İstanbul, Ankara, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Balıkesir…
AK Partili Belediye başkanları uzun zamandan beri yerel iktidarda. Az buz değil... 20 yılı aşkın olan var, üç, dört dönemdir seçilenler vardı..
Bursa, Balıkesir, Ankara Belediye Başkanları özel bir rica üzerine görevlerinden ayrılmışlardı.
Bazıları iki gözü iki çeşmeydi. Yağmur da, en çok buralarda çok yağdı...
AK Parti sürekli olarak bu illeri örnek göstererek şunu propaganda amaçlı söylerlerdi...
Gidin; 'AK PARTİ' Belediyecilik neymiş görün!
Öyle yaaa!
Gördük!
AK Partili belediyelerinin boşa harcadığı kaynaklar, boşa geçirdiği yıllar var. Halkın verdiği vergiler birçok belediyelerde çar çur edildi. Sürekli böyle beklenmedik ortalamanın üstünde bir yağış oldu diyerek bu sorunlardan kurtulmamız mümkün değil. Evet, şehirlerimizin alt yapı sorunları var, bu sorunlar her defasında karikatürize bir biçimde haberlerde gündeme gelmekte... Yağmurlar, seller geliyor, can alıyor, mal kaybı yaratıyor ve oluşan tablolar hiç yakışmıyor.
Peki, neden bu problemler şimdiye kadar çözülmedi? Bu sorunun yanıtı çok basit. İş bilmez başkanlar ve RANT simsarlarının beklentileri ve kaynakların politik amaçla kullanılması...
Belediye Başkanların açıklamalarının hiç biri, yetkilileri bu sorumluluktan onları kurtaramaz. 25 yıldır AKP zihniyeti, ilçelerinde ve büyük şehirde Ankara'yı, İstanbul'u,Kocaeli'ni,Sakarya'yı, Bursa'yı, Antalya'yı,Manisa'yı yönetti.
Demek ki, sadece şehrin rantıyla ceplerini doldurdular, şehri yağmaladılar, betonlaştırdılar ama yağan yağmurda Ankara'nın, Bursa'nın, Kocaeli'nin, İstanbul'un alt geçitlerini ve evlerini doldurdu.
AK Partili Belediye Başkanlardan birini özür dilerken görmedim. Birileri çıkıp özür dilemeli… Nerede o günler... Bu şehirlerde belediyeler CHP' de olsa idi vallahi AK Partililer CHP'nin başına 'Gök kubbeyi' indirirlerdi...
Bakın gördünüz mü? İşte CHP zihniyeti bu. Gördünüz mü bakın iyi görün. Derlerdi. Yağmur yağdı her yer deniz gibi oldu derlerdi...
Yağmur yağınca neler? olduğunu gördük, görüyoruz...
Efendim, şehir arazilerini nasıl imar numaralarıyla yağmalandıklarını, verimli Tarım arazilerin nasıl İmar'a açıldıklarından bahsetmeyeceğim...
Sadece birkaç gün 15-25 dakika arasında yağmur yağdı. AK PARTİLİ Belediyelerin çokça övündükleri yolların, köprülerin, geçitlerin ne hale geldiklerini TV haberlerinde gördük...
Yollar dere olmuş. İnsanlar can derdinde. Otomobiller, suyun içinde bir oyana bir bu yana savruluyordu...
Yağmur yağdı Hastanenin bodrum katını sular bastı. Hastalar son anda bir çok evi dükkanı sular bastı...
Ankara'da alt geçitte mahsur kalanları itfaiye merdivenle kurtardı...
Tüm bunlar AK Parti Belediyecilik ile övünülen yerlerde oldu...
Nedense? Yıllardan beri iktidardalar...
Çok iyi iş yaptıkları ile övünüyorlar ya...
Her yeri sular basıyor…
KILIÇDAROĞLU KAMPANYAYI ESKİŞEHİR'DEN BAŞLATMIŞ...
Odalardaki konuşmalarında mesajlar vermiş…
Satır başları şöyle:
-Eğitimine önem vermeyen bir toplumun geleceği yoktur.
-Bizim kaç markamız var dünyada adı geçen? 10'u geçmez.
-Neden can ve mal güvenliğimiz yok? Yargının bağımsız olmadığı bir ülkede güvenlik yoktur.
-Yargı siyasallaşırsa orada demokrasi biter.
-Bir siyasi partinin tayin ettiği hakime başka bir siyasi parti güven duyacak mı?
-Medya özgürlüğü. Sizin sesinizi kim dile getirecek? Medya iktidarın kontrolündeyse ne olacak?
-Stratejinin 3. ayağı güçlü bir sosyal devlet. Eğer gelir dağılımı hakça olmazsa o ülkede demokrasi olmaz.
-İşsizliğin ordular halinde bir ülkede hangi sosyal barıştan söz edeceksiniz?
-Bizim önerdiğimiz aile sigortasının amacı bu.
-Uyuşturucu yaşı 10'a indi. Yoktu eskiden böyle bir şey. Gelir dağılımın dengeli olması lazım.
- Dünyanın en büyük fındık üreticisi biziz ama fiyatı biz belirleyemiyoruz.
-5 yıl içinde orta gelir tuzağını aşarsınız. Niye orta gelir tuzağına yakalandık? Katma değer yüksek ürünler üretmediğimiz için.
-FETÖ' nün adamlarını en önemli yerlere yetiştiriyorsunuz. Bu mudur mücadele? Parayı bastıran dışarı çıkıyor. Gariban içerde kalıyor.
-Baskıyla kayıt dışı ekonomiyle mücadele etmek mümkün değildir.
-24 Haziran'da hepimize görev düşüyor. Sizden isteğim sandığa giderken düşünerek gidin. Ben dilimin döndüğü kadar anlatıyorum. Neden mitinglerde anlatmıyorum. Sizler gelmiyorsunuz. Bizim oturup dertleşmemiz gerekiyor.
- CHP statükocu diyorlardı. Son 6,7 yıldır kendini en çok geliştiren parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir...
Son başlık hariç kim? İtiraz edebilir ki?
CHP'nin 'oy' alması gereken kesimler belli...
1-Emekliden.
2-Asgari ücretle çalışanlardan.
3-Kandırılan Taşeron işçilerden.
4-Dar gelirli kesimden
5-Köylü kesimden
6-Esnaf kesiminden...
7-adaletsizliğe uğrayanlardan
8-Öğrencilerden...
9-OHAL mağdurları
10-Kentsel dönüşüm –TOKİ mağdurları
11-Orta dereceli memurlardan
12-KOBİ'ler den…
Şimdiden asgari ücrette net 2.200TL olacak. Üniversite mezunları en azından asgari ücretle çalışma fırsatı bulacak...
Eğer, bu kesimler hala AKP zihniyetine oy verirse ne diyeceksiniz. Akıllarını kiraya mı verdi diyeceksiniz!
CHP ŞİMDİ ÇOK DAHA ÖNEMLİ...
CHP 'FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNE' ciddi bir biçimde karşı çıkarken aynı zamanda, 'FETÖNÜN' siyasal uzantıları kimlerdir? Sorusunu sürekli gündemde sıcak tutmalılar...
24 Haziran 2004 MGK kararlarını sıcak tutmalılar. İş birliğinin kimlerle, nasıl yaptıklarını sıcak tutmalılar...
Kimler? Yardım ve yataklık yaptıklarını sıcak tutmalılar...
Yapılan haksızlıkları ve adaletsizleri somut dile getirmeliler...
Ülkeyi kimler bu hale getirdiler?
Muhafazakar –Mütedeyyin seçmenlere çok iyi anlatılmalı...
Çünkü onlar oy veriyor, iktidarı onlar belirliyor...
Sayın Erdoğan'ın, söylediklerine değil, yaptıklarına bakacaksınız.
Millet ittifakı diyor ki; devlet olanaklarını denetimsiz harcayamazsınız, har vurup harman savuramazsınız? Her halde ihlaslı samimim Müslümanlar gerçekleri görüyorlardır...
Anladınız mı EY! AK Partililer. Dilinize, üslubunuza sahip çıkın. Bu kadar gerilime ne gerek var...
Hani hepimiz kardeştik...
Mübarek Ramazanda, dilimize de 'oruç tutmak zorunda' değil misiniz?