Deniz Çağlar Fırat

Yeni eğitim-öğretim yılı büyük sorunlarla açıldı. Sorunların içeriğine baktığımız zaman ise tamamen ideolojik ve siyasi sorunlar olduğunu görüyoruz. Birileri eğitimle ilgili kararlar alıyor, kimsenin itirazını dikkate almıyor ve uyguluyor.
Eğitim şöyle önemli böyle önemli diyerek 'hocalık' taslamanın da gereği yok. Eğitimin önemini bilmeyen mi var? Okula 80'lerin başında başlamış biri olarak, bu tartışmaların içeriğine baktığımız zaman ise eğitimin öznesi, hedefi olmazsa olmazı öğrencilerin tartışmaların içinde olmadığını görüyoruz.
Birileri çocuklarımızın geleceği hakkında kararlar alıyor ve uyguluyor ama eğitimin niteliği, içeriği, öğrencilerin sahip olduğu kültür gibi konular hiç ele alınmıyor. Bu yüzden biraz nostalji olacak ama işte bizim öğrenciliğimizde neler yaşanıyordu, bizler nasıl öğrenciydik onu hatırlatmak istedim.
İşte 80'lerde öğrenci olmak:
Erkekler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse girilemezdi.
Sabahları bahçede sıra olunur, pazartesi sabah cuma öğleden sonra müdür konuşma yapar, özel günlerden biriyse saygı duruşu olurdu. İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmazdı.
Öğretmenlerle dalga geçilemez, veli toplantıları aileye korkarak bildirilirdi.
Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı. Gömlekler pantolonların- eteklerin, içine sokulur, okul renkleri dışında bir renk giyilemezdi.
Küpe, kolye, yüzük, bilezik takılamazdı.
Okul kitapları üzerinde sevilen sanatçı resimlerin olduğu klasörlerde taşınır, ders yılı başında mutlaka kap kağıdıyla kaplanır, etiketler yapıştırılır, etikete adı-soyadı- sınıfı- hangi dersin kitabı olduğu yazılırdı. O derse ait defterler de kolaylık olsun diye aynı desen kap kağıdıyla kaplanır, ders sırasında yanında kitabı olmayan azarlanırdı.
Sınıflar kalabalık olsa da çıt çıkmadan ders dinlenir, boş derslerde sınıftan çıkılmaz, eğer çıkılacaksa öğretmenden mutlaka izin alınırdı.
Ödevler mutlaka yapılır, dönem ödevleri için kütüphanelere gidilir, ansiklopediler taranır, ödevler elle ve mutlaka dolmakalemle yazılırdı.
Akşamları erken yatılır, sabah okula servis yerine otobüsle gidilirdi.
Çanta yoklaması yapılır, okula yasak bir şey getirilemezdi.
Rahatsız edilenler öğretmene şikayet edilirdi. Asla sopayla, bıçakla girişilmez, çeteleşilmez, okul dışında bile kavga edilmezdi. Çünkü kavga edildi mi bilirdi ki evde ya da okulda bi posta daha dayak yenilirdi.
Kızlarla erkekler birbirine mesafeli durur, el şakası yapılmaz, küfürlü konuşulmaz, efendilik bozulmazdı.
Kitap okunurdu.
Biz 80'lerde okula başlayanlar çok güzel öğrencilerdik. Ne başkasının saçıyla ne başkasının namazıyla ilgilenirdik. Biz 80'lerin çocukları 'Atatürk'ün Gençliğe Hitabını' ezbere bilirdik. Biz büyüdükçe kirlettiler bizi. Kirlenenlerin kirlettiği çocuklar olduk. Şimdi bizim çocuklarımızın kirlenmesine seyirciyiz