Deniz Çağlar Fırat
İlber Ortaylı, Türkiye'nin çok yakından tanıdığı ve takip ettiği çok değerli bilim insanlarımızın arasındadır. İstisnasız önemli aydınlarımızdan da biridir. Kendisi Türkiye'nin dört bir yanından 600'e yakın öğretmen, eğitim fakültesi dekanı ve akademisyenlerin buluştuğu Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen 'Eğitimde Gelecek Konferansı EKG19'da konuştu. Yaptığı konuşmaya yaygın basına yansıyan şekliyle ulaşma imkanımız oldu. Türkiye'nin eğitim sorunuyla ilgili oldukça çarpıcı ve dikkat çekici açıklamalar yapan Ortaylı, eğer Türkiye'ye üniversite lazımsa her yere üniversite açılamayacağını, üniversite açılacak kentler arasında Eskişehir'in olduğunu söyledi.'Her yere üniversite açılmaz, görgüsüzlüğün lüzumu yok' diyen Ortaylı 'Çocukların sağlıklı bir ortam bulacakları, insanlarla çok sıcak ilişkilere girebilecekleri, tiyatrosu, sineması olan yerlere üniversite açılmalı. 18 yaşında insan gönderiyorsun. Öyle her yere üniversite açılmaz. Görgüsüzlüğün lüzumu yok. Üniversite mi lazım? Peki o zaman İzmir'e 5 tane, İstanbul'a 10 tane, Ankara'ya, Bursa'ya, Eskişehir'e aç. Sefalete vizeye başvuruyorsun. Bir vilayete üniversite istediğinde de sor, 'Tiyatron var mı?' 'Kütüphaneniz ne alemde?' diye bak.' İfadelerini kullandı.
Hatta Ortaylı, üniversite-ekonomi ilişkisinin de ulaştığı düzeyi oldukça çarpıcı şekilde gözler önüne serdi. Ortaylı, ''Bizim çocuklar okumasın mı?' diyor. Canım senin çocuğunun okuyacak kabiliyeti varsa, zaten kazanıp geliyor. Derdin çocuğun okuması değil, evini kiraya vermek. 40 bin talebe olan şehirde 20 bin kapasiteli yurt yok. Üniversite açılışı bile ev sahiplerinin insafına kalmışsa, burada bir sorun var.'
İlber Ortaylı'nın üniversite açılacak kentler arasında Eskişehir'i göstermesi bana göre Eskişehir'in kurtarılmış kentler arasında olduğunu da göstermiyor. Elbette ki Eskişehir'in bu alanda çok ciddi artıları, tecrübesi, deneyimi var. Ama kat edeceği daha çok yolu da vardır. Ama Ortaylı'nın bu tespitleri hem üniversitelerin saygınlığı, bilim üretimi ve bilimsel bilginin önemi açısından hem de üniversitelerin günümüzde indiği yeri göstermesi açısından oldukça önemlidir. Ülkenin dört bir tarafına üniversite açılmasının zararlarını bizatihi görmüş ve yaşamış durumdayız. Türkiye'de üniversite açılması için örnek gösterilen Eskişehir'de bile ev sahiplerinin öğrenci-aile ayrımı içine girerek kiralık fiyatlarını ona göre ayarladıklarını, hatta 15 sene evveline kadar kim daha yüksek fiyata verirse evi o kiralar anlayışı içinde öğrenciler arasında açık artırma bile yapan ev sahiplerinin varlığını gözlemledik.
ORTAYLI'DAN TOKAT GİBİ DEĞERLENDİRMELER
Her yere üniversite açmanın görgüsüzlüğüne öğrencileri yolunacak kaz olarak gören şark kurnazlığının eklenmesiyle üniversitelere olan bakış açısının getirdiği sonucu ise bugün ülke olarak ödüyoruz. Tabii ki bunun baş nedeni eğitime olan bakış açımız. O toplantıda İlber Ortaylı'nın söylediği gibi;
'Şimdi diyorlar ki 'Efendim biz akıllı robot öğreteceğiz'. Önce, çocuğa aklını bir şekilde kullanmayı öğret robot arkadan gelir. Bu tür şaklabanlıklarla, Türk eğitimi tehlikenin içine giriyor. Bir takım seçkin geçinen öğretim kurumları sanki dışarıya adam kaçırmak için kurulmuş devşirme merkezi gibi çalışıyor. Çok enteresan bir şey.'
'Türk öğrencisi gramer bilmiyor. Türkçeyi bilmiyor. Türkçenin yanında öğrenmesi gereken başka dili bilmiyor. Müzik bilmiyor, matematiğin esaslarını kavrayamıyor. Coğrafya ve tarihten haberi yok. Böyle bir adamlarla robot mobot yapamazsın. Bu saçmalığın alasıdır.'
'Eğitim sistemimiz bu tarz devam ettiği sürece çok değil yakın zamanda büyük bir çöküntü başlar ki, bence başladı. İnsanlar, Türkçe konuşmayı bilmiyor. Telaffuzları bozuk. Gramer imla yok. Matematik bilmiyor. Türk insanı, yavaş yavaş başka kültürleri anlama kabiliyetini yitiriyor.'
Sorunumuz büyük, hem de çok büyük…