Kendimizi en az bir kez buzdolabının önünde farkında olmadan boş boş bakarken bulmuşuzdur mesela…
…veya canınız bir şeylere sıkıldığında evde çekmeceleri karıştırdığınız oldu mu hiç?
…ya da üzgünken, kendinizle baş başa kaldığınızda hunharca yemek yemek istediniz mi ?
Sigara kullananlar mesela yalnızken daha çok içtiğinizi fark ettiniz mi zaman zaman?
Gece bir anda kendinizi makarna yaparken, iş çıkışı markete uğrayıp arabayı kenara çekip çikolata yerken …
Cevabınız herhangi birine “Evet” ise “Biyolojik değil duygusal olarak açsınız.” demektir
“Karnım tok ama yemek istiyorum.”
“Üzgünken daha çok yemek istiyorum.”
“Moralim bozuldu, yemek istiyorum.”
Bunlar en sık duyduğumuz duygusal açlık cümleleri...
Duygusal açlık ,günümüzün en büyük problemlerinden biri aslında. O kadar sık duyar olduk ki poliklinikte bile 10 kişiden en az 7 sinde duygusal açlıkla karşılaşıyoruz…
Bu tabii ki tahmini bizim gözlemlediğimiz rakamlar, dünya üzerindeki prevelansı nedir? Görülme sıklığı nedir? Araştırmak lazım ama öyle eski kaynaklara bakarak 5-10 yıl önceki makaleleri tarayarak değil… Bizzat günümüze bakarak, şu anki yaşam şartlarını göz önünde bulundurarak…
Çünkü 5 yıl önce bile daha mutluyduk sanki…
Duygusal açlığa itilmenin birçok sebebi olabilir… Bu bazen kişisel problemler, özel hayattaki sıkıntılar, ailevi problemler, iş yerindeki sorunlar, mobbingler,… olabilirken , toplumsal olaylar, yaşanan felaketler, afetler , sosyal ve demografik değişimler, zorluklar da olabilir. Öyle ki özellikle toplumsal olaylar empatik ve travmatik bireyleri derinden etkiliyor olabilir…
Besinleri , alışkanlıklarımızı neyin yerine koyduğumuz aslında önemli olan…
Örneğin “kahve”, kimi için sosyalleşme aracı belki ama kimi içinse akşam kendiyle baş başa kaldığında kendine ayırdığı bir zaman dilimi aracı…Özellikle annelerde bunu çok görüyorum ve ara öğünlerinde onlara iyi geldiğini düşündükleri besinleri mutlaka listelerine ekliyorum…
…veya bağımlılıklar… besin bağımlılıkları, sigara bağımlılıkları…alkol bağımlılıkları…
Zaman zaman kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan birileri şunlar bence bu hayatta:
“Neyi neyin yerine koyuyoruz?” Hatta perspektifimizi genişletelim:
“Kimi neyin yerine koyuyoruz bu hayatta?
Haydi sorgulayalım biraz içsel dünyamızı…
Örneğin: Çikolatayı neyin yerine koyuyoruz?
Sadece bir ara öğün mü? Canınız sıkılınca aradığınız bir arkadaş mı? Dertlendiğinizde içinizi döktüğünüz anne şefkati mi?
Cevabınız dümdüz çikolataysa hiç sorun yok siz biyolojik açlığınızla devam edebilirsiniz ama besinleri bir şeylerin yerine koyuyorsanız ve zaman zaman kendinizi kontrolsüzce tüketirken buluyorsanız işte önce buradan başlamak gerekiyor.
Ben bazen listelere “kendimizi mutlu etmeyi” ekliyorum…
Örneğin bir etkinlik olabilir, dans- egzersiz- yürüyüş olabilir, bir hobi olabilir, odaklanmak için puzzle veya örgü gibi aktiviteler olabilir… maksat beyni meşgul etmek, kaygı düzeyini düşürmek ve seratonin hormonunu artırmayı desteklemek…
Özellikle mutsuz olduğunuzu düşündüğünüz haftalarda seratonin içeren besinleri de beslenmemize eklemekte fayda var tabii…
Defalarca yazmıştım köşemde ama yine söyleyeceğim.
Örneğin canınız son zamanlarda muz, tavuk , kakaolu besinler yemek istiyorsa “Acaba bu ara mutsuz muyum ?” diye bir sorun lütfen kendinize…
… ve cevabı çoğunlukla “Evet” olabilir, stresli bir dönemden geçiyor olabilirsiniz, seratonin seviyeleriniz düşüyor olabilir aynı demir eksikliği olan çocukların balkon demiri yalaması, demir eksikliği olanlara toprak kokusunun cazip gelmesi, kiremit yeme isteği veya banyoda fayans kokusunun cazip gelmesi gibi…
Peki seratonin hangi besinlerde var ?
Yeşile yakın muz
Ham kakao
%90 ve üstü kakaolu bitter çikolatalar
Ceviz
Kaju
Brezilya cevizi
Yumurta
Tavuk eti/Hindi eti
Çilek
Ananas
… gibi besinlerin birçoğu triptofan açısından zengindir ve triptofan seratonin hormonunu artırmaya yardımcı olabilmektedir.
Hayatın koşuşturmacasından, herkesi dinlemekten bazen kendimizi dinlemeyi ihmal edebiliyoruz.
Vücudumuz bize sinyalleri çeşitli yollarla verebiliyor oysa ki…
Bazen bir kaygı düzeyi yüksekliği bazen tırnaklarda kırılma, bazen tansiyon düşüklüğü, bazen terleme, üşüme… birçok belirti birçok sağlık probleminin belirteci olabilir.
En önemli sağlık ise kesinlikle psikolojik ve ruhsal sağlık…
Seratoniniz bol, keyfiniz yerinde olsun…
Kendinizi dinlemeye vakit ayırın ve lütfen kendinize iyi davranın….
Haftaya görüşmek üzere…