Alaturka siyaset bizde böyledir.
Şark meselesi..
Bu gün olmuş bir şey değil.
Siyaset sahnesinde oda başkanları siyasete göz kırpmaları bugün başlamış değiller. Partiler özellikle seçimler öncesi bütün odalara ziyarette bulunup, sosyal medya için fotoğrafçektirip poz verirler..
Şimdi şelfi modası başladı ya. Anlık popülerlik.
Gülümseme esastır. Bir de ayakta verilen pozlar..
Artık bir anlamıda kalmadı. Fotoğraflar çekilirken gülmeyi de ihmal etmezler. Medyatik pozometreler ve gülüşler.
Şimdi yapay zekâ da var.
Filtreden geçirilmiş pozlar.
Ne kadar takipçin var?
Peki,sonra aday olmak için vesayet merkezlerini tavaf edenlere ne demeli!
Demokrasi var ya. İcazet almakta bunun bir parçası değil mi?
Bazıları tombaladan,milletvekili ve belediye başkanlığına aday gösterilirler.
Meclis üyeliğinde görev alırlar.
Sadece, ceket yakalarına rozet takarlar. İçerik üretmede tamtakır kuru bakır.
Aday gösterildiği partinin ne programını okumuştur,ne de tüzüğünü. Zaten bunların bir anlamı da yoktur.
5 yıl böyle geçer.
Ne önemi var.
Liyâkat falan?
Geç bunları. Güldürmeyin beni.
Diploma? Geçin bunları?
Deneyim falan? Geçin bunları.
Tek ölçü, sosyal medya da ne kadar çok poz versin? Popüler misin?
Tek kıstas bu olunca ona ne soracaksın? Proje ve kaynak ilişkilerinimi?
Yerel medya da,hık mık. Vallahi attığımız zaman mangalda kül bırakmayan bizler. Nazar değmesin anlamadığımız hiçbir şey yok gibidir. Google bile halt etsin.
PROCELER…
Efendim belediye başkanı olunca gazetecilere maaş bağlayacağım..
En büyük Proce?
Gerisi!.
Hamster çarkı. İçinde dön babam dön. Üfürme merkezleri para ile üfürüp dururlar. Günün hampacıları.
Boş kümeleri abartmayı ne kadar çok severiz. Paran kadar konuş.
Daha daha?
Ne procelerim var.
Off aman nalan?
Ne önemli soru?
36 yıldan beri bıktık usandık.Değiştirin bu soruyu. Adamlar zaten torbadan çıkmış gibi.
Haydi, yallah hop hop!.
İlk önce bu kafayı değiştirin. Sonra değişim deyin.
KURT HEDEF TAHTASINDA
Haber şöyle; ETO başkanı Metin Güler, başkan Kurt’u hedef aldı.Eskişehir’e çok büyük bir yanlış yapılıyor ve bunu da Kazım Kurt yapıyor.
Ne yapmış Kurt?
Eskişehir spora yardım amaçlı kendi mülkiyeti olan alanda organizasyon yapan firmaya süresi belli yer tahsis etmiş.
Amaç belli..Eskişehir spora yardım amaçlı yapılan bir Organizasyon.
KENT EKONOMİSİNE ZARAR VERİYORMUŞ
Metin Güler; Yöresel lezzet festivallerinin kent ekonomisine zarar verdiğini söyleyerek, “Bu sözde festivallerde yaklaşık 300 milyon lira Eskişehir’den alınıp şehir dışına götürülüyor demiş ..
KAZIM Kurt, da Ticaret Odası’nın yöresel lezzetler fuarı gibi organizasyonlara karşı çıktığını öne sürerken, ETO’nun düzenlediği karavan fuarında ise “çorap, bıçak ve elbise satıldığını” söyleyerek bu fuarların kente katkısının tartışmalı olduğunu söyleyince polemikler gündeme oturuveriyor..
Güler “Fuarda satış yapılması zaten sistemin bir parçası. Fuara gelseydiniz Eskişehirli 26 firmanın ne kadar ürün sattığını görürdünüz” panayırla, fuarı karıştırıyor.Sözde festivallerde bir tane bile Eskişehirli firma yok” diye cevap vermiş.
Severim bu polemikleri…
Şu 300 milyonu anlayamadık… Afakimi konuşmuş, gerçek mi? Bu sonuca nasıl varmış? Çünkü bu bir ekonomik rakam. İspat edilmesi lazım..
Belki elinde ciddi belgeler vardır..
Ne diyelim. Direkler arası “orta oyunu” gibi. ETO başkanı seçimleri de yaklaşıyor.Belli ki Güler, politika yapmayı çok seviyor ama kendisini bir türlü konumlandıramıyor.
Novigasyonunu yapay zekâ ilegüncellemeli. Karavan Fuarı elbette önemlidir. Ama daha önemlisi politik beklentilere karavan’ a atmayalım değil mi?
Önerim kazım Kurt’la polemiğe girmesine gerek yok. Zira polemiklerde kaybeden bellidir.
Ama teşekkürü Kazım Kurt hak etmedi mi sizce.Zira siyasetin taşlı yollarında yürürken kitabını yazmış. Okuyorum.
Günün sözü;
Yüksek tepelerde hem yılana, hem kuşa rastlanır; birisi sürünerek, öteki uçarak yükselmiştir.
Cenap Şehabettin.
RAMAZANLIK İFTARLAR
Ramazan ayı bereket ayı derler. Bereketi ile gelir derler. Her zaman olduğu gibi gelir gelmez de ramazanlıklarda zamlar başlar.
Bereket ayında esnafın Ramazan ayını bekler.
Esnaf ne yapsın.
Mecburen etiketlerde rakamlar değişiyor.
Bu enflasyonlu dönemde gıdalara gelen zam en başta geliyor.
Ramazan ayında siyasetin ritmi iftara kayar. Belediyeler iftar merkezlerinde yemekler verir. Benim çok kıymetli bulduğum masrafları kendi cebinden karşılayanların verdiği iftarlardır. Kamu kaynaklarından verilen iftarlarda karşıyım.
RAMAZAN PAYLAŞMAKTIR
Halkın içine karışarak vatandaşı ile birlikte Ramazan iftarlarını birlikte paylaştılar.
Tabii bu güzel bir gelenek.
Eskiden dediğim 40 veya elli yıl öncesinde başka bir dayanışma vardı. Komşular iftarda yemeklerini getirip paylaşırlardı. Sanki daha samimi gibiydik. İşin gösteriş tarafı yoktu.
Her şey sadeydi.
En klas iftarlık hurmaydı. Veya zeytin. Hele Temmuz Ağustos’a denk gelen aylarda gün bitmezdi.15 saat aç ve susuz kalıyorsun.
İFTARLIK REKLAMLAR...
Şimdi sosyal medyada reklamlar iftar menülerinin reklamları dönüyor.
Ramazan ayının son gününe geldik bile. Kadir gecesine ne kaldı?
Son üç gün… Basra’da savaş devam ediyor…