Kültür alanımızın duayen isimlerinden Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal “Türkiye’nin Kültür Sorunları” kitabındaki bir yazısında “Türkiye’nin en büyük eksikliği üniversiteler dışında bilimsel kurumlardan yoksun oluşudur” diyor. Evet, bizim ülkemizde bilimsel çalışmalar yapılacaksa, bunu ancak üniversiteler ve üniversitelerdeki kişiler yapar gibi bir inanış ve görüş var.

Ekrem Akurgal hocanın da dediği gibi gelişmiş (Batı) ülkelerde, derneklerde ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Örneğin Yunus Emre gibi evrensel şairler, düşünürler sivil toplum kurumlarındaki konuya kendini adamış araştırmacılar ve kültür-sanat insanları tarafından incelenip topluma ve de dünyaya sunuluyor. Onları tanıtma etkinliklerini de sivil toplum kurumları yapıyor. Bize ve Yunus Emremize gelince iş başkalaşıyor.

Yunus Emre konusunda “1991 Dünya Yunus Emre Yılı” dan beri yapılmış onlarca “Yunus Emre Sempozyumu” ve onların yayınlanmış bilimsel bildirileri var. Bildirileri sunanların hepsi üniversitelerden akademisyenler. Yunus Emre’yi ele alışlarına baktığınızda çağdaş, günümüz insanına hitabeden ya da dünyanın Yunus Emre’yi gördüğü gibi bir yorum, bir bildiri göremiyoruz. Çünkü, 1917 sonrası başlayan Yunus Emre uzmanı dediğimiz araştırmacılarımız bitti. Günümüz, Yunus Emre konusuna yoğunlaşmamış araştırmacılarımızın yerine, Yunus Emre Anma Haftalarında kendisinden istenerek daha önce yapılmış, hatta sıradanlaşmış bilgilerle sunum yapmalarının ötesinde değiller. İkinci konu dünyanın her yerinde kültürünü yaratmış şair ve sanatçılar, doğdukları şehirlerinde, doğum günlerinde sivil sanat kurumları tarafından etkinliklerle, festivallerle anılıyorlar, tanıtılıyorlar. Daha doğrusu sahiplenirler. Bizde de böyle değildir. Mevlana’ya önceleri yıllarca Konya Turizm ve Tanıtma Derneği etkinlikler yapıyordu, şimdilerde bir vakıf yapıyor. Nasreddin Hoca Akşehir’de, Karacaoğlan Mersin Mut’da, Pir Sultan Abdal Sivas’da (daha bu liste uzayabilir) hep yerel sivil kurumlarla anılıyor sahipleniliyor.

Yunus Emre’ye gelince Mayıs ayındaki anmalar sivil toplumun sahiplenmesine bırakılmıyor. Valilikçe, valilikte kurulmuş Yunus Emre Vakıfındaki kişiler tarafından sahipleniliyor. Bu da Eskişehir’de gönüllü Yunus Emreci yaratılmasının ve sahiplenilmesinin önünü kesiyor. Yunus Emre anma günlerinde sadece afişlerde kalıyor, insanımızın ilgisizliğini oluşturuyor. Tabi başka sorunları da var.

Yunus Emre, Eskişehir’in Sarıköy’ünde yaşamış, şiirlerini orada yazmış, mezarı da orada.Onun için Eskişehir, Yunus Emre’ye sahip çıkma, ona ülkemizin en ciddi kültür-sanat etkinliğini yapma sorumluluğunu taşıyor. Eskişehir’de de bu sorumluluğu en çok taşıyan Eskişehir’in sanat çevresi, şairleri ve sivil sanat kurumu olan “Eskişehir Sanat Derneği”dir. Böyle de olması gerekiyor. 1977 yılında “Eskişehir Sanatçılar Birliği”ni kurarken bir araya gelip biz bu sanatçılar birliğini niçin kuruyoruz diye günlerce toplantılar yaptık ve dünyadaki örneklerini baz alarak “Yunus Emre’ye sahiplenmemiz gerekir” dedik ve ilk etkinliğimiz Yunus Emre’yi çağdaş yorumlayacak Resim-Heykel Yarışması düzenlemek oldu. Yunus Emre’nin ilk heykelini biz Yediler semtine diktik. Şimdi o ilk heykel yok yerinde Geyik heykeli var. (Bu konuyu başka yazıma bırakalım)

Sonra Sanatçılar Birliği’nin devamı olarak 2002 yılında “Eskişehir Sanat Derneği”ni kurduk. 2004 yılında Valilik Mayıs ayında ölüm yılıyla yapıyor, bizde Ekim ayının ilk haftası Yunus Emre’yi doğum yılını kutlamak ve sanat ortamına Türk şiirinin büyük, öncü şairi olarak onu sanat ve şiir ortamına taşıyarak “Yunus Emre Şiir Buluşması” olarak hem analım, hem de çağdaş yorumla sunalım ve ülkemizin şairlerini Yunus Emre ile Eskişehir’de buluşturalım dedik. Ve dünya da Yunus Emre gibi insanlığın olmuş büyük şairleri Goethe, Dante, Puskin Leopardi, Tolstoy gibi nice şaire yapılanlara bakarak Yunus Emre’ye en yakışanını Eskişehir Sanat Derneği başlattı. 22 yıldır da ne devlet desteği, ne de yerel yönetimlerden destek görerek “Eskişehir Yunus Emre Şiir Buluşması”nı sürdürüyor. Bu Yunus Emre Şiir Buluşması etkinlikleri arasında 22 yıldır sürdürülen Yunus Emre için yeni yorumlar kazandıracak “Yunus Emre Araştırma Ödülü” var. “Yunus Emre Sanat Ödülleri” var. Ayrıca bu yıl 18.si düzenlenen, her yıl 10 şairin Yunus Emre Yarışmasının ödülünü aldım diye onurunu taşıyacağı “Yunus Emre Şiir Yarışması” var. Ayrıca bu etkinliklerin dışında “Yunus Emre’ye Yeni Bakış” başlığı ile Paneller, konferansları düzenliyor.

Dernek Yunus Emre’nin adını dünyaya tanıtacak Japonya’dan Fransa’ya, Türkistan’dan Nijerya’ya kadar 30 civarında ülkenin 170 kadar sanatçının yer aldığı “Uluslararası Yunus Emre Resim-Heykel Sergisi”ni de 11 yıldır düzenliyor. Eskişehir Sanat Derneği 22 yıldır Eskişehir’e Yunus Emre’ye nasıl sahip çıkılabilinir. Günümüz insanımızı Yunus Emre ile nasıl tanıştırılır, anlatılır onu da gösteriyor. Ord.Prof. Dr. Ekrem Akurgal’ın “Türkiye’nin en büyük eksikliği üniversiteler dışında bilimsel kurumlardan yoksun oluşudur” yakınmasına en güzel örneği gösteriyor.