Danıştay 10. Dairesi, Alpu Ovası’nda kömürlü termik santral kurulması için tarım arazilerinin tarım dışı kullanımına izin veren işlemin hukuki dayanağı bulunmadığına hükmederek yerel mahkemenin kararını bozdu…

Danıştay kararında, projeye ilişkin verilen "ÇED Olumlu" kararının daha önce mahkemece iptal edildiği ve bu iptalin kesinleştiği vurgulandı. Çevre Kanunu uyarınca, hukuken geçerli "ÇED" raporu bulunmayan bir proje için herhangi bir izin veya onay verilmesinin mümkün olmadığı belirtildi…

Bozma kararında dikkati çeken hususlardan biri de Alpu Ovası'nın "Büyük Ova Koruma Alanı" statüsünde olduğunun vurgulanması oldu. Danıştay, bölgenin en verimli tarım arazilerinin bütünlüğünün bozulacağını, termik santralin hava, su ve toprak kirliliği yaratarak tarımsal üretimi tehdit edeceğini ve projenin uygulanmasında üstün bir kamu yararı bulunmadığına işaret etti…

Yerel mahkemenin ilk kararında direnmesi ve kararın temyiz edilmesi durumunda dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na (İDDK) gidecek. İDDK’nın vereceği karar kesin olduğu için ilgili mahkemelerin bu kararlara uyması zorunlu olacak...

İDDK’dan nasıl karar çıkar? Bilemem…

Ancak yerel mahkemenin verdiği kararın doğru olduğuna karar verirse ne olacak?

Önemli olan bu…

Bakanlık Danıştay 10. Dairesinin yerel mahkemenin verdiği “ÇED Olumlu" kararını iki kez bozması “yok sayılarak” İDDK’nın vereceği olumlu karar mı dikkate alınacak?

ŞEHİR HALKIYLA İNATLAŞILMAZ

Eskişehirliler Alpu Ovası’na “Kömürlü Termik Santral” kurulmasına karşı…

Eskişehirlilere rağmen santral yapılırsa o zaman “Şehir karşı çıksa da biz yapacağız” diyerek kent halkıyla inatlaşacak olursanız bunun bedeli sandıkta ağır olur…

İllaki Gündüzler, Beyazaltın Mahallelerinin yakınlarındaki yer altında bulunan kömür ekonomiye kazandırılacaksa santral yerleşim yerleri dışındaki kırsal bölgeye kimseye zarar vermeyecek şekilde yapılsın, kömür de buraya taşınsın…

Eskişehir’in ‘tahıl ambarı’ dediğimiz Bakanlar Kurulu kararı ile ‘Büyük Ova’ kapsamına alınan Alpu’nun havasını, suyunu, toprağını kirletmek hiçbir akılla, mantıkla, vicdanla bağdaşmaz...

“ALPU OVASI, BÜYÜK OVA KORUMA ALANIDIR”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Danıştay 10. Dairesi’nin Alpu Ovası’na yapılması planlanan kömürlü termik santral projesine ilişkin verdiği bozma kararını değerlendirerek, “Alpu Ovası’nı korumak, Eskişehir’in geleceğini korumaktır” dedi…

Açıklamasına “Danıştay 10. Dairesi’nin kararıyla Alpu Ovası’na kömürlü termik santral dayatmasının hukuki zemini bir kez daha çökmüştür” sözleriyle devam eden Ataç, “Bu karar yalnızca bir dava sonucu değil; Eskişehir’in toprağına, suyuna, havasına ve yaşam hakkına dair açık bir ilke beyanıdır. Danıştay’ın altını çizdiği gerçek nettir: Alpu Ovası, Büyük Ova Koruma Alanıdır. Bu statü, tarım arazilerinin bütünlüğünü ve toprağın tarımsal kimliğini korumayı kamunun ortak sorumluluğu haline getiren bağlayıcı bir güvencedir. Hiçbir siyasi hesap, hiçbir kısa vadeli çıkar, hiçbir ‘olur’ yazısı bu gerçeğin üzerine örtü çekemez. Kararda açıkça vurgulanan riskler hepimizin hayatına dokunmaktadır” dedi…

KÖMÜRLÜ TERMIK SANTRAL HAVA

SU VE TOPRAK KIRLILIĞI DEMEKTIR

“Bu kirlilik; tarımsal üretimin zayıflaması, verim gücünün düşmesi, gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi ve halk sağlığının riske atılması anlamına gelir. Bugün bu ovada kaybedeceğimiz her şey, yarın soframızdan eksilecek ekmek; çocuklarımızın soluduğu havadan çalınacak sağlıktır” diyen Ataç, şu görüşlere de yer verdi:

“Kararın en kritik yönlerinden biri de, projenin ilerletilmesi adına üstün bir kamu yararı bulunmadığının tescillenmiş olmasıdır. Kamu yararı; toprağı geri dönülmez biçimde kirleten, suyu riske atan, havayı zehirleyen bir yaklaşımla kurulamaz. Kamu yararı yaşamı korumakla başlar; insanı, emeği ve üretimi yaşatmakla anlam kazanır. İklim krizi çağında tarım alanlarını korumak yalnızca çevre politikası değildir; ekonomik güvenlik, halk sağlığı ve toplumsal adalet meselesidir. Alpu Ovası’nı korumak; Eskişehir’in tarımsal üretimini, kırsal yaşamını, istihdamını ve geleceğe dair umudunu korumaktır.”

“ALPAGUT-ATALAN VE BOZDAĞ

BÖLGESİ İÇİN DE EMSAL OLMALI”

Bu kararın; Eskişehir’in Alpagut–Atalan ve Bozdağ bölgesinde gündeme gelen altın madeni arayışı gibi, doğayı ve yaşam alanlarımızı tehdit edebilecek tüm girişimlerde de hukukun, bilimin ve kamu yararının esas alınması adına emsal olmasını dilediğini de vurgulayan Başkan Ataç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu mücadelede emeği geçen yurttaşlarımıza, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, bilim insanlarına ve toprağına sahip çıkan üreticilerimize teşekkür ediyorum. Hukukun işaret ettiği bu doğrultunun gereği yapılmalı; Alpu Ovası üzerinde tarımsal varlığımızı ve yaşam hakkımızı tehdit eden her türlü girişimden kesin olarak vazgeçilmelidir. Alpu Ovası’nı korumak, Eskişehir’in geleceğini korumaktır.“

* * *

Türkiye’de hava kirliliğine bağlı erken ölümlerin nedeni olarak kömürün yüzde 72,9 payla en büyük orana sahip olduğu iddia ediliyor…

Kömürlü Termik Santralim yapımına karşı çıkanlar şunu söylüyor:

“Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre; Türkiye’de fosil yakıtlara verilen mali destek bitirilirse ve fosil yakıtlar yeniden vergilendirilirse Türkiye’deki erken ölümlerin yüzde 74’ünü önlemek mümkün.“

* * *

Acizane önerim; AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ile AK Parti Milletvekilleri Eskişehirlilerin “termik santralin yapımına karşıyız” sözlerini mutlaka dikkate almalılar…

Ya da bir pazar günü gerek il gerekse ilçe merkezlerinde sandık koysunlar... alım…

Bakalım Eskişehir halkı ne diyecek?

* * *

YILLAR GEÇTI VEFA EKSILMEDI

Eskişehir’de uzun yıllar boyunca nice öğrencinin hayatına dokunan öğretmen Hayri Birdal ve dönemin okul müdürü Şemsettin Nayman ile bir araya geldi. Yıllar sonra eski öğrencilerinin yaptığı sürprizle duygu dolu anlar yaşandı…

Öğretmen, öğrencilerini asla unutmaz; yıllar geçse de bir gün mutlaka yollar kesişir. Çünkü öğretmenlik böylesine kutsal bir meslek…

Yıllar sonra yeniden bir araya gelip o günleri yad edebilmek, öğretmenlik mesleğinin insana verdiği en büyük armağanlardan biridir…

* * *

Eskişehir Vali Bahaeddin Güney İlköğretim Okulu’nda görev yapan İlkokul Öğretmeni Hayri Birdal, en son yaklaşık 15 yıl önce bir elin parmakları kadar öğrencisiyle bir araya gelmiş…

Bu buluşmaya Hayri Birdal hocam beni de davet etmişti…

Ancak rahatsızlığım nedeniyle katılamamıştım…

Hayri öğretmenimle emekli olduktan sonra MHP il yönetiminde görev yaparken tanıştık…

İyi bir diyaloğumuz oldu…

Zaman zaman sohbet eder ülkenin bugünü ve geleceği hakkında görüş alışverişi yapardık…

Zaman zaman ayrı düştüğümüz de oldu…

“Görüşüne saygı duyuyorum” derdi…

“Ben de senin görüşüne” derdim…

Zaman zaman aynı noktada buluştuklarımız da oluyordu…

Toplu iğne başı kadar sorun yaşamadık. Bir birimizi kıracak söz söylemedik…

MHP’den istifa etti, siyasete ara verdi…

Buna rağmen zaman zaman telefon ederek halimi hatırımı sorardı…

Daha sonra şarküteri işyeri açtı…

Şehir merkezine yakın olduğu için 15 günde veya ayda bir işyerine gider sohbetlerimizi orada yapardık…

Bir ara rahatsızlandı…

Bu nedenle irtibatımız kesildi…

Sık sık telefon ederek rahatsız etmek istemedim…

Hastalığı atlattır atlatmaz telefon etti…

“Ailemin ve dostlarım hayır duaları sayesinde iyileştim” dedi…

Çevresinde de sevilen sayılan birisi… Ne de olsa eğitimci, öğretmen…

Sormadım ama herhalde binlerce öğrenciyi okutmuştur…

İşyerine ziyarete gittiğim de zaman zaman ortak tanıdıklarımıza rastlardım…

Birlikte sohbet ederdik…

Son iki yıldır dükkanına gitmiyorum. Bu arada hastalığı da araya girmişti…

O dostlarının Hayri Hocamın dükkanını yine dolup taşırdığına inanıyorum…

* * *

Dönem öğrencilerinden Veteriner Hekim Gülüzar Yılmaz’ın organize ettiği buluşmada öğretmenleri Hayri Birdal’ın 1997 yılında görev yaptığı Vali Bahaeddin İlkokulunda sınıfının öğrencileri kendisi ile o yıllarda okulun Müdürü olan Şemsettin Nayman ile 24 yıl sonra buluşmuşlar…

Hayri Hocama telefon ederek, öğrencileriyle 24 yıl sonra buluşmalarının nasıl bir duygu olduğunu sordum:

“24 yıl geçmiş olsa da unutulmamış olmak, hatırlanmak tarifsiz bir duygu. Bu buluşma beni çok duygulandırdı. Bu anlamlı buluşma, öğretmenliğin yalnızca bir meslek değil; ömür boyu süren bir gönül bağı olduğunu bir kez daha gösterdi” dedi…

Öğretmen, müdür ve öğrenci buluşmasında müthiş duygusal anlar yaşanmış…

"DÜNYAYA BIR DAHA GELSEM

TEKRAR ÖĞRETMEN OLURUM"

İlkokul öğretmeni Hayri Birdal, mezunların yıllar sonra birlik beraberlik içinde kendisi ve müdürlerine vefa göstermesinden büyük mutluluk duyduğunu ifade etti…

Yıllar önce okuttuğu öğrencileriyle bir araya gelen Birdal, öğrencilerine, "Dünyaya bir daha gelsem, imkanım olsa tekrar öğretmen olurum. Yetiştirdiğimiz fidanların meyvelerini görmek bizleri mutlu ediyor. Vermiş olduğumuz eğitimin amacına ulaştığını görüyoruz. Sizleri ülkesine, milletine bağlı vatanperver insanlar olarak yetiştirmek istedik; şükürler olsun öyle de oldu" demiş…

* * *

Öğretmenlik; geçmişten geleceğe giden yolda gerçekleştirilen, evrensel nitelikler taşıyan, özel bir mesleğin adıdır. Kökleri geçmişte olan öğretmenlik mesleğinin bugün ortaya koyduğu performansın meyveleri ancak gelecekte toplanabiliyor… Unutulmayan öğretmen olmak, yarınlarda var olmak her mesleğe nasip olan bir özellik değildir. Öğretmen olma yolculuğu; insan sevgisi, sabır, idealist (her zaman daha iyi olanı isteme) ve fedakâr (emektar) olmakla başlar…

Öğretmen olmak; mesleği sonsuz bir tutkuyla gerçekleştirmek, hiçbir olumsuzluğa takılmadan en iyisini yapabilmek için emek vermektir. Öğretmen olmak; geçmişten aldığı emanetleri geleceğe sosyal, kültürel, duygusal ve akademik olarak en iyi şekilde yetiştirmiş olarak teslim edebilmektir. Öğretmen olmak; öğrencilerini hayata hazırlamak, üstelik geleceğin hayatına çok boyutlu olarak hazırlamaktır…

* * *

İşte Hayri Birdal öğretmenim de öyle birisi…

Bir öğretmenin sevilmesi demek, dersinin de sevilmesi ve başarılı olunması demektir…

Bunun içindir ki bu temel değerleri taşıyan öğretmenler öğrencileri, velileri, görev yaptıkları şehrin insanları tarafından unutulmayıp hatırlanırlar…

Her öğretmenimiz başka bir insan, farklı bir kişiliktir. Öğretmenlerimizin de her biri tıpkı öğrencileri gibi özel ve biriciktir…

Öğretmenlerin öğrencilerinin yapıp etmeleri karşısında hoşgörülü olmaları öğrencisi için aradan yıllar geçse de unutulabilir miydi? Elbette ki böyle bir öğretmen öğrencileri tarafından unutulamazdı…

Tıpkı Hayri Birdal öğretmen gibi…

Bu gün köşemize madem öğretmenlerimizi aldık, Yüce Önder Atatürk’ün öğretmelere verdiği büyük önemi yanıstan şu sözleriyle nokta koyalım; “Muallimler yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizlerin eseri olacaktır...”