'Geçici hevese kapılma, bol keseden yerli yersiz atma; bu durum senin başına geldiğinde sen de yapamıyor olabilirsin.' anlamında bölgemizde sıkça kullanılan 'Övünme çördük seni de görrük.' sözünü çok severim.
Ne dersler, ne ibretlik hikayeler saklıdır onda ne!
Yeri gelir tembihler edilir.
An gelir; sitemli, dokunaklı, üstü kapalı bir şeklide hak eden biri ayıplanır, kabahatli bulunur, ikaz edilir.
Zamanı gelir; yaptıklarının veya kendine yapılanların yanlış ya da tehlikeli olabileceği hususunda birinin dikkati çekilir.
Günü gelir; bu sözle birine öğüt verilerek onun doğruyu görmesi, yola gelmesi, gafletten uyanması sağlanır.
Bu söz, bazen birilerinin kibrine dokunur. Bazıları kibrine yediremez bunu. Kendi kibrinde boğulanlara tesir yoktur bunun.
Büyüklenenlerin, büyüklendikçe hayattan pek bir şey öğrenemeyenlerin ilgi alanında değildir bu.
Değerli olmadan önemli olmaya çalışanlar, bunu duymak bile istemezler.
Büyük görünmeye çalıştıkça küçülenlerin dünyasında yoktur böyle bir şey.
Gururunu hep önde tutanlar, olgunlaşamayanlar elinden geldiği kadar uzaklaşmak ister bundan.
Sahip olduğu veya kendine pay çıkardığı bir şeyden gururla ve abartılı bir dille bahsetmeye de kendi kendini övmeye de 'övünmek' diyoruz.
Kendimizi methetme durumunda kaldığımızda çoğu kere 'Bunları övünmek için değil gerçeği belirtmek için söylüyorum' anlamında mazeret ve alçak gönüllülük ifadesi olarak 'Övünmek gibi olmasın/ayıptır söylemesi' diyoruz.
Söz, davranış, mal varlığı, sosyal statü vb. ile övünmelerin pek de bir anlamı olmadığını biliyoruz aslında.
Aslında saman alevi gibi geçici dünya nimetleriyle övünmenin boşa emek olduğunu geç de olsa hepimiz anlıyoruz.
Övünmek yerine sevdiklerimizi öveceğiz bence.
Sevdiklerimizin başarıları, onların övülmesi için yeter sebep bence.
Yakınlarımızı başarmaları için destekleyeceğiz, çabalarını öveceğiz de onlarla övüneceğiz de.
Medar-ı iftiharlarımızın, bize şeref verenlerin, ekmeğine kuru ayranına duru demediklerimizin, yüzümüzü ağartanların gururunu okşayacağız elbette.
Onlarla hep övüneceğiz elbette.
Kıvanç duyduklarımızı, övünç duyduklarımızı, gurur duyduklarımız; açık alınla, göğsümüz kabararak, göğsümüzü gere gere, göğsümüzü kabartarak, gerine gerine anlatacağız elbette.
'Ağaç, yaprağıyla gürler.', 'Dal, budağıyla gürler.' atasözlerimizi hiç göz ardı etmeyeceğiz elbette.
Övülmeye değenleri elbette samimiyetle öveceğiz.
Üretim ve yaratıcılıklar, övmemizde ölçü olacak.
Övgüye değeceksek bizi de övecekler tabi.
Övünme de yok, kendimizi oluğundan az göstermek de yok!
Tevazuun fazlası hiç de iyi değil.
Evet, evet…
Çevremiz bu açıdan bir kere daha değerlendirmekte epey fayda var bence.
Anlayacağız, anlatacağız; övgüye değer olanı öveceğiz.