Eskişehir’de Kocakır bölgesinde TOKİ tarafından yürütülen ilk arsam projesinde çözülemeyen bir mağduriyet var. Mağdur olan ne sadece arsayı satın alan vatandaş ne de sürpriz bir hizmet beklentisiyle karşı karşıya kalan belediye. Asıl mağdur olan şehircilik anlayışıdır.

Toplu Konut İdaresi (TOKİ), hazineye ait arazileri ‘’ilk arsam’’ projesi adı altında konut arazisi olarak vatandaşa sattı. Hem de vaat ettiğinden epey yüksek fiyatlarla sattı. Elbette vatandaş da haklı olarak “Devlet satıyorsa altyapısı da gelir, yolu da yapılır.” diye düşündü. Çünkü herkes arsayı değil, geleceğini satın aldı.

Ancak bugün gelinen noktada vatandaş yol bekliyor, kot bekliyor, kanalizasyon bekliyor, içme suyu bekliyor, elektrik ve diğer altyapı hizmetlerinin tamamlanmasını bekliyor. Beklentinin yöneldiği adres ise belediyeler.

Oysa burada sorulması gereken temel soru şu:

Bir bölgeyi imara açarken o bölgenin altyapısını yapacak kurumlarla görüşüldü mü?

Şehircilik sadece parseller üretmek değildir. Bir şehri kurmak; ulaşımıyla, su hattıyla, kanalizasyonuyla, yağmur suyu altyapısıyla, elektrik ve doğalgazıyla, sosyal donatı alanlarıyla birlikte plan yapmaktır. Bunların finansmanını da, zamanlamasını da önceden belirlemektir.

Kocakır örneğinde ise bunun tam tersini görüyoruz.

Şehrin mevcut gelişim aksı, belediyelerin yatırım programları ve öncelikleri dikkate alınmadan, çevresinde yerleşimin neredeyse bulunmadığı bir bölgede bir anda 3 bin müstakil konutluk arsa üretildi. Ardından da altyapının belediyeler tarafından yapılacağı varsayıldı.

Peki hangi bütçeyle?

Hangi yatırım programıyla?

Hangi öncelik sırasına göre?

Bu soruların cevabı verilmeden yapılan her planlama, sorunu sadece geleceğe ertelemekten başka bir işe yaramıyor.

Üstelik bunun siyasi bir bedeli de oluyor.

Vatandaş parasını verdiği arsasına ulaşamayınca belediyeye tepki gösteriyor. Belediye ise kendi planlaması dışında oluşturulan yeni yerleşim alanına yetişmeye çalışıyor. Sonuçta TOKİ ile belediyeler arasında kurulması gereken koordinasyonun eksikliği, vatandaş ile yerel yönetimleri karşı karşıya getiriyor. Üstelik belediye, şehrin tüm alanlarından vazgeçip elindeki yıllık yatırım bütçesinin tamamını bu bölgeye aktarsa yine de yeterli gelmiyor.

Oysa bu işin doğrusu bellidir.

TOKİ, merkezi idarenin en önemli kurumlarından biridir. Böylesine büyük projeleri hayata geçirirken ilgili belediyelerle ortak planlama yapmak zorundadır. Hangi bölgede ne kadar yapılaşma olacağı, altyapının maliyeti, ulaşım bağlantıları ve yatırım takvimi birlikte belirlenmelidir.

Çünkü şehirler masa başında çizilen parsellerle değil, ortak akılla büyür.

Vatandaşın beklentisi de son derece makuldür. Parasını vererek aldığı arsanın yıllarca hizmet bekleyen bir yatırım alanına dönüşmesini istemiyor. Belediyeler de kendi planlamaları dışında oluşturulan yeni yüklerle karşı karşıya bırakılmak istemiyor.

Kocakır’daki sorun, aslında Türkiye’deki şehircilik anlayışına dair önemli bir örnektir.

Arsa üretmek kolaydır.

Ama şehir kurmak; plan ister, koordinasyon ister, sorumluluk ister.

En önemlisi de kurumların birbirine yük devretmediği, birlikte hareket ettiği bir kamu yönetimi anlayışı ister.