Uyandığınızda sessiz bir güç çağırıyor insanı…

Hemen her sabah o güçle uyanıyor insan!

Kimi alarmıyla, kimi mesajıyla, kimi bildirimiyle, devam ediyor kaldığı yerden…

…/…

Günün, gecenin her anı adeta nefes gibi beşerle!

Bitmek bilmeyen bir bilgi akışıyla 7/24 tüm dünyayı dizinin dibine getiriyor...

Hem de bir parmak hareketiyle…

…/…

Şimdi gelelim zurnanın zort dediği yere!

Peki, bu bilgileri sen mi talep ediyorsun ey insanoğlu?

Bu kararı sen mi veriyorsun sordun mu hiç kendine?

Ve bu (yalan/yanlış) bilgilerin ne kadarı gerekli sana!

Ne kadarını tutuyorsun, kalıyor aklında!

…/…

Bizleri takip edenler bilir SARI ÖKÜZ hikâyesini…

İşte insanoğlu dijital araçlara karşı SARI ÖKÜZÜ verdi çoktan!

Adına cep telefonu deyin, tablet, dijital mecra, sosyal medya ne derseniz deyin insanoğlunun etrafını sardı, sarmaladı, nefessiz bıraktı bir nevi!

…/…

Bebekler dijital araçlarla doğar oldu dünyaya!

Çocuklar, gençler ha keza öyle…

Hatırlıyorum da anneler eskiden biberon, emzik hatta mendile sarılmış lokum verirlerdi çocuklara…

Şimdilerde ise ağlayan çocuğa meme değil, telefon/tablet veriliyor!

…/…

Sadece bebekler, çocuklar gençler mi bu sarmalın içinde dersiniz! Elbette ki hayır…

YETİŞKİN EMZİĞİ misali, herkesin elinde en az 1 telefon 7/24 ona eşlik ediyor…

7/24 veri akışıyla herkes âlim, herkes bilim insanı gibi bomboş dolaşıyor ortalıkta! Zombi misali…

…/…

Diğer yandan insan 1 parmak hareketiyle gezindiği her yöreyi gördüm, her haberi okudum, her bilgiyi doğru sanıyor…

BİLMİYOR Kİ DİJİTAL MECDA DA BİZLERİ OKUYOR!

Hatta daha dikkatli, daha motive inceliyor bizleri…

…/…

İnsan sosyal mecrada okuduklarının kaçını aklında tutuyor dersiniz? Kocaman bir HİÇ!

Gerçek şu ki ‘SESSİZ GÜÇ’ / dijital mecra vb. işte onlar bizi evire çevire okuyor, okuduklarını da kaydediyor!

Yediğimiz, içtiğimiz, gezdiğimiz, harcadığımız, bize dair tüm verileri topluyor… Bizi bizden daha iyi tahlil ediyor, biliyor ve ona göre yönlendiriyor, yetmiyor algoritmayla yönetiyor!

…/…

YILLARDIR ADIM ADIM İZLENİYORUZ FARKINDA DEĞİLİZ…

Yok, 80’ler, yok 90’lar, yok çocukluk fotoğrafları, ebeveynler derken BOHÇACI misali ne var ne yok seriyoruz ortaya! Üstelik bunu gönüllüce yapıyoruz!

Peki, gerçekten bile isteye mi yapıyoruz tüm bunları?

Hiç sorduk mu kendimize neden diye?

Gelin geç olmadan hep birlikte soralım bize, isteyerek mi veriyoruz diye… Geç olmuştur belki de!

…/…

Ve yine sorsanız bize, bu SESSİZ GÜÇ ÖZGÜRLÜK!

Limitsiz, sınırsız erişim, sonsuz bilgi akışı (yalan/yanlış) görünür olma, olmadığın bir kişiliğe bürünme budalalığı vb. imkânlar sunması inanılmaz bir şey öyle değil mi?

Peki ya öyle mi?

…/…

YA BİZ DÜNYAYI DEĞİLDE, SESSİZ GÜÇ BİZİ YÖNETİYORSA!

Sağlaması serbest (doğrulama) gir bir sosyal medya ağına, sürekli bir konuyu izle, kaydır, hatta konuş, bak konuş diyorum! Gör bak seni nasıl cezbedecek bilgiler (kolaylıklar) yığacak önüne! Belki de fark etmişsindir çoktan /etmemişsen geçmiş olsun…

Zaten geçmişte ne aramış sormuşsan SESSİZ GÜÇ sana sunmuştur çoktan!

İşte tamda burada biri/birileri seni izliyor /kaydediyor farkına var insanoğlu…

‘Tesadüftür canıııım’ diyenlerin o tatlı canını çıtır çıtır yerlerde haberi olmaz! Tesadüflere asla inanmam ben…

Sanırım buraya kadar hem fikiriz…

…/…

Devam edelim!

Bizler tüm bu olanların farkında olalım kâfi! Yeter mi peki, elbette HAYIR! Sadece başlangıç…

Eğer ki farkında olmaya karar vermiş, biraz olsun kendimize dönmeye niyetlenmiş, ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ geri istiyorsak (ki seçeneğimiz yok) devam etmeliyiz…

…/…

BUGÜNÜN DEĞİL, DÜNÜN OLAYI BU…

Yıllardır kendimizden başlayarak, ailemiz, toplum, dünya vb. bizi yöneten bu SESSİZ GÜÇTEN kurtulmak, ona hükmetmek istiyorsak kararlılıkla çok ama çok mücadele etmeliyiz…

…/…

KİMSE BU DÜNYADAN SAĞ ÇIKAMAYACAK!

Kimse kendini kandırmaya çalışmasın, her birimiz az ya da çok SESSİZ GÜCÜN kölesi /esiri olmuş durumdayız…

…/…

KİTLESEL BİR YIKIMIN AREFESİNDEYİZ…

Ne yapıp ne edip dizginleri ele almalı insanoğlu…

Nasıl olur nasıl yapılır bilemem ama bu elzem!

Satrançtaki taşlar misali, piyon mu olacağız, vezir mi şah mı ona karar vermeliyiz…

Diğer bir ifadeyle; koyun olup güdülmek mi, yoksa çoban olup gütmek mi istiyoruz bu ŞİMDİLİK bizim elimizde!

Unutmayınız ki İPİN UCU İTİN ELİNDE!

…/…

Çünkü bu SESSİZ GÜCÜN HİÇ ŞAKASI YOK!

Gerçek şu ki kişiliklerimiz birbirine karışmış durumda!

Ruhsal bir hastalıktan bağımsız bir bedende faklı kişilikler taşıyor birçok kişi!

Dijital âlemde başka, gerçekte başka/ olmadığı kişiliği yaşamaya çalışanlarla doldu, taştı ortalık! SESSİZ GÜÇ hangisine hizmet ediyor sizce?

Demiştik ya, bizler SESSİZ GÜCE ilk adımı attığımızda yanıldık! Kabul edelim SARI ÖKÜZÜ o an verdik!

Hala da yanılgıdayız insanlık olarak…

Hatta birçoğumuz daha da fazlasıyız…

…/…

SESSİZ GÜÇ çoğumuzu kontrol altına aldı, yönetiyor çoktan…

SESSİZ GÜÇ hapishanesinde kişi kendini ÖZGÜRÜM SANIYOR!

…/…

Bu yazdıklarımızdan kimse teknolojiye, dijitalleşmeye, sosyal medyaya, yapay zekâya (ki özel ilgi alanımdır) karşı değiliz…

AMACIMIZ FARKINDALIK OLUŞTURMAK…

Farkında ol insanoğlu!

SESSİZ GÜCÜN seni ele geçirmesine, bağımlı hale getirmesine asla izin verme…

İş işten geçmeden çık o kuyudan!

Ves’selam…