Salı günü Eskişehir farklı bir güne uyandı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nı Eskişehir’de gerçekleştirdi. Milletvekilleri, çevre illerin il başkanları, belediye başkanları ve ilçe başkanları da kentteydi. Eskişehir’in seçilmiş siyasileri ve geçmiş dönemlerdeki seçilmişleri de neredeyse tam kadro salondaydı.
Toplantının ardından Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nden, Sıcaksular’a doğru yürüyüş başladı. Her sokak başında kalabalık biraz daha büyüdü. Her caddede yeni insanlar korteje katıldı. Kimi alkışladı, kimi telefonuyla görüntü aldı, kimi birkaç adım eşlik etti, kimi ise yürüyüşün sonuna kadar devam etti.
Bugün Türkiye’nin neresine giderse gitsin benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Özgür Özel hangi şehrin hangi sokağında yürürse yürüsün, arkasında binlerce insan yürüyor.
Görüntülerde kalabalıklar, Özgür Özel’in arkasında yürüyor gibi görünse de aslında biz Özgür Özel’in önünde yürüyen bir halk görüyoruz.
Yirmi dört yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ardından ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve geleceğe dair belirsizlik toplumun çok geniş kesimlerinde ortak bir duygu oluşturdu. İnsanlar artık sadece şikâyet etmiyor; değişim talep ediyor.
Bu nedenle meydanlarda oluşan kalabalıklar yalnızca bir siyasi lideri görmek için toplanmıyor. Bir yön arıyor, bir çıkış yolu arıyor ve bunu görünür hâle getiriyor.
Siyasette çoğu zaman liderlerin toplumu sürüklediği söylenir. Bugün ise farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Toplum çoktan kararını vermiş görünüyor.
Halk önden yürüyor. Siyaset ise o yürüyüşü takip ediyor.
Belki de bu yüzden Özgür Özel’in mitingleri ya da yürüyüşleri klasik siyasi organizasyonlardan farklı bir görüntü veriyor. Çünkü insanlar yalnızca davet edildikleri için değil, kendi iradeleriyle o yürüyüşe katılıyor.
Artık insanlar parti binalarına, tabelalara ya da logolara eskisi kadar takılmıyor. Onlar, hayatlarını değiştirecek bir iradenin peşinden gitmek istiyor. Belki de uzun zamandır beklenen “yeni parti”, hukuken kurulmadı ama sosyolojik olarak çoktan kuruldu hem de halk tarafından.
Onun adı bir tabelada yazmıyor. Sokaklarda yazıyor. Kalabalıklarda yazıyor. Değişim isteyen insanların omuz omuza yürüdüğü caddelerde yazıyor.
Siyasetin bundan sonra yapması gereken şey ise bu toplumsal iradenin hızına yetişebilmek. Özgür Özel de bunu görüyor ve hızla o yolu yürüyor.
Çünkü bazen liderler halkı peşinden sürüklemez. Bazen halk önden gider, lider de o yolu takip eder…
(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR)