Dün emekli akademisyen ve ekonomist arkadaşım “geçmiş olsun” demek için telefon etti…

Epeydir görüşmüyorduk…

Aramızda herhangi bir sorun yok…

İç güç ve yoğunluktan…

Hazır kendisini telefonda da olsa bulmuşken biraz ekonomiyle ilgili sorular sordum…

Sorularımı peş peşe sordum…

Yanıtları için, “Bana bu sorularını mail olarak gönder. Bende sana yanıtlarını mail olarak göndereyim” dedi…

Sabah mailime baktığımda yanıtları göndermiş…

Bir de not eklemiş…

“Bu yanıtların içerisinde kaynaklar kullandım. Sadece benim görüşlerim yok kaynaklardan da edindiğim bilgiler var. O nedenle isim kullanmazsam sevinirim.”

Bende ekonomist akademisyen arkadaşımın gönderdiği yanıtı kullanırken ismini kullanmadım…

Yanıtlar arasında kendi yorumlarım da var…

ENFLASYONUN ATEŞİ DÜŞMÜYOR

İktidarın almış olduğu pek çok önlemlere rağmen enflasyonun ateşini bir türlü düşüremiyor. Bu da özellikle emekli ve asgari ücretle çalışanları ciddi ekonomik sıkıntıya sokmaya devam ediyor…

Aslında bu, birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık bir durum. Mesela, talep ve arz dengesindeki bozukluklar, enerji fiyatları, tedarik zinciri sorunları veya merkez bankalarının faiz politikaları gibi etkenler enflasyonu baskılamakta zorlanıyor. Yani, bir yandan talep yüksek kalmaya devam ederse, ya da maliyetler yükselirse, enflasyon düşmekte zorlanıyor…

Kesinlikle, bu tür ekonomik dalgalanmalar genelde sadece maddi durumu değil, insanların güvenini, gelecek beklentilerini ve politik tercihlerini de ciddi anlamda etkiliyor. Dolayısıyla seçmenler, hem kendi ekonomik çıkarlarını hem de bu tür riskleri azaltmayı vaat eden adayları tercih ediyor diyebiliriz…

EKONOMİDE DÜZELME

NE ZAMAN OLUR?

Vergi artışları da aslında enflasyonla mücadelede kullanılan bir araç. Çünkü devlet, vergi artışlarıyla tüketici talebini düşürmeye çalışıyor. Yani, insanların cebinde kalan parayı azaltarak harcamalarını kısmalarını sağlıyor. Bu da genel talebi düşürerek, fiyatların artış hızını yavaşlatabiliyor. Tabii bu da genelde biraz daha uzun vadeli etkiler yaratıyor…

Yani aslında merkez bankaları faiz oranlarını artırarak talebi kısmaya çalışıyor, ama bu da ekonomik büyümeyi yavaşlatabiliyor. Bir de uluslararası faktörler var; mesela döviz kuru dalgalanmaları ya da jeopolitik riskler de maliyetleri yukarı çekiyor. Dolayısıyla enflasyon bazen beklenenden uzun süre yüksek kalabiliyor…

ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA

DÜZELME İHTİMALİ VAR MI?

Evet, var. Ama “bir anda rahatlama” yerine daha çok yavaş ve dalgalı bir toparlanma senaryosu konuşuluyor.

Şu anda hem IMF hem OECD gibi kurumlar Türkiye’de önümüzdeki yıllarda:

  • Büyümenin devam edeceğini,
  • Ama enflasyonun yavaş düşeceğini öngörüyor.

Örneğin IMF’nin son tahminlerinde:

  • 2026 büyümesi yaklaşık %3–3,5 bandında,
  • Enflasyonun ise kademeli olarak gerilemesi bekleniyor.

Ekonominin düzelme ihtimalini artıran şeyler:

  • Yüksek faizle enflasyonu kontrol etme çabası,
  • İhracat ve turizm gelirleri,
  • Yabancı yatırımcı güveninin yeniden oluşması,
  • Enerji bağımlılığını azaltacak projeler.

Ama riskler de büyük:

  • Hayat pahalılığının uzun süre devam etmesi,
  • Kur dalgalanmaları,
  • Vergi artışları,
  • Küresel enerji fiyatları,
  • Jeopolitik gerilimler.

Yani kısa özetle:

  • “Çöküş kaçınılmaz” diyen kadar,
  • “Her şey hızla düzelecek” diyen de fazla iyimser kalıyor…

Daha gerçekçi beklenti şu:
Önümüzdeki birkaç yılda enflasyon yavaş düşerse ve gelir artışları fiyat artışının gerisinde kalmazsa insanlar günlük hayatta bir miktar rahatlama hissedebilir. Ama bunun hissedilir olması zaman alabilir…

BU YIL ERKEN SEÇİM OLUR MU?

Şu an için kesin bir şey söylemek zor. Türkiye’de erken seçim kararları genelde üç şeye bağlı oluyor:

  • Ekonominin gidişatı,
  • Kamuoyu desteği,
  • Siyasi ittifak dengelerinin oluşması gerekir…

Eğer iktidar ekonomik göstergelerde toparlanma gördüğüne inanırsa, “avantajlı zamanda seçime gitme” ihtimalini değerlendirebilir. Ama tam tersine, ekonomik baskının seçmen üzerindeki etkisinin azalmasını beklemeyi de tercih edebilir.

Bir diğer önemli konu da Meclis aritmetiği ve anayasal süreçler. Erken seçim kararı teknik olarak siyasi hesap kadar hukuki ve parlamenter dengelere de bağlı.

Şu anki tartışmalara bakıldığında, kamuoyunda erken seçim beklentisi zaman zaman yükselse de, resmi olarak ilan edilmiş net bir seçim takvimi yok. Bu yüzden yakın vadede “kesin olur” ya da “olmaz” demek yerine, ekonomik ve siyasi gelişmelere göre ihtimalin değiştiğini söylemek daha doğru olur…

* * *