Deniz Çağlar Fırat yazdı.

Bugün Eskişehir'in en önemli kalıcı eseri nedir? diye bir soru ile karşılaşsanız, mutlaka aklınıza gelen üç eser arasında gösterebileceğiniz tarihi bir yapı vardır.
İzmir denilince Saat Kulesi, Antalya denilince Yivli Minare, Trabzon denilince Sümela Manastırı, Ankara denilince Anıtkabir nasıl akla geliyorsa Eskişehir denilince de o akla gelir.

Hangi eserden bahsettiğimi Eskişehirli okurlarımız hemen anlamıştır, evet Reşadiye Camii'nden bahsediyorum. Eskişehir'in en önemli ve en kalıcı eserlerinden biri olan Reşadiye Camii'nden… Evet, hepimiz Reşadiye Camii'ni bilir, onu önemser ve benimseriz ama o eseri yapan mimarı çok azımız bilir.

Cevat Ülger ismi birçoğumuza o kadar uzak ve yabancıdır ama o, Reşadiye Camii'nin mimarıdır.

CEVAT ÜLGER KİMDİ?

15 Mayıs 1933'te Eskişehir'de doğan Cevat Ülger, Eskişehir'e hizmet etmekten hiç vazgeçmemiş biriydi. Ülger, sadece mimar kimliği ile değil sanatçı kimliğinin yanı sıra öğretmenliği ile tanınan bir isimdi. 1957 yılında ilk eseri olan 'Oyuncak Masalları' isimli kitabında çocukluk döneminde geliştirdiği (makara, kibrit kutusu, ilaç şişeleri, çam kozalakları, gazoz kapakları, elbise düğmeleri, tel, çivi gibi atık eşyalardan) oyuncak maketlerini yapıp, yapılış şekillerinin grafik çizimlerini hazırladı ve hayal dünyasında ürettiği masallara uyarladı.

Her konuda üretken ve girişken olan Ülger, bilimden sanata her alanda çalışmalarda bulundu. Ülger'in Reşadiye Camii proje çalışmaları da o yıllara dayandı. Camii'nin tüm detay projeleriyle bizzat tek tek ilgilendi. Minberini, kürsüsünü, müezzin mahfelini, korkuluklarını, kapı kitabe ve sövelerini, mihrapçelerine varıncaya kadar en ince detaylarını dahi projelendirmekten geri kalmadı.

Bütün bunları hepimizin yakından bildiği cami yaptırma ve yaşatma cemiyetlerine rağmen yaptı.


BİNANIN BASİT ÇAMUR HARCINDAN BİR PARÇAYIZ
Cevat Ülger 1977 yılında aramızdan ayrıldı. Onu anarken yine onun kendi sözleri ile anmak gerekiyor diye düşünüyorum;

'Varmak istediğim yere ne kadar yaklaştım bilemiyorum. Yalnız çok gerilerde olduğum besbelli. Esasen bu iş fertlerin tek başlarına başaramayacakları çok girift meselelerle doludur. Biz belki çok uzun vadeli Türk sanat ve kültürünü meydana getirecek binanın basit çamur harcından bir parça olabiliriz.' (Rasim Özdenören - Mavera Aylık Edebiyat Dergisi Ekim 1977)

NABİ AVCI'NIN EN ÇOK ETKİLENDİĞİ ÖĞRETMENİYDİ
Can Dündar'ın kaleminden ise Prof. Dr. Nabi Avcı'nın üzerindeki etkisi şöyle tarif edilmiştir:
'Ortaokulu 1964 yılında Eskişehir Maarif Koleji'nde okudum. 0 yıllarımda resim öğretmenim olan Cevat Ülger en çok etkilendiğim öğretmenimdi. Onun derslerinde isteyen resim çiziyor, isteyende Teksas, Tommiks okuyabiliyordu. Kendisi sıra dışı öğretmenliğiyle hayatımda derin izler bıraktı. Bu yaşımda ve bu vazifemde Cevat Ülger'i sık sık hatırlarım. Anadolu'da zaman zaman seyahatlerimizde öğretmenlerimizle toplantılar yapıyoruz. Öğretmenlerimiz haklı olarak bazı altyapı eksikliklerinden imkansızlıklardan söz ediyorlar. Ben de onlara Milli Eğitim Bakanı olarak bir şey söylemeliyim. Onlar belki bunu bir züğürt tesellisi gibi söylediğimi düşünüyor olabilirler. Ama çok inanarak şunu söylüyorum: Tamam bunlar doğru, imkanlarımız sınırlı. Ama şunu bilin ki bir öğretmen çok şeyi değiştirir. Bunu söylerken hep hocamı hatırlıyorum.'

ÜNÜ DALGA DALGA ÜLKEYE YAYILMIŞTIR
Halit Özdüzen ise Malatya'dan Cevat Ülger Geçti başlıklı makalesinin Bir Dahinin Yaşam Serüveni kısmında Ülger hakkında şunları yazar;
'… Eskişehir'de Reşadiye ve Tepebaşı camileri, İstanbul'da Küçüksu Camii, Kayseri'de Bürün-güz Camii, Osmanlı Mimari tarzından yararlanılarak yapılmıştır. Cami detaylarında ise estetik ve sağlamlık gözetilerek modern malzeme ve çağdaş teknikler kullanmıştır. Reşadiye Camii proje çalışmaları yanında, tüm detay projeleriyle doğrudan ilgilenmiştir Minber, kürsü, müezzin mahfeli, balkon korkulukları, kapı kitabesi ve diğer teczinatı görülmeye değer estetik ve güzelliğe sahiptir. Bu eserlerle beraber dalga dalga ünü tüm Türkiye'ye yayılmaya başlamıştır.'

ESKİŞEHİR NEDEN ÜLGER HOCAYI UNUTUR?
Önceki gün Ülger'in ölüm yıldönümüydü. Kaçımız hatırladı acaba, bu büyük sanatçıyı?
Oysa kentlilik, kent kültürü ve kent belleği sizin yarattığınız değerler ile ilgilenir. Eskişehir'e bu kadar büyük katkı sunmuş Cevat Ülger neden hatırlanmaz kentimizde? Mesela ismine Eskişehir'de neden mimarlık dalında çeşitli etkinlikler düzenlenmez?
Üniversitelerimize bu konuda büyük görevler düşmüyor mu?
Ne diyelim; Cevat Ülger hoca, eserleri ile yaşasın…