Geçtiğimiz günlerde her ne kadar; “Ben adayım demedim” dese de Eskişehirspor’un eski başkanlarından Halil Ünal’ın Siyah-Kırmızılı Kulübe başkan adayı olacağı dillendirildi…

Ve geçtiğimiz hafta boyunca spor kamuoyu Halil Ünal aday olacak mı olmayacak mı konusunu tartıştı...

Halil Ünal’ın ‘başkan adayı’ haberi gazetelerde çıktıktan sonra bana bazı meslektaşlarım şunu sordu…

“Abi geçmişte başkan iken Halil Ünal ile sen çok samimi idin. Halil Başkanı iyi tanıyorsun. Sence başkan adayı olur mu?”.

Yanıtım şöyle oldu:

“Eğer benim tanıdığım Halil Ünal değişmedi ise başkan adayı olmaz. Kendi ağzından yani basın toplantısı yaparak ‘adayım’ demediği sürece aday olacağını kesinlikle düşünmüyorum. Süper Ligde kulübü Avrupa Kupalarına götüren Ünal, 3. Ligdeki Kulübe başkanlık yapmaz!”.

Nitekim tamda öyle oldu…

Halil Ünal, kendisini arayan spor muhabirlerine, “Ben adayım demedim. Benim dışımda öyle bir konsensüs oluşmuş. Güven duyanlara teşekkür ederim. Ben yıllarca ‘kim düşürdü ise gelsin aday olsun o çıkarsın’ dedim. Yine aynı şeyi söylüyorum. Kulübü 3. Lige kadar kim düşürdü ise gelsin başkan olsun süper lige çıkarsın” demiş…

Yani haklı çıktım…

Bu sezon 200 milyon para

harcandı sonu HÜSRAN oldu

Halil Ünal’ın Eskişehirspor’a başkan adayı olacağı haberleri basında yer alınca Siyah-Kırmızılı Kulübün Başkanı Ulaş Entok, öyle bir açıklama yaptı ki bana göre çok büyük bir gaftı…

Ulaş Entok ne dedi?

“Başkan adayı ve yönetimdeki isimler projelerini getirsinler, parayı ortaya koysunlar…"

Bu söylenecek söz değil…

Ulaş Entok’a şunu soruyorum:

“İki yıl önce kulüp başkanı adaylığınızı açıkladığınız da siz o günkü yönetime ne proje sundunuz ve ne kadar bütçeyle geleceğinizi paylaştınız?”.

Yani ne proje ortaya koydunuz ne de bütçe açıkladınız...

Bana göre bu açıklamanız kurnaz kasaba politikacılarına bile taş çıkartır...

Çünkü ne proje ortaya koydunuz ne de ‘şu kadar parayla geliyoruz’ dediniz...

Ona rağmen BAL Ligindeyken aldığınız Eskişehirspor’u üçüncü lige taşıdınız...

Bu başarı mı?

Elbette ki başarı…

Ama devamı gelmeliydi…

Şehirde güzel bir hava oluştu…

Kulübün 3. Lig’den 2. Lige çıkacağı inancı oluştu…

Bu nedenle başta ETİ Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı ile AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Siyah-Kırmızılı Kulübün eski Başkanı Nebi Hatipoğlu ve özellikle Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ciddi anlamda destek verdiler…

Takımın şampiyonluk havasına girmesi ve play-off maçlarını oynamaya hak kazandığı kesinleşince Nebi Hatipoğlu’nun 5 Milyon TL ile başlattığı ‘şampiyonluk primi’ kampanyasına ETO, ESO, Ticaret Borsası, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi ile iş adamlarının yanı sıra taraftarlarda destek oldular…

Şehirde büyük-küçük hemen hemen herkes tek yürek olmuş Eskişehirspor’un play-off maçlarında şampiyon olacağına inanmıştı…

Ancak başta Teknik Direktör Hakan Şapcı ile Siyah-Kırmızılı Kulübün formasını giyen futbolcular plaf-off etabının 2. Maçında deplasmanda 2-0 yenildiği Ayvalıkgücü Belediyespor ile kendi sahasında 0-0 berabere kalarak bütün şehire büyük şok yaşattı...

Koca sezon hayal kırıklığı ile tamamlandı ve beklenen şampiyonluk bir başka bahara kaldı…

Harcanan 200 Milyon TL civarındaki para da havaya gitti…

Sormak lazım; “Siz yönetime gelirken ortaya 100 milyon lira koyarak mı geldiniz?".

Eskişehirspor Kulübü Başkanı Ulaş Entok, hakkında yapılan eleştirilere yanıt verdiği açıklamadan AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak haklı olarak alınmış…

Bende olsam alınırdım…

Gürhan Albayrak şöyle bir açıklama yaparak Ulaş Entok’u eleştirmiş…

"Geçtiğimiz haftalarda bir düğün merasiminde farklı bir ortam oluştu. Eskişehir'in kanaat önderleri, bazı oda başkanları, önemli sanayiciler ve önceki başkanlarımızdan Halil Ünal'ın da bulunduğu isimlerle bir araya gelme fırsatı oldu. Bu tamamen o an gelişen bir durumdu. Orada Eskişehirspor'un geleceğine ilişkin bazı konular konuşuldu. Ancak sonrasında olayın farklı mecralara çekildiğini gördük. Açıkçası bazı ifadelerden ve yapılan açıklamalardan üzüntü duyduğumu da belirtmek isterim. Sonuçta bizim mottomuz Eskişehir ve Eskişehirspor'dur. Buradaki temel düşünce, Eskişehirspor'un başarılı olması adına kimin ne katkı sunabileceği ve hangi değeri ortaya koyabileceğidir. Şehirdeki tüm dinamiklerin ve taraftarların da bu anlayışla hareket ettiğini düşünüyorum. Ancak bazı arkadaşlarımızın konuyu farklı mecralara taşıyarak bambaşka noktalara çekmesini doğru bulmuyorum. Eskişehirspor'da şu anda görev yapan arkadaşlar, yani mevcut yönetim açısından bakıldığında, asıl amaç ve gayenin ortak akıl ve ortak fikir etrafında birleşmek olması gerektiğini düşünüyorum. Sürecin ortak akılla yönetilmesi gerekiyordu. Bence biraz daha uzlaşmacı bir dil kullanmaları gerekiyordu. Neden mi? Çünkü birlik ve beraberlik sağlandığında bu takım ayağa kalkar. Bunun örnekleri var. Bursaspor buna en güzel örneklerden biridir. Birlik ve beraberliği sağladılar. Bunun sonucunda hem borçlarını yönetebildiler hem de sportif başarı elde ettiler. Ben ayrıca şu anlayışa da karşıyım. Eskişehirspor'un elbette borcu var. Bu son derece normaldir. Hemen hemen her kulübün borcu vardır. Yönetim dediğimiz şey de zaten bu süreci yönetebilmektir. Yönetmek, borcu yönetme kabiliyetine sahip olmaktır. Bugün çıkıp da "700 milyon lira borcumuz var, önce bu borcu kapatalım" demekle bu iş olmaz. Eskişehirspor'u kapatıp borcu ödeyecek değiliz. Asıl önemli olan; sahip olduğunuz çevreyi, tecrübeyi, birikimi ve insan kaynağını kullanarak bu süreci yönetebilmektir. Yönetim anlayışı budur.

Bazı açıklamalarda dile getirildiği gibi, ‘Projeyi getirsinler, parayı ortaya koysunlar’ şeklindeki söylemleri de doğru bulmuyorum. O zaman insanlar da doğal olarak, ‘Siz yönetime gelirken ortaya 100 milyon lira koyarak mı geldiniz?’ diye sorarlar. Bu nedenle bu tür ifadelerin doğru olmadığını düşünüyorum.”

“TRABZON DOSYASINI

BİZ KAPATTIK”

Albayrak, açıklamasında Bursaspor Kulübünü örnek göstererek, “Eskişehir'in bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey birlik ve beraberliktir. Şehrin ortak bir sinerjiye ve ortak akla ihtiyacı vardır. Valisinden milletvekiline, belediye başkanlarından ilçe belediye başkanlarına, taraftarından en küçük bireyine kadar herkesin aynı hedef etrafında birleşmesi gerekir. Başarı ancak bu şekilde elde edilebilir. Aksi halde hedeflere ulaşmak çok daha zor olacaktır. Bizim Eskişehirspor'a her zaman desteğimiz oldu, olmaya da devam ediyor. Bunu her fırsatta dile getiriyoruz. Trabzonspor dosyası bu şehirde üç-dört yıl boyunca gündemde kaldı. Ancak o dosyayı sonuçlandıran yine biz olduk. Altyapı tesisleri konusunda da gerekli adımları atan bizleriz. Bu nedenle Eskişehirspor ile aramıza mesafe koymamız ya da Eskişehirspor'dan ayrılmamız mümkün değildir. Biz her zaman kulübün yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Eskişehirspor tesislerinde bir altyapı binası bulunuyor. Ayrıca halı sahalar da mevcut. Bu halı sahalarda şu anda antrenmanlar yapılıyor” dedi…

“PARAYI VERİN ALALIM DEĞİL

ÖNEMLİ OLAN KAYNAK YARATMAK”

Eskişehirspor Kulübü Başkanı ve yönetiminin kaynak yaratamadığını, kaynakları da verimli kullanamadıklarını da belirten Albayrak, eleştirilerine şöyle devam etti:

“Tesislere halı sahalar yapıldı. Takım bu sahalarda da gündüz antrenman yapıyor. Bu halı sahalar işletilemiyor. Akşam saatlerinde işletilmeme konusuna gelince; biz bir yatırım yaparız, ancak yönetimin görevi bunu yönetmektir. Yönetim bunun için vardır. Eğer bir yönetim elindeki imkânları değerlendiremiyor ve süreci yönetemiyorsa, bunun sorumlusu biz değiliz. Altyapıyla ilgili süreci biz tamamladık. Tesisi bitirdik. Ancak tesisin iç tefrişatını sağlamak için bile akılcı bir yönetim anlayışı, bir proje ve bir plan ortaya koymak gerekir. Bir değer üretmek gerekir. Eğer yaklaşım sadece ‘Parayı verin, alalım’ noktasında olacaksa, o zaman yönetime de ihtiyaç kalmaz. Bunu herkes yapabilir. Önemli olan kaynak oluşturmak, proje geliştirmek ve süreci yönetebilmektir. Bu nedenle sürekli yönetim ve yönetebilmek kavramlarının altını çiziyoruz. Eskişehirspor'un artık başarılı olmama gibi bir seçeneği yoktur. Bu kulüp başarılı olmak zorundadır.”

Bu sözlere ne denir?

Ağzınıza sağlık Gürhan Albayrak…

Bugüne kadar “Aman kulübe zarar gelmesin. Susalım” diyenlere Sayın Albayrak’ın spor literatürüne geçecek bu sözleri küpe olsun…

Şayet, 2026-2027 sezonunda Eskişehirspor’u şampiyon yapacaklarına inanıyorlarsa yönetim görevine devam etsin…

Ve bu sezon yaşananlardan gerekli dersler çıkarılmadıysa, aynı sendromu, aynı hüsranı yaşamamak için, talip olanlar varsa kulüp yönetimini onlara bırakmak son derece rasyonel bir yaklaşım olur...

O görkemli ve zaferlerle dolu yılları yaşayan Eskişehirlilerin ve Eskişehirspor taraftarlarının bir sezon daha bekleyecek tahammülü kalmadı...

* * *