Cumhur İttifakı’nın iki ortağı arasında uzun süredir hissedilen gerilim artık perde arkasından çıkıp açık bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda. Ankara kulislerinde konuşulanlar, Saray ile MHP arasındaki ilişkinin ciddi bir sınavdan geçtiğini gösteriyor.

Bir tarafta siyasi denklemi tek merkezden yönetmek isteyen iktidar, diğer tarafta ise etkisini ve ağırlığını korumaya çalışan Milliyetçi Hareket Partisi var.

Kontrollü Gerilimden Açık Mesajlara

Aslında bir süredir Saray ile MHP arasında kontrollü bir gerginlik yaşanıyordu. Ancak son gelişmeler, bu gerginliğin artık psikolojik savaşa dönüştüğünü ortaya koyuyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ülkü Ocakları tarafından düzenlenen Türk Gençliği Büyük Kurultayı’ndaki görüntüleri ve verdiği mesajlar, yalnızca parti tabanına değil, doğrudan Saray’a yönelik bir gövde gösterisiydi.

Kilometrelerce uzanan konvoylar, bozkurt işaretleri, “Durma ilerle, evlatların seninle” sloganları ve Bahçeli’ye hediye edilen altın kurt başlı tuğ…

Bunların tamamı sembolik bir anlam taşıyordu:

“Ne yaparsanız yapın, biz buradayız.”

Bahçeli’nin Mesajı: Korkmayacaksınız, Satmayacaksınız

Bahçeli’nin konuşmasındaki en dikkat çekici bölüm şu sözlerdi:

Korkmayacaksınız, kaçmayacaksınız, satmayacaksınız, savrulmayacaksınız.”

Bu sözler ilk bakışta Ülkücü gençliğe hitap gibi görünse de, siyasi mesajın adresi çok açıktı.

MHP tabanına, “Dik durun” çağrısı yapılırken; Saray’a da, “Baskılara boyun eğmeyeceğiz” mesajı veriliyordu.

Anketler Üzerinden Siyasi Baskı

Son günlerde yayımlanan anketlerde MHP’nin oy oranının yüzde 4–5 bandında gösterilmesi dikkat çekiyor.

Normal şartlarda seçimlerde baraj sorunu yaşamayan bir partinin birdenbire bu seviyelere düşürülmesi, MHP cephesinde “algı operasyonu” olarak değerlendiriliyor.

Mesaj açık:

Pazarlık gücün azaldı. Etkinliğin sınırlı. Çizilen sınırların dışına çıkma.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın “Oyumuz ne kadar yüksekse sözümüzün kıymeti o kadar artar” sözleri de bu kaygının açık bir ifadesi.

Çözüm Süreci Tartışması

Bahçeli’nin Türk gün gazetesine verdiği röportajda, terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yedi maddelik yol haritası açıklaması ve Abdullah Öcalan’a süreç içinde rol biçen değerlendirmeleri, Saray’da rahatsızlık yarattı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’ un aynı gün yaptığı açıklama ise adeta bir düzeltme niteliğindeydi.

Verilen mesaj şuydu:

Bu sürecin çerçevesini biz belirleriz. Kimse kendi başına yol haritası ilan edemez.

Yani Saray, Bahçeli’nin süreci tek başına sahiplenmesini istemiyor.

Kazanırsa Erdoğan, Kaybederse MHP olsun.

Sürecin en kritik noktası da burada.

Eğer süreç başarıya ulaşırsa siyasi kazanç büyük ölçüde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazılacak.

Ancak tabanda oluşan rahatsızlık, oy kaybı ve milliyetçi seçmendeki tepki doğrudan MHP’ye fatura ediliyor.

Başka bir ifadeyle:

Sevap Erdoğan’a, günah Bahçeli’ye.

Alternatif Arayışları

AK Parti’nin yalnızca MHP’ye bağımlı kalmak istemediği artık gizlenmiyor.

Zafer Partisi, İYİ Parti ve bağımsız milletvekilleri üzerinden yeni siyasi arayışların sürdüğü konuşuluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Aramıza katılacak başka arkadaşlar olabilir” açıklaması da bu hazırlığın işareti olarak yorumlandı.

Bu durum MHP’de ciddi bir rahatsızlık yaratıyor.

Çünkü iktidarın, gerektiğinde farklı aktörlerle yol yürüyebileceği mesajı veriliyor.

İçişleri Bakanlığı Kaygısı

Milliyetçi hareket açısından İçişleri Bakanlığı her zaman kritik bir öneme sahip oldu.

Bu nedenle Ümit Özdağ gibi isimlerin bu bakanlıkla anılması, MHP’de sadece siyasi değil, aynı zamanda bürokratik güç dengeleri açısından da endişe yaratıyor.

MHP Oyun Dışında Kalmak İstemiyor

Devlet Bahçeli’nin Ankara’daki kurultayda verdiği görüntülerin temel amacı, MHP’nin hâlâ güçlü ve vazgeçilmez bir aktör olduğunu göstermekti.

Altın kurt başlı tuğ, sloganlar ve gençlerin yoğun katılımı, sembolik olarak şu mesajı taşıyordu:

Bu hareket hâlâ ayakta. Ve teslim olmayacak.”

YA HERRO YA MERRO

Türk siyasetinde bazen kelimeler uzun analizlerden daha güçlüdür.

“Ya herro ya merro” tam da böyle bir ifadedir. Kürtçe (Kurmanci) "herro" (git) ve "merro" (gitme) kelimelerinin birleşiminden oluşan bir terimdir. Bu terimin anlamı, Türkçe' deki "ya hep ya hiç" veya "ne olursa olsun" ifadelerine benzer. Yani, zorlu ve tehlikeli bir durumda tüm riskleri göze alarak sonuna kadar gitme kararlılığını ifade etmektedir. Bu kavram, kişinin cesaretini ve kararlılığını simgeler ve zorlu koşullarda bile pes etmeden ilerlemeyi vurgular.

Artık Cumhur İttifakı içinde taraflar birbirine açık mesajlar veriyor.

Saray, MHP’ye gücünün sınırlarını hatırlatıyor.

MHP ise tabanını konsolide ederek “Ben hâlâ buradayım” diyor.

Bu bilek güreşinin nasıl sonuçlanacağını zaman gösterecek.

Ancak görünen o ki, Ankara’da artık kontrollü gerilim dönemi sona ermiş durumda.

Şimdi herkesin aklındaki soru şu:

Bu siyasi satrançta kim mat olacak?