma kararı almış, kampanyanın arkasında bir örgütün olduğu kanısına varıldığı açıklıyor… / ama nafile!
…/…
Ve dönemin T.C Sağlık Bakanı Sn. Osman Durmuş kameraların karşısına geçerek halen o yılların hatırlanmasını sağlayan o konuşmayı yapıyor:
- ‘Oktar Babuna için gerçekleştirilen kampanya sonrası gen haritamız çıkarıldı… Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip Türk askerinde savaşacak güç bırakmayabilirler.’
- ‘Devlet olarak bu örnekleri, milli servetimiz ve geleceğimiz umudu olarak devletin arşivlerine alacağız. ABD'ye gönderirsek genetik şifremizi çalarlar’
- Dönemin T.C Sağlık Bakanı Durmuş kampanyayı düzenleyen gönüllülerin ellerindeki test sonuçlarını bakanlıkla paylaşmadıklarını ve örneklerin bulunduğu laboratuvarları açıklamak istemediklerini söylemişti… Açılan soruşturmada Tıp Fakültesi Vakfı'nın da kampanyanın başında kullanıldığı, vakfın bir süre sonra devre dışı bırakıldığı tespit edilmişti…
O dönem teori denilerek olay hafifletilmeye çalışılmıştı…
- ‘Ya gen haritamız çıkarılmışsa?’
- Ya veriler ilaç firmalarına satılmışsa?
- Testten sonra örneklere ne oldu?
- Kampanyayı düzenleyenler bu sonuçlarla ne yaptılar?
Ve bunun gibi sorulara ivedilikle cevap verilmeli…
Görülüyor ki 1999 yılından bugüne onca yıl geçiyor lakin olay halen güncelliğini koruyor…
O dönem medyanın güçlü kolları dalga geçip hedef gösterdiği dönemin T.C Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un anlattıklarının bir benzerini TUSAŞ Motor Sanayii AŞ (TEI) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, Pamukkale Üniversitesi’nde katıldığı bir konferansta dile getiriyor…
Yine kendini bilmez bir kesim Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit’e de benzeri tepkiyi verecekler, veriyorlar…
O dönem bu olayı sulandıran medya budalaları başta olmak üzere, hayatta kim varsa dönemin T.C Sağlık Bakanı vatan sevdalısı merhum Osman Durmuş’tan özür dilemeli…
Yetmez…
Haddim olmayarak Türkiye Cumhuriyeti Devletimize de açık çağrımdır… Hayatta olan sorumlularından hesap sorulmalıdır…
Ve Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit’in iddia ötesi ifadeleri dikkate alınmalı ve Osman Durmuş’a sahip çıkamadık, bari Sn. Akşit gibi bilim insanlarına sahip çıkılmalıdır…
Ves’selam…
Not: Dr. Oktar Babuna, 2018 yılında Adnan Oktar silahlı suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında tutuklandı ve ilerleyen süreçte örgütsel faaliyetleri dolayısıyla 186 yıl hapis cezasına çarptırıldı..