Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç: 'Termik Santral, Alpu'da değil Tepebaşı ilçesi sınırlarında. Tepebaşı'nı başından beri by-pass ettiler. İşlerini tamamen Alpu'dan yönetiyorlar. Onun için Alpu Termik Santrali diyorlar. Orada algı yaratmaya çalışıyorlar. Belediye başkanı Termik santrali turistik tesis gibi tanıtmaya çalışıyor. Böyle bir şey olabilir mi? İnsan gerçekten duyunca üzülüyor. Termik santral eşittir zehirdir, eşittir kanserdir. Santral olan bölgelere gidin ne doğa, ne hayvancılık, ne tarım kalmış'
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt: 'Alpu adını verdikleri termik santral aslında Tepebaşı termik santralidir. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak güneş enerji santrali kurmak istiyoruz. Bunu kurmak için tüm çabaları atıyoruz. Alpu'da yapılacak termik santrale evet diyen AK Parti meclis üyeleri Büyükşehir Meclisinde güneş enerji santraline hayır diyor. Hangi vicdan güneş enerji santraline karşı çıkar da termik santrale evet der?'
Eskişehir'de termik santrale yönelik tartışmalar tüm hızıyla sürüyor. Bazen tartışmalarda kimin ne dediğini ve hangisinin toplum yararına olduğunu görmek için uzaktan bakmak büyük fayda sağlıyor. Biz de konuyla ilgili olarak yapılan tartışmaları biraz kenara çekilerek izlemeye başladık. Bu süre zarfında siyaseten beklenti içinde olduğu kamuoyunca tescilli bazı isimler çıkıp, eline gazetemizi havaya sallayıp 'iyi niyetli' olmamakla eleştirdiğinde de tartışmaya girmedik.
Çünkü bazen siz davula vurursunuz ses başka yerden gelir ya, ne oluyor şimdi demeden bir çok yerden ses gelince bir bildikleri var herhalde dedik. Bekledik. Gördük ki hiç bir bildikleri de yokmuş. Şimdi deniliyor ki;
Bu termik santral ileri teknoloji ile olacak, çevreye zararı olmayacak. Biz gittik gördük, ikna olduk. Sizi de götürelim. Siz dedikleri de biz gazeteciler yani. Gazetecileri götürüp termik santralin zararsız olduğunu anlatacaklarmış. Bakar mısınız, komediye… ,
Efendilerin unuttuğu bir şey var, gazeteci mühendis mi? Çevre bilimci mi? Enerji bilmem nesi mi? Gazeteciyi götürüp ikna edeceğinize getirin şuraya 2-3 tane bilim insanı, doçent, profesör anlatsınlar gazeteci de onların dediğini kamuoyu ile paylaşsın.
Algıyı yönetme gayreti neden? Gazeteci, o tesisi görünce sizin gibi ikna oldum mu diyecek? Görerek ikna olunabilme kapasitesi sadece Türklere özgü sanırım…
Bir diğer konu da koyalım sandığı, halk karar versin. Bak hele… Ne olacak yani, diyelim yüzde 98 evet kurulsun dedi, bilimsel verilerin ortaya koyduğu o olumsuz riskler yüzde 98 evet dediği için ortadan mı kalkmış olacak?
Bana dünyada Uganda dahil çevre ve insan sağlığı ile ilgili referandum ile alınmış bir karar gösterin önce. Niye bilim insanları yetiştiriyoruz biz? Niye mühendis, araştırmacı, doktor yetiştiriyoruz? Her şeye sandık matematiksel çoğunluk ile karar verecekse bu bilim niye var? matematiksel çoğunluğu bilimsel doğruların önünde görenleri kendi karanlığında bırakmak en iyisi diye düşünmeden de edemiyor insan bazen…
Ayıptır yahu, şunu dillendirirken bile uçan kuşun vebaline girer miyim diye bile korkmak lazım.
Siz gazetecileri termik santral bahanesi ile gezdirme ve sandık koyalım fikrini bir kenara bırakın da Belediye Başkanlarının yukarıda sorduğu sorulara cevap verin önce.