Her askeri veya sivil darbe toplumun ruhunda ağır yaralar açar. Yazıma böyle başlayayım dedim..
Aradan geçen 55 yıl. Bir ömür. Darbeler konusunda yüzlerce değil binler ce makale yazılmıştır.
Saat saat yazılan notlar vardır. Çok kıymetli araştırmalar vardır.
Neden bu haldeyiz sorusunun cevaplarını o günlerde gelişen olayları fikri takip yaptığımızsa daha iyi anlamış oluruz.
ARA REJİM VE KRİZLER
Türkiye siyasi hayatı açısından önemli bir olay olan 12 Mart Muhtırası, demokrasi tarihi açısından önemli bir olaydır. Türkiye bu olaydan sonra yeni bir döneme daha girmiştir.
12 Mart muhtırası bir “ara” rejim getirmiştir
Türkiye siyasi hayatında bazı dönemlerde siyaset-ordu ilişkileri sorunlu bir şekilde biçimlenmiştir. Ordu farklı dönemlerde siyasete çeşitli şekillerde müdahale etmiştir.
Cumhuriyet tarihinde ordunun siyasi hayata müdahalesi ilk olarak 27 Mayıs 1960 tarihinde gerçeklemiştir. Bu dönemin etkisi atlatılamadan 12 Mart 1971’de ordu yeniden yönetimi ele almaya, siyaseti yönlendirmeye çalışmıştır.
ARA REJİM
Türkiye siyasi tarihinde “ara rejim” olarak ele alınan bir döneme girilmesine neden olan 1971 Muhtırası, askerin siyaset üzerinde sözsahibi olmak istemesinin başarılı olan ikinci bir örneği olarak karşımıza çıkmıştır.
ASKER gerçek askerlik görevini dışında, toplumu kontrol etmek üzerine millete karşı bir kontra siyasal kurum haline getirilmiştir.
Halâskâr Zâbitân!Osmanlıdan kalan bir hastalıklı miras.O günlerde tartışılan en büyük parti silahlı kuvvetler. İmtiyazlarla donatılmış bir sınıf.
Dokunulamaz..
Ulvi bir görev.
Halaskarı zabitan sınıfı böyle kodlanmıştı.
Türk siyasi tarihi aynı zamanda bir darbeler tarihidir dememiz boşuna değildir. 1960’da yapılan 12 Mart’ta yapılan,12 Eylülde yapılan, 28 Şubat’ da yapılan,15 Temmuz da da yapılan budur.
DARBELER TARİHİ DERS OLARAK OKUTULMALI..
Çünkü, demokrasi tarihimiz dediğimiz aslında darbeler tarihinin bir sonucudur ve toplumun sosyolojik tarihi tarım, din toplumunun siyasete yansımasıdır.
Çünkü demokrasinin temeli sınıfsaldır. Toplum ekonomik gelişmesini kamu üzerinden yürüttüğü için modellemede ekonomik kamu-kaynakları üzerinden yapılmıştır.
DİN TARIM EKSENLİ BİR SOSYAL YAPIMIZ VAR.
Demokrasinin gelişmemesinin altında, din- tarım toplumunun politik arenada siyasi parti olarak ortaya çıkmıştır. Siyasal tabanları da sosyolojik olarak farklılaştırılmış tarikat anlayışlarından ibarettir..
Toplumu bölmek, fırkalara ayırmak, onları kişi kültüne uygun taraftar olarak hazırlamak bir projedir. Bunu karbonhidratla beslenenler değil, protein ile beslenen üst akıllar yapar.
DEMOKRASİ KÜLTÜREL BİR BİLİNÇ DÜZEYİDİR.
Demokrasi diye avazı çıktığı kadar bağıranların, zaman süreci göstermiştir ki en büyük faşistler bu kesimlerden çıkar...
Dolayısıyla demokrasi fantezisi bu eksende devam etmektedir.
BUGÜN 12 MART.
Kısacası darbeler tarihine baktığımızda hemen hepsinin altında ABD emperyalizmin ayak izlerini görürsünüz.
Sıkıştırılmış özgürlüklerin palavralarla süslendirilmiş hamasi nutukların oksijenimizi yuttuğu, nefessiz bıraktığı dar sokaklarda, bir avuç demokrasiyi arıyoruz.
Diyojenden beri elimizde el fenerimiz karanlık sokaklarda dolaşıp duruyoruz..
Demokrat olmadan ..
İdeolojik düdüklü tencerenin buharında ısıtılıp ısıtılıp üfürülüyor..
Çünkü Türkiye,NATO üyesi olduktan sonra tercihini yapmış. O zaman o çokbilmişler, siyasi tarihine bir de analitik gözle baksınlar. Şimdi bile iş adamlarının bile ağızlarını açtılar, konuştular diye neden içeri tıkılıyorlar?
İsmet paşa döneminde de, Adanan Menderes döneminde de, Demirel döneminde de, MC dönemlerinde de düşünen ve bunu dillendiren insanlar neden içeri tıkılıyordu?
O çok özgürlükçü diye övününen,1961 anayasasının yürürlükte var olduğu dönem de de, insanlar düşüncelerinden dolayı içeri tıklıyordu.
İnsanlar düşüncelerinden dolayı içeri tıkılıyordu.
1961 anayasası göreceli olarak demokratik gibi gözükse de, aslında oligarşi- bürokratik bir yapı kurgulanmıştı. Güç odağında bunlar vardı.
SİLAHLI KUVVETLERİN GÖREVİ TOPLUMSAL UYANIŞA FREN YAPMAKTIR
Silahlı bürokrasi, Siyasi bir kurum olarak hareket etmek gibi ulvi bir somut olmayan görevde değerlendiriliyor. Bunu da iç hizmet kanunun verdiği yetkilendirdiğini gerekçe olarak söylüyor.
Tabi bu büyük bir yutturmaca.
İmtiyazlı gücü sözde milletin çağrısı üzerine kullanmak.
Muhtıralı dönemlerde yetişen bizim nesilden çok enderde olsa, doğru dürüst analiz yapanlar çıkmıştır.
Yoksa, devrimcilik fetişizmin içine düşenler kendilerini nostaljik anlamda avutuyorlar.
Çünkü 12 Mart muhtırasından önce yapılması düşünülen 9 Mart askeri cunta hareketini hep pas geçiliyor.
Cunta içinde cunta. Peki, 9 Mart günü cuntacı subayların darbe yapacağını kim bildirdi?
Gençleri kim kurguladı? Sokağa kim sürdü?
12 MARTIN BAŞBAKANI KİMDİ?
CHP’ den istifa edip teknokratlar hükümeti kuran Nihat Erim. Hem CHP’den hem de Adalet Partisi’nden alınan milletvekilleriyle bir hükümet kuruldu ve Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için sıkıyönetim mahkemesi tarafından verilen “idam” kararı TBMM’ sine geliyor. Uzun süren tartışmalar yapılıyor. Peki, o günlerde parlamentoya gelen idam kararları için CHP nasıl oy kullanmış?
İDAM TBMM’DEN GEÇİRİLDİ
Hemen uzatmadan söyleyeyim. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını, sıkıyönetim mahkemesi verdi. İdam kararı, hem Millet Meclisi’nin hem de Senato’nun onayından geçti. “Evet” oyu kullananlar arasında Adalet Partililer ‘in yanı sıra CHP’liler de vardı.
Millet Meclisi’ndeki ilk oylama 11 Mart 1972’de yapıldı. Anayasa Mahkemesi usul yönünden iptal edince, 24 Nisan 1972’de ikinci oylama gerçekleşti. İlk oylamada Nihat Erim Başbakan’dı; ikinci oylamada ise, Ferit Melen. Her ikisi de, CHP kökenli milletvekilleriydi.
CHP’nin nasıl tavır aldığını, TBMM’ sinde oylamalar da dikkat çekicidir.
MAALESEF DOĞRU OKUMALAR YAPMIYORUZ
İdeolojik doğmalarla değil, sosyo ekonomik analizlerle birlikte toplumsal değişim kurallarını incelemeden yapılan değerlendirmeler her zaman bir yanı eksik olarak kalacaktır..
Çünkü bu hikâye yazıldı ve kontr gerilla uyguladı.
Dönemin başbakanı Morrison neden Fötr şapkasını alıp gitmişti?
Çünkü yeni bir düzen, yeni bir sistem kurulacaktı.
Bugün neden bu haldeyiz sorusunun cevabı burada yatıyor? Bu günde dâhil. Seçmen nasıl kandırılıyor. Bir idrak etme kabiliyetiniz olsun.
Bunları kavrayabilmek, idrak edebilmek için çok yönlü siyasal analiz kitaplarını ve siyasal tarihini idrak etmek gerekiyor ki, doğru dürüst anlayabilesiniz.
Çektiğimiz sıkıntıların temelinde ne yatıyor?
Akıl tutulmaları yaşanıyor ve dar alanda çelik çomak oynuyorlar kabak milletin başına patlıyor. İşte o dönemin artıkların atıkları bugünde genetik şifreleri şu veya bu nedenle faşizan anlayış, tehlikeli nüve de varlığını devam ettiriyor.
Sadece format atıldı. Seccadelerini değiştirdiler.
Halâ anlamadınız mı?