Günün büyük bir bölümünü bilgisayar başında geçiriyoruz. Saatlerce aynı pozisyonda oturmak, omuzların öne düşmesine, sırtın yuvarlaklaşmasına ve ön hat fasya zincirinin kısalmasına neden olabiliyor. Özellikle göğüs kasları zamanla sıkıştığında göğüs kafesi rahatça genişleyemiyor. Bu duruş değişikliği yalnızca kaslarımızı değil, nefes alış şeklimizi de etkiliyor; nefes sığlaşıyor ve çoğu zaman bunun farkına bile varmıyoruz.

Oysa diyaframı kullandığımız derin nefes, bedenin doğal çalışma biçimidir.

Binlerce yıl önce Hindistan’da yaşayan yoga uygulayıcıları da nefes ile duruş arasındaki ilişkiyi gözlemlemişti. Uzun süre meditasyon yapabilmek için omurganın dik olmasına ve göğüs kafesinin açık kalmasına büyük önem veriyorlardı. Bu nedenle zamanla göğsü genişleten, omuzları geriye alan ve omurgayı destekleyen duruşlar geliştirdiler.

Modern yaşamda da küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir. Çalışırken her saat başı ayağa kalkıp kolları iki yana açarak omuzları daireler çizerek dışa doğru döndürmek, parmakları arkada kenetleyip omuzları geriye almak veya elleri başın arkasında birleştirerek dirsekleri hafifçe geriye doğru açmak göğüs kaslarının esnemesine ve nefesin rahatlamasına yardımcı olur. Bu hareketlere birkaç derin diyafram nefesi eşlik ettiğinde hem beden hem de zihin kısa bir mola vermiş olur. Derin nefes alamamamızın nedeni nefesimizi unutmuş olmamız değil, bedenimizin ona yeterince alan bırakmamasıdır. Bu durumda ihtiyacımız olan şey omuzlarımızı gevşetmek, göğüs kaslarını esnetmek ve nefesin yeniden özgürce akmasına izin vermektir.