6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti…
11 ilde yaklaşık 40 bin bina yıkıldı, 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi de yaralandı…
Kimileri ise ölü sayısının daha da fazla olduğunu iddia ediyor. Hala kayıplarını arayanlar var…
Öldü mü sağ mı? Bilinmiyor…
Benzer büyüklükteki depremler başka ülkelerde de oluyor. Ancak aynı yıkıma yol açmıyor. Bunun nedenibizde bilim ve tekniğin uygulanmaması. Doğanın şakası yok. Yıkımın nedeni deprem değil, ihmal ve denetimsizlik…
Eskişehir de yapı stokunun büyük bölümü güncel deprem yönetmeliklerinden önce inşa edilmiş. Taşıyıcı sistemler, beton ve donatı kalitesinin bugünkü standartların çok altında. Yönetmeliklerin değişmesine ve yapı teknolojisinin gelişmesine rağmen, eski yapılar hâlâ kullanılmaya devam ediyor...
Tek tük yapılan “Kentsel Dönüşüm” hızlandırılmalı…
Deprem konusuülkenin ortak sorunudur bu nedenlesiyaset üstü ele alınması gerekir…
Bunun için belediyeler ve Ulaştırma Alt Yapı Bakanlığı birlikte çalışmalı…
Kentsel Dönüşüm teşvik edilmeli…
Tıpkı İstanbul’daki gibi Eskişehir’de de Ulaştırma Alt Yapı Bakanlığı“yarısı sizden yarısı bizden” uygulamasını başlatmalı…
İnsanlar oturduklarını evlerini yenilemek istiyor…
Ancak cebinden çıkacak inşaat maliyetleri gözlerini korkutuyor…
Eğer sağlam olmayan zeminler üzerinde inşa edilmiş konutlar varsa belediyeler o insanlara arsa temin etmeli…

KONTROLSÜZ TADILATLAR HAYATI TEHLİKE YARATIYOR
Yaşadığımız büyük depremlerde ne kadar hasar alıp almadığını bilmediğimiz 40-50 yıllık özellikle yüksek katlı binalardaki evlerinde ikamet edenler var…
Yarın Eskişehir Merkezli 6 veya 7 üzerinde büyüklüğünde deprem yaşanması halinde bu binaların ayakta kalması mümkün değil…
Japonya’da 6 ya da 7 büyüklüğünde bir deprem, bırakalım afeti, neredeyse deprem bile sayılmazken; aynı büyüklükteki bir deprem, neden İran gibi, Türkiye gibi, Pakistan, Afganistan gibi geri kalmış ülkelerde bir afete dönüşebiliyor?
İşte asıl sorulması gereken soru budur...
Eskişehir’deki en ciddi risklerden birisi de kontrolsüz tadilatlar. İkamet ettikleri binalarda yaşanan depremler sonrası çatlaklar oluştuğu söyleniyor. İnsanlar‘sıva çatlağı’ diyerek boya badana yaptırıp ikamet etmeye devam ediyorlar. Özellikle ticari yapılarda denetimsiz müdahalelerin yapıldığı iddiaları da gündemden düşmüyor...Bazı apartmanların zemin katları ticarethaneye dönüştürüldü. Dönüşüm yapılırken kolon ve kirişlerin kesildiği de yaygıniddialar arasında…
Nitekim Eskişehir’de 1999 yılı 17 Ağustos’unda meydana gelen Marmara Depreminde 33 kişinin can verdiği Tarhan Apartmanın altına yapılan oto galerisi için kolonların kesildiği henüz unutulmadı...
Aynı vurdumduymazlık devam ediyor…
Bu yapılan tadilat değil, doğrudan can güvenliğine kasıt…
İMO Başkanı Orkun Kılıç, geçtiğimiz aylarda yapmış olduğu basın açıklamasında “Türkiye deve Eskişehir’de deprem gerçeğinin bilimsel olarak bilinmesine rağmen ancak gerekli önlemler hâlâ hayata geçirilmedi. Risk azaltma, yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm alanlarında ciddi eksiklikler sürüyor” demişti…
“DEPREM BEKLENMEDIK DEĞIL ÖNGÖRÜLEBILIR BIR GERÇEK”
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO)Başkanı Orkun Kılıç, 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı hâlâ yeterince hazırlıklı olmadığını vurguladı…
Kılıç, 6 Şubat depremindeonbinlerce yurttaşın yaşamını yitirdiği, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı ve 200 binden fazlasının ağır hasar aldığını, 6 Şubat’ın yalnızca bir anma günü olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün, dünden daha hazır değiliz” dedi…
Orkun Kılıç’ın bu sözleri benim yukarıda yazdıklarımla örtüşüyor...
Türkiye’de depremin beklenmedik bir doğa olayı olmadığını artık hepimiz öğrendik. Ama çıkarılması gereken dersleri öğrenemedik. Hala zemini sağlam ve 1999 öncesi inşa edilen binalarda oturmayı tercih ediyoruz. O nedenle deprem öldürmüyor ihmal öldürüyor…
'Deprem öldürmez, ihmal, çürük binalar öldürür'. Bu cümle özellikle deprem bölgesi olan bir ülkede hepimizin belleklerine kazınmalıdır. Depremde can ve mal kaybı kader değildir...
Eskişehir başta olmak üzere milyonlarca insan halen ciddi risk altında yaşıyor.
Dolayısıyla yüz binlerce konutun acilen dönüştürülmesi gerekiyor…
Depremlerin afete dönüşmemesi için gerekli tedbirleri hayata geçirmekten başka seçeneğimiz yok...
“SORUN DOĞADA DEĞİL İNSAN ELİYLE YARATILAN ZAAFLARDA”
İMO Başkanı Kılıç, depremlerin farklı ülkelerde bu denli yıkıma yol açmamasının, sorunun doğada değil insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu gösterdiğini söyledi…
Türkiye genelinde milyonlarca konutun riskli olduğunun resmi raporlarla ortaya konduğunu belirten Kılıç, buna rağmen kamuoyuna açık, güncel ve bütüncül bir yapı envanteri oluşturulmadığını da belirterek, “Son 25 yılda çıkarılan imar aflarının mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşmasına yol açtı. Kentsel dönüşüm uygulamaları ise çoğu zaman risk azaltma yerine rant odaklı parsel bazlı yenilemelere dönüştü” dedi...
“AFETLER KADER DEĞIL TERCIHLERIN SONUCUDUR”
“Afetler kader değildir. Bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikaların acı sonuçlarıdır. Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretim süreçleri tam ve doğru mühendislik hizmetiyle denetlenmelidir” diyen
İMO Başkanı Orkun Kılıç, 6 Şubat’ta yitirilen yurttaşlara karşı en büyük sorumluluğun, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmek, bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her günün yeni felaketlerin zeminini hazırladığını vurguladı…
BÜYÜKŞEHİR GÜNDOĞDU’DA BAŞLADI
Büyükşehir Belediyesi Gündoğdu Mahallesi’nde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarına başladı. Gündoğdu 1 etabı tamamlandı konutlar hak sahiplerine teslim edildi. Toplam 20 bin 500 metrekare inşaat alanına sahip proje kapsamında "Gündoğdu 2. Etap B" de kentsel dönüşüm ihalesi yapıldı. 5 blokta toplam 111 konut, 4 iş yeri ve mahalle sakinlerinin ihtiyacını karşılayacak 1 kreş yer alacak…
TEPEBAŞI YEŞİLTEPE’YE DOKUNDU
Tepebaşı Belediyesi Yeşiltepe Mahallesinde yeni bir imar planı gerçekleştirdi…
Yeşiltepe Mahallesindeki binaların çoğu depreme dayanıksız 1999 depremi öncesi inşa edilen binalar…
Bugün yapılan plana itirazlar var…
Sonunda belediye ile hak sahipleri bir araya gelip uzlaşacaklar…
Sonuçta bitişik nizamdan kurtulup ayrık nizamda bir yapılaşma olacak…
İMO Başkanı Oytun Kılıç, “Bizim Eskişehir genelinde bitişik nizam imar planını terk etmemiz gerekiyor. Çünkü bitişik nizam imar planı bir kere inşaat yapmasında ciddi güçlükler olan yani kağıt üzerinde hesapladığımız projeyle yerinde yaptığımız inşaatın teknik olarak birebir örtüşemediği, işte temel yalıtımından binalar arasındaki derzin bırakılmasına kadar birçok sorunla yaşadığımız ve depremde kötü sonuçlar doğuran, binaların ciddi hasar almasına veya yıkılmasına yol açacak derecede ciddi sorunlara sebep olabilecek bir bitişik imar şekli. Çünkü siz bitişik nizamda iki tane binanın arasında bir inşaat yapmaya çalışıyorsunuz” diye de dikkat çekti…
“ESKİŞEHİR’DE 6 BİN BİNA HEMEN YIKILMALI”
Orkun Kılıç, iki yıl önce yaptığı açıklamada, “Eskişehir’de depreme dayanıksız, eski ve yüksek binaların şehir merkezinde. Kentsel dönüşüme merkezden başlanması gerekir. Belediye ile yapı envanteri çıkartılmasına yönelik bir protokol imzalamıştık ve o kapsamda da Eskişehir’de 52 bin binayı taradık. Eskişehir’de acil yıkılması gereken 5-6 bin civarı bina var. Bu 5-6 bin binadan sonrada 2’nci kademede yenilenmesi gereken binalara bakarsak 20 bin civarı bina dönüştürülürse depremi çok düşük bir hasarla atlatırız’’ demişti…
NE KADER NE DE ALIN YAZISI
Kılıç’ın bu uyarısının üzerinden iki yıl geçti ancak halaatılan bir adım dahi yok. İnsanlar çürük binalarda oturmaya devam ediyorlar…
Depremde yıkılıp insanlar enkaz altında can verince, “Kader veya alınyazısı”diye geçiştiriyoruz…
Türkiye’nin ve Eskişehir’in geldiği yol ayrımı: Depreme “kader” diyerek ölecek miyiz, bilimi kullanarak yaşayacak mıyız?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, şehirlerde belediyelerle koordineli çalışarak eski konutlar “kentsel dönüşüm” projesiyle yenilenmeli. Bakanlık İstanbul’da olduğu gibi “yarısı bizden yarısı sizden” kampanyasını Türkiye geneline de yayarsa öyle sanıyorum çok kısa süre içerisinde insanlar ikamet ettikleri konutlarının yenilenmesi için adeta yarış içerisine girecekledir…
İnsanlar ‘Kentsel Dönüşüme’ karşı değil…
Parasızlık gözlerini korkutuyor…
Şehirlerimizi, köylerimizi bu deprem kırıklarına göre konuşlandırmak. Şehirlerimizi, köylerimizi, bu fay hatlarını gözeterek sağlam zeminlerde kurarsak ve binalarımızı, yollarımızı, köprülerimizi depremintesirinden etkilenmeyecek şekilde, yeterli sağlamlıkta ve bilime uygun yaparsak; depremler gene olur ama bunlar birer afete, birer felakete, birer badireye dönüşmez…
* * *
Biraz uzun bir yazı oldu. Ancak iki bölümde yazsaydım bir şey anlaşılmazdı. Yarım yamalak bir yazı olurdu. Bu nedenle biraz uzun oldu...
Anlayışınızdan ötürü peşin peşin teşekkür ediyorum…
* * *