Net bir şekilde ifade edelim ki bu değişim sadece tüketici talebi ve ilgisi ile sınırlı kalmayacak ve tarımsal üretim tarafında da ciddi şekilde bir değişim olacaktır. Ülkeler hatta coğrafi bölgeler, iller ve köylerde tarımsal üretim ciddi anlamda değer kazanacaktır. Gidişat bunu göstermektedir. İnsanların bu ilgisi ve talebi bugün için gıda stoklarında herhangi bir sorun yaratmamaktadır ama ya yarının ne olacağı sorusu ciddi bir sorun olarak karşımızdadır?
Eğer bugünden başlayarak yarının tarımsal üretim planlanması yapılamazsa ciddi bir tarımsal ürün ve gıda sorunu ile karşı karşıya kalacağımızı göstermektedir. Açıkça ifade etmek gerekir ki geleceğe dair tarım ve gıdadaki değer zinciri bugün için hiç olmadığı kadar değerli hale gelmiştir. Ve bu gelecek çok da uzak bir gelecek değildir. Bu konuda pek çok ülkenin yeni stratejiler geliştirmek üzere çalışmalara başladığını da okuyup öğrenmekteyiz.
Ülkemizin en önemli tarımsal sorununun ithalata dayalı girdilerin yüksek maliyetli oluşu ve tarımsal ürünlerin ithalata dayalı olmasıdır. Bugün sınırların kapanması ile bu sorunun yaratacağı riskler büyük sorun olarak karşımıza çıkabilir. Bugüne kadar ithal hammaddeye dayalı bir tarımsal üretim modelinin ne kadar sorun yarattığını da sıklıkla yaşadık.
TARIMSAL GİRDİLERİN YÜKSELMESİNE NEDEN OLAN 3 FAKTÖR
Tarımsal yüksek girdilere karşı acil önlem alınması gereken bir dönem içinde olmamıza rağmen bu sorunun hala gündem olması ise işin en düşünülmesi gereken kısmıdır. Çünkü salgının ekonomilere vurduğu darbe sayesinde