Türkiye genelinde bu yıl 6 büyükşehir ve 10 ilçe belediyesi olmak üzere toplam 16 belediye “Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası” ELoGE marka kullanım hakkı elde etti. 6 Büyükşehir’den birisi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi. Eskişehir Büyükşehir bu ödülü 3. kez alarak bu onura üçüncü kez ulaşmış oldu...
Dün aynı ödülü alan Tepebaşı Belediyesini yazmıştım…
Bugünde Büyükşehir ve Odunpazarı Belediyelerini yazacağım…
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı olduğu gibi zaman zaman Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’ta eleştiriliyor…
Başkanlar ağızlarıyla kuş tutsalar bazılarına yaranamıyorlar...
Örneğin; belediyeler 100 hizmet yapmış…
Bu hizmetlerin bir-ikisinde ufak tefek aksamalar olmuş…
Bunu “Mal bulmuş mağribi gibi” eleştirirler…
“Mal bulmuş mağribi gibi” deyiminin anlamı şöyle: “Büyük bir zenginliğe kavuşmuşçasına büyük sevinç ve coşku ile.”
Birileri eleştirileri geleneksel hale getirdi…
Biri susuyor, diğeri başlıyor. Diğeri susuyor öbürü devam ediyor...
Yukarıdan; “CHP’li belediyeleri ve belediye başkanlarını sık sık eleştirin” diye talimat mı geliyor? Bu konuda bilgim yok. Ama eleştiriler peş peşe gelince ister istemez düşündürüyor…
MAKAM VE KOLTUKLAR KİMSEYE BAKİ DEĞİL
Belediye Başkanları, siyasi partilerin il, ilçe başkanlarının oturdukları makam koltukları şahsi eşyaları değil. Evlerinden de getirmediler…
İl başkanları partililerin, belediye başkanları da halkın yani seçmenin oylarıyla o makamlara gelirler. Zamanı geldiğinde oturdukları o koltuklardan kendilerinden öncekiler gibi kalkacaklar…
Görevleri tamamlanıp sade bir vatandaş olarak halkın içine girdiklerinde, “Makam koltuklarınızda otururken siyasi gömleklerinizi çıkartıp şehrin menfaati doğrultusunda el ele verip önemli hizmetler getirdiniz. Şehrin pek çok sorununu taşın altına elinizi birlikte koyarak giderdiniz. Bu örnek alınacak bir davranıştı” diyerek onlara teşekkür edilir...
Asıl Mesele; “Baki Kalan Kubbede Hoş Bir Sadâ bırakmak”…
Yani; önemli olan daima saygı ile hatırlanmak, zihinlerde ve kalplerde zikredilen kişi olabilmek...
Bu dünya; “Sultan Süleyman'a bile kalmadı” atasözünü hiç unutmayalım...
İktidarların desteği olmadan şehirlerin büyük sorunları kolay kolay giderilemez…
Örneğin, “Çifteler ilçesinden şehre su getirmek” gibi…
Eğer 10,15 veya 20 yıl sonra Eskişehir susuz kalırsa bundan sadece CHP veya diğer muhalefet partililer değil AK Parti ve MHP’lilerde etkilenecek. Su sıkıntısını sizlerde çekeceksiniz. Onun için su sorunun çözümü için Büyükşehir Belediyesine yardımcı olmak zorundasınız…

BÜYÜKŞEHİR’E 3’ÜNCÜ KEZ YÖNETİŞİM ÖDÜLÜ
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından geliştirilen ve yerel yönetimlerde iyi yönetişim ilkelerini esas alan “Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası” (ELoGE) ödülünü bu yıl da almaya hak kazandı. Böylece Eskişehir, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ödülü üç yıl üst üste alan iki büyükşehirden biri oldu…
Ödülün ilki Yılmaz Büyükerşen ikisi de Ayşe Ünlüce’nin başkanlığı döneminde geldi…
Dün de yazdım…
Birileri sürekli “hizmette gerisiniz” diye eleştirse de Avrupalılar yapılanları görüyor ve takdir ediyor, üstüne üstlük ödül veriyor…
Bu yıl 3’üncüsü verilen ödülü Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce yerine Genel Sekreter Yardımcısı Avukat Nergiz Abacı aldı…
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, ödüle ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülünü bu yıl da alarak, büyükşehirler arasında 3 yıl üst üste bu başarıyı sürdüren 2 belediyeden biri olduk. Bu ödül; şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik ve iyi yönetişim alanındaki çalışmalarımızın uluslararası düzeyde tescillenmesi anlamına geliyor. Kentimizi birlikte yönettiğimiz hemşehrilerimizle, kurumsal yapımızla ve sürekli gelişim anlayışımızla Eskişehir’i örnek bir yerel yönetim modeli haline getirmeye devam ediyoruz. Bu gurur hepimizin…”
Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülü alan Anadolu’daki ilçe belediyelerden sadece Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri oldu…
Bazıları duymasa da, görmese de duyarlı kimselerin ve tabi ki Avrupa’nın bu hizmetleri üst düzeyde değerlendirmesi şüphesiz takdire şayan bir durumdur...
Odunpazarı Belediyesi’ne Avrupa’dan Yönetişim Mükemmelliği Markası
Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) 2025 yılı ödülünü alan bir belediye de Odunpazarı Belediyesi oldu…
Odunpazarı Belediyesi, yönetişim kapasitesini sistematik biçimde geliştirmeye yönelik kararlı yaklaşımıyla jüri tarafından ödüle layık görüldü.
Ankara’da düzenlen ELoGE 2025 ödül töreninde Odunpazarı Belediyesi adına törene katyılan Başkan Yardımcısı Uğur Haluk Durdağ aldı…
ŞEFFAF VE KATILIMCI YÖNETİMİN BAŞARISI
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, elde edilen başarıya ilişkin yaptığı değerlendirmede, iyi yönetişim anlayışını yerel yönetim çalışmalarının merkezine koyduklarını vurguladı.
Başkan Kurt, “Odunpazarı’nda yönetim anlayışımızın temelinde şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik yer alıyor. Hemşehrilerimizin karar süreçlerine katılımını önemseyen, ortak akılla hareket eden bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. Avrupa Konseyi tarafından verilen bu prestijli markaya layık görülmek, doğru yolda ilerlediğimizin önemli bir göstergesidir. Bu başarı ekip çalışmasının sonucu. Belediyeciliği sadece hizmet üretmek olarak değil, aynı zamanda demokratik katılımı güçlendiren bir süreç olarak görüyoruz. ELoGE markası, bu anlayışımızın uluslararası düzeyde takdir edilmesinden dolayı bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır” ifadelerini kullandı.
* * *
Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülünü alan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’u, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı kutluyorum…
Eskişehir’de birileri yaptıklarınızı görmese de görmezden gelse de Avrupalılar görüp ödüllendiriyor…
Bu yeter!
* * *
HERKES KAFASINA GÖRE FİYAT LİSTESİ BELİRLEMİŞ
Eskişehir’de herkes kafasına göre fiyat tarifesi belirlemiş. Bir yerdeki fiyat ile diğer taraftan aldığınız aynı hizmet bedelleri farklı farklı…
Bunun denetimi kim yapıyor?
Örneğin bayan ve erkek kuaförlerinde saç kesim hizmet bedeli farklı farklı alınıyor…
Torunum bir erkek berberinde saç kestirmiş…
Alınan ücret 400 TL…
Ben önceki gün saç tıraşı oldum 250 TL ödedim…
Arada az uz değil 150 TL fark var…
Arkadaşımın eşi bir iş merkezindeki bayan kuaförüne sadece saç kestirmiş. İstenilen ücret 750 TL…
Arkadaşlar arasında bu konuyu konuşurken bir arkadaşım, “Eşim de saç kestirdi. ‘Ben ne kadar ücret ödedin’ diye sordum. 500 TL ödemiş” dedi…
Arada 250 TL fark var…
Bakanlık hizmet veren işyerlerinde müşterinin görebileceği bir yere “fiyat tarifesi” asılması zorunluğu getirdi…
Neden?
Herkes kafasına göre fiyat belirlemesin diye…
Ama fiyat tarifesini asan da uyan da yok…
Özellikle bay ve bayan kuaförlerde…
Benim özel bir berberim yok…
Tıraş olacaksam yürürken önüme çıkan berbere girer tıraşımı olurum…
Ancak iki aydan beri aynı kuaföre gidiyorum…
Bilinçli olarak değil…
Önünden geçerken gördüğüm için…
Aralık ayında saç kesimi için aldığı ücret 200 TL idi…
İki gün önce gittiğimde 250 TL aldı…
Etrafa baktım fiyat tarifesini göremedim…
* * *
Belediye Zabıtaları hiç bay-bayan berber dükkanlarına girip, “fiyat tarifesi var mı yok mu” diye kontrol etmiyorlar mı?
Sağlık Müdürlüğü bay-bayan kuaförlerdeki havluları ve tıraş olurken boynumuza astıkları önlükleri kontrol ediyor mu?
Bir seferinde kuaför, bende önce tıraş olan müşterinin önlüğünü bana takmaya kalktı…
Ben ikaz edince çekmeceden yenisini çıkarıp taktı…
Hepsini aynı kefeye koyamam ama berber ve kuaförlerin bazılarında hijyen sıfır…
* * *
İkinci bir konu ise Adliye’nin karşısındaki arzuhalciler…
Bir konu hakkında Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi vermek için flaş-bellekten 4 dosya kağıdı çıktı aldırdım…
“Borcum ne?” diye sordum…
“40 TL” dedi…
Tanesi 10 TL’ye geliyor…
“Çarşıda tanesini 2 TL’ye aldırıyorum” deyince, “O zaman oraya gideceksiniz. Bizdeki ücret bu” yanıtını verdi…
“Peki, çıktısını aldığın bu dilekçeyi sana yazdırsaydım ne kadar ödeyecektim” dedim…
“Dilekçenin türüne göre fiyat değişiyor. Çıktısını aldığım bu dilekçeyi ben yazsaydım en az 150 TL alırdım” dedi…
Bir dosya kağıdının maliyeti ne?
Çıktı aldırırken tanık oldum…
Dilekçeyi 5 ile 10 dakika arasında yazıyorlar…
Adamın dilekçe yazacak bilgisayarı yok. İnternet Kafeye gitse nasıl yazacağını bilmiyor. Bunu fırsat bilen adliye karşısındaki arzuhalciler kafalarına göre fiyat tarifesi koymuşlar…
Çünkü denetleyen yok…
Fiş de kesmiyorlar tıpkı berber ve kuaförler gibi…
Birilerinin kulağına kar suyu kaçırayım, bu kişileri kim denetliyorsa belki denetlerler de vatandaş kazıklanmaktan kurtulur...
* * *