Bilindiği gibi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı'na yönelik açılan iptal davasında, kurultay seçimlerini ve alınan tüm kararları baştan itibaren geçersiz sayan "Mutlak Butlan" kararı verdi.
Mahkemenin “Mutlak Butlan” kararıyla CHP’nin Genel Başkanlığına geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine muhalefet olarak gördüğü 26 il başkanını görevden aldı ve bu başkanlardan 7’si de ihraç istemiyle disipline sevk edildi…
Görevden alınan il başkanlarının arasında seçimle göreve gelen Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz’da var…
Önce şunu belirtmek isterim…
Yalaz, bugüne kadar CHP’de il başkanlığı yapmış isimler arasında en genci, en faal olanı ve hem şehirde hemde parti tabanında büyük sempati duyulan bir isim…
İl Başkanlığı seçimlerinde karşısında olan ve karşı oy veren partililere küsmedi…
Seçimi kazandıktan sonra onları da kucakladı ve gönüllerine girmeyi başardı…
Örnek mi?
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Talat Yalaz’ı desteklerken Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ise Odunpazarı Belediye Meclis üyeliğinden istifa ederek il başkanlığına aday olan Figen Kahya’ya destek vermişti...
Seçildikten sonra da “Demokratik yolla seçilen kişi benimde başkanım” diyerek hep yanında durdu…
Olması gerekende buydu…
BELEDİYE BAŞKANLARI İLE
TEŞKİLATIN DESTEĞİNİ ALDI
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, İl Başkanı olan Talat Yalaz ile tam bir uyum içerisindeler…
Sadece kent merkezindeki üç belediye başkanı değil, ilçelerin CHP’li belediye başkanları da Yalaz’ın yanında oldular…
Şunu da belirtmek isterim;
Talat Yalaz, CHP üyelerinin hemen hemen tümünün destek verdiği il başkanı…
Bunu nereden biliyorsun diyebilirsiniz...
İl Başkanlığı görevinden alındıktan sonra başta CHP’li belediye başkanları, Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Başkanları ile partililerin hemen hemen büyük çoğunluğu yanında oldu, tepki gösterdiler…
Partisini en iyi şekilde temsil etti, belediye başkanlarına yapılan haksız eleştirilerin karşısında dimdik durdu ve bir hukukçu olarak gereken tepkisini gösterdi…
İL BAŞKANLARI GENEL BAŞKANIN
ASKERİ DEĞİL VE OLMAMALI
Ben yıllardır il, ilçe başkanlarının atamayla gelmelerine karşı oldum...
İl ve ilçe başkanları demokratik yolla yani seçimle görece gelmelerini savundum…
Bugünde aynı düşüncedeyim…
İl ve ilçe başkanları yüz kızartıcı suç işlemedikleri, parti disiplin suçu işlemedikleri sürece görevden alınmamalı…
Ayrıca...
İl ilçe başkanları genel başkanın askeri veya emir eri değildir…
Genel Başkan yanlış yapıyor ve söylemlerini beğenmiyorsa hakaret etmeden onların yanlışlarını eleştirmelidir…
Bu eleştiri partiyi savunma adına yapılmalı…
Ki mahkeme kararı ile göreve geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, en kısa zaman dilimi içinde partinin bölünmemesi, kamuoyunda çok daha fazla eleştirilmemesi için en kısa zamanda olağan üstü kurultay kararı almadığı, kendisinden sonra göreve gelenleri ağır şekilde eleştirmesini doğru bulmadıkları için haklı olarak tepkilerini ortaya koyuyorlar…
Kılıçdaroğlu’na tepki gösterirken söylemlerinde kendisine hakaret etmiyorlar, yıllarca partinin genel başkanlığını yaptığı, 13 seçim kaybettiği ve geçmişte arkasından yürüdükleri için sadece nezaket sınırları içerisinde haklı eleştirilerini ifade ediyorlar…
Kılıçdaroğlu’nun buna bile tahammülü kalmamış…
CHP SEÇİME GİREMEZSE
HOŞUNA MI GİDECEK?
Mutlak butlan kararı sonrası CHP’de yaşanan kriz şimdi de genel seçimlere katılamama riski doğurdu…
Yasaya göre siyasi partiler büyük kongrelerini en çok üç yıl içinde yapmak zorunda. CHP kurultayları iptal edildi ve 26 Temmuz 2020’deki 37’nci kurultay esas alınarak 2020’ye dönüldü. 6 yıllık boşluk doğdu. Yasada “İki kez üst üste büyük kongresini yapmayan partinin seçime katılamayacağı” hükmü devreye girdi. CHP 26 Temmuz 2026’ya kadar kurultayını yapmazsa, genel seçimlere katılamama riski doğdu…
Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada siyasi partiler kanununun 14 ve 36. maddelerinin en geç 3 yıllık sürede büyük kurultay yapılmasının zorunlu olduğunu belirterek şunları söyledi:
“İki kez üst üste kongre ya da kurultayını yapmayan siyasi parti ise seçime girme yeterliliğini kaybeder. Grubu olması da değişen yasa gereği bunu etkilemiyor. İstinaf CHP’nin kongrelerini mutlak butlan ile iptal etti ve 2020’ye dönüldü. Şimdi iki kez üst üste kongresini yapmamış olması tartışılıyor. Ancak İstinaf Mahkemesi’nin kararı yok hükmündedir. Siyasi partinin kurultayını iptal yetkisi yoktur. Demokrasimiz açısından da son derece olumsuz bir karardır. YSK bu konuda devreye girmeliydi. Çözüm Yargıtay’ın istinafın kararını iptal etmesidir. Böylelikle tüm tartışmalar da sona erer. Zaten yok hükmünde olan bir karar da ortadan kalkar.”
Hikmet Sami Türk’ün söylemine ne Kemal Kılıçdaroğlu ne de CHP’nin atamayla gelen yöneticileri nedense kulak asmıyorlar…
Henüz ortada alınmış bir seçim kararı olmamasına rağmen muhtemel bir seçime girememesi söz konusu olursa yıllarca CHP’nin genel başkanlığını yapan cumhurbaşkanı adayı olmuş Kemal Kılıçdaroğlu acaba hiç mi vicdan azabı duymayacak?
Yoksa mutlu mu olacak?
* * *