Eskişehirspor Kulübü yönetimi açık konuşmak gerekirse, aslında sezona “Şampiyonluk hedefi” ile başlamadı…

Sezon öncesi oluşturulan kadro “şampiyonluğa oynayacak” kadro değildi…

Takımın başına da pek deneyimi olmayan Teknik Direktör Serdar Göçerler getirildi…

Bozüyük’lü Eskişehir camiasının çok yakından tanımadığı teknik direktör Serdar Göçerler ile 6 hafta sonra beklenen başarı gelmeyince yollar ayrıldı…

Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekir…

Siyah-Kırmızılı Kulüpten ayrılan Göçerler, 3. Lig 2. Grup ekiplerinden Mazıdağı Fosfatspor ile anlaşma sağladı. Mardin ekibinde yakaladığı istikrarla dikkat çeken Göçerler, takımıyla topladığı 47 puanla sezonu 5’inci sırada bitirerek Play-Off vizesini cebine koydu…

Play-Off 1. tur rövanş maçında, ilk maçta 1-1 berabere kaldığı Erciyes 38 FK'ya 2-0 mağlup olarak elendi…

Tıpkı Eskişehirspor gibi…

Eskişehirspor’da başarılı olamadığı için gönderilen Serdar Göçerler’in yerine Teknik Direktör olan gelen ve “Bu ligi en iyi bilen hoca” diye lanse edilen Hakan Şapçı’da Siyah-Kırmızılı takımı yapılan takviyelerle birlikte play-off’a çıkardı…

Tek farkları Mardin Mazıdağ Kulübü play-off maçlarında ilk turda, Eskişehirspor ise 2. turda elendi…

“Bu ligleri en iyi bilen hoca” diye lanse edilen Hakan Hoca ile Serdar Hocanın arasında sportif başarı anlamında bir birlerinden çok farklı olmadıklarını gördük…

Oysa yarım asırdır futbolun içinde olan biri olarak, benim bildiğim ya iyi hoca, ya kötü hoca ya da vasat hoca vardır...

Ama ne hikmetse son yıllarda futbol literatürümüze “Bu Ligi iyi tanıyan hoca” diye yapay bir kavram girdi. Bu ne idüğü belirsiz sözcüğü de en çok gazetelerde haber yapan televizyonlarda yorum yapan genç ve deneyimsiz gazeteciler kullanıyor...

SKOR AVANTAJI KENDİLERİNDEYMİŞ

GİBİ OYNADILAR

Dört ayrı grupta oynanan 3. Lig 4. Grubun play-off maçlarında Eskişehirspor ile birlikte Eskişehir camiası “şampiyonluğa” kenetlenmişti...

Play-Off maçlarının 1. Turunda deplamanda 2-1 yenildiği Balıkesirspor’u Eskişehir’de 35 bin taraftarın önünde oynanan maçta 3-0 mağlup ederek 2. tura kaldı…

Bu kez rakip Ayvalıkgücü Belediyespor’du…

İlk maç birinci turda olduğu gibi deplasmanda yani Ayvalık’ta idi…

Toplam nüfusu 76 bin olan Balıkesir iline bağlı Ayvalık ilçesinin bin 150 kişi seyirci kapasiteli Ayvalıkgücü Belediyespor’a 900 bin nüfuslu arkasında 35 bin kişi taraftarı olan takım olarak daha maliyetli futbolcu kadrosuna sahip Eskişehirspor 2-0 mağlup oldu…

Hadi, “sentetik sahaya futbolcular alışık değil. Rüzgâr oldukça etkili. Uyduruk penaltıyla mağlup olduk. Eskişehir’de 3-0 yener finale kalırız” diye düşünüyorduk...

Oysaki Ayvalıkgücü, Belediyespor’un “ne kadar dinç, fizik gücü yüksek, ayağa pas yapmayı bilen etkili bir takım” olduğunu hiç dikkate almadık…

Ayvalık’taki maçı sezon içerisinde öve öve yerlere göklere sığdırılamayan, hatta sosyal medyada tarihini, mazisini bilmeyen bazı gafillerin Gegiç’ten sonra gelen en başarılı hoca diye paylaşımlar yaptığı Hakan Şapçı’nın hatalar zincirine yeni bir halka ekleyerek yanlış futbolcu tercihi ve ilk maçta olduğu gibi yanlış oyun sistemi ile takımı sahaya sürmesi, bütün şehirde büyük hüsran yaratan sonucu doğurdu...

Ayvalık’ta çıplak gözle izlediği Ayvalık ekibini iyi etüt edemeyen Hakan Hoca ne yazık ki son iki maçta resmen şapa oturdu...

Geçtiğimiz cuma günü akşamı Eskişehirsporun ne oynadığını briç mi, poker mi, satranç mı yoksa futbol mu çözebilen var mı?

Özetle; Rrakip skor avantajı ile geldiği Eskişehir’de fizik gücünü de iyi kullanarak bu avantajını korumak için mücadele verdi. Hem de Siyah-Kırmızılı takımdan daha iyi futbol oynayarak…

Ben skor avantajını korumak için daha ağırlıklı olarak savunma yapacaklarını düşünürken, Ayvalıkgücü iyi savunmanın yanı sıra ceza sahası içine çok fazla Eskişehirsporlu futbolcu sokmadan rahat oynadı…

Es-Es’li futbolculardan çok daha hücum oyunu beklerken skor avantajı kendilerindeymiş gibi rakip kaleyi rahatsız edecek girdikleri iki, üç etkisiz pozisyon ile 90 dakikayı tamamladılar bir elin parmak sayısını geçmedi…

“AŞIRI GÜVEN” BAŞARISIZLIK GETİRDİ

Sanıyorum Eskişehirsporlu futbolcular arkamızdaki 35 bin ateşli taraftar ile “Nasıl olsa biz Ayvalıkgücünü yeneriz” havasına girmiş olacaklar ki aşırı güvenin kurbanı oldular...

Oysa herkesin bildiği gibi maç sahada kazanılıyor...

Çoğunlukla bedenini değil aklını ve yüreğini sahaya koyanlar kazanıyor...

Hem Ayvalık’taki hem de Eskişehir’de oynanan maçlarda ben onu gördüm...

Sonuç itibarıyla aşırı güven çok pahalıya mâl oldu…

Başka bir ifadeyle Rakibi küçük görmek, aşırı güven belki de finalde oynayacağımız Orduspor’u yenerek 2. Lige yükselme hayallerimiz gerçekleşmedi…

Gece yattık bir rüya gördük gerçek sandık. Sabah kalktık gerçek değilmiş!

Başarısızlığın faturasını ben önce Hakan Hocaya sonrada futbolcu ayrımı yapmadan tüm takıma ardından da bu süreci iyi yönetemeyen yönetim kuruluna kestim…

Bir daha böyle bir şans kulübün ayağına gelir mi?

“Zor” diye düşünüyorum…

İnşallah yanılırım. Yanılmayı da çok ama çok isterim…

Şayet karşılaşmayı iki kelimeyle anlat deseler, söyleyeceğim son söz; Eskişehirspor sezonun en hayati en önemli maçında en kötü futbolu oynadı...

GELELİM MAÇ SONUNA

Karşılaşmanın 90+4. dakikasında siyah-kırmızı formalı Elias Durmaz hakem ile tartışmasının sonucunda kırmızı kart görerek oyundan atıldı. Ardından 90+6. dakikada Akın Akman, rakibine yönelik müdahalesi gerekçesiyle kırmızı kart görerek takımının 9 kişiyle maçı bitirmesine neden oldu. Bu karttan sonra ortalık karıştı ve sahalarda görmek istemediğimiz üzücü, fair-play ilkelerine yakışmayan görüntülere tanık olduk...

ES-ES’li futbolcular Ayvalıkgüçlü futbolculara giydikleri formanın asaletine yakışmayan hareketlerde bulundular..

Hakemin son düdüğü çalmasıyla Siyah-Kırmızılı futbolcular ve yedek kulübedeki futbolcular ve teknik kadrodakiler saha içine girerek Ayvalıkgücü formasını giyen futbolculara tekme tokat saldırdılar...

Saha içerine giren güvenlik güçleri misafir takım oyuncularını kalkanlarla çevirerek zor şartlar içerisinde soyunma odalarına kadar güvenli bir şekilde girmelerini sağladılar…

Buna rağmen ES-ES’li bazı futbolcular soyunma odalarına girişi sağlayan körüğe kadar gelip rakip takım oyuncularını tekmelemeye devam ettiler…

Doğrusu Anadolu’da futbol devrimini ilk başlatan Eskişehirspor formasını giyen futbolculara bunu yakıştıramadım…

85 Milyona rezil olduk…

Gelelim taraftarlara…

Sezon başından beri kendini bilmez bazı taraftarların gerek sahaya attıkları su şişeleri gerekse rakip takım futbolcuları ile hakemlere ettikleri küfürler yüzünden TFF tarafından çok ciddi para cezaları kesildi…

Play-Off’un birinci turunda taraftarların neden olduğu saha içi olayları nedeniyle TFF Profesyonel Disiplin Kurulu para cezası ile birlikte Balıkesir’deki maça Eskişehirsporlu taraftarların girmeme cezası verdi…

Bundan gereken dersi çıkarmışlar diye düşünürken Cuma akşamı oynanan Yalovagücü Belediyespor maçında da saha içine ve rakip futbolculara adeta pet şişe yağdırdılar. Bunlardan biriside orta hakeme isabet etti…

Sadece pet şişe olsa iyi…

Saha içine patlayıcılar da attılar…

Birkaç tanesi rakip futbolcuların ayaklarının dibine düştü…

EZ AZ İKİ MAÇ SEYİRCİSİZ OYNAMA VE ÇOK BÜYÜK PARA CEZASI GELECEK

Balıkesirspor maçında sahaya atılan yabancı maddeler nedeniyle Eskişehirspor Kulübüne 300 bin TL’ye yakın para cezası ve deplasman yasağı geldi ve ihtar verildi…

Cuma günü oynanan maçta Ayvalıkgücü Kulübün futbolcularına Eskişehirsporlu futbolcuların tekme tokat saldırmaları ve saha içine yağdırılan pet bardak sular ile patlayıcılar nedeniyle yeni sezonda en az iki maç seyircisiz oynama cezası gelecek. Artı çok büyük para cezası da verilecek…

Kulüp yöneticileri “para para” diye yakınırken gelen ve gelecek para cezası ve en az iki maç seyircisiz oynama kulübü çok büyük maddi sıkıntıya sokacak…

Türkiye’nin bir numaralı orkestra şefi olan rahmetli Amigo Orhan döneminde taraftarlar fair-play kuralı içerisinde maç izlerdi…

Amigo Orhan, taraftarların hem küfür etmelerine hem de sahaya yabancı madde atmalarını engellerdi…

Ben özellikle Balıkesir ve Ayvalıkgücü maçlarında sahaya atılan su şişeleri ve patlayıcıları her ne kadar bugün 3. Ligde olsa da yıllarca üç büyüklere oynadığı futbol ile çok önemli mesajlar veren Eskişehirspor Kulübü taraftarlarına yakıştıramadım…

İnşallah gelecek sezon tekrarlanmaz…

Yine bu büyük Eskişehirspor camiası geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi önümüzdeki sezonda küllerinden yeniden doğacak, bu sezon yaşananlardan gereken dersi çıkararak şampiyon olacağına inanıyorum. Yeter ki son haftalarda kenetlendiğimiz, oluşturduğumuz birlik beraberlik ruhunu bozmayalım…

Bu konuda da son söz olarak da taraftara seslenmek istiyorum, bu takım yalnızca sahalarda destan yazmadı. Tribünlerde de Türkiye’ye örnek oldu. Takımıyla, taraftarıyla, centilmenliğiyle bütün ülkenin hayranlığını kazandı...

Aşırı sirke küpüne zarar verir...

Yapayın, kıymayın bu takımın şanlı mazisine...

Türkiye tribünlerinin efane ismi Amigo Orhan’ın kemiklerini sızlatmayın...

* * *

SEN KALPLERDE YAŞAMAYA DEVAM EDECEKSİN

Eskişehirspor’un efsane futbolcularından birisini daha kaybettik…

Siyah-Kırmızılı Kulüpte (7) numaralı forması ile sağaçık mevkiin değişmez elemanı olan gol bölgelerindeki olağanüstü etkili olmasının yanı sıra takımın diğer golcüsü Fethi Heper’e yaptığı asistlerle Eskişehirspor’un en görkemli dönemlerine damga vuran Nihat Atacan, rahmeti rahmana kavuştu…

Siyah Kırmızılı kulübün tarihinde attığı 56 golle Fethi Heper’den sonra 2’nci sırada olan Nihat Atacan’ı dün ebediyete uğurladık…

Son yıllardan yaşamış olduğu rahatsızlıktan dolayı evden dışarıya çıkamıyordu…

Eskişehirspor U-21 ve A Takımını da çalıştıran efsane spor adamı sırasıyla Genç Milli Takım, Malatyaspor, Adanaspor, Denizlispor, Sakaryaspor, Kocaelispor, Göztepe, Balıkesirspor, Edirnespor ve Eyüpspor gibi önemli takımlarda yıllarca başarılı görevler yaptı…

Malatyaspor’u Süper Lige çıkartarak Antrenörlük yaşamını taçlandıran Nihat Atacan, Eskişehirspor kökenli teknik adamlar içinde çeşitli liglerde en çok takım çalıştıran hoca olarak adını ilk sıraya yazdırdı…

Kendisine Allah’tan rahmet, başta ailesine, Eskişehirspor camiasına başsağlığı ve sabır diliyorum…

Sevgili Nihat Atacan abim. Sen kalplerde yaşamaya devam edeceksin…

* * *

KISA BİR MOLA

Yaklaşık 6 aydır benimle birlikte olan ‘Safra Kesesi’ taşlarını aldırma zamanı geldi. Bugün Şehir Hastanesine yatış yapacağım. Yarın ise ameliyat. Doktorum Sevgili Hocam Prof. Dr. Cem Algın Hocam ile görüştüm. ‘Bir hafta istirahat et. Ondan sonra yazmaya başla” dedi…

Bu nedenle haftaya pazartesi günü yeniden buluşmak dileğiyle…

* * *