Çok ağır bir gribal enfeksiyon (influenza) hastalığı geçirdim. Ateş, halsizlik ve kas ağrıları beni yatağa mahkum etti. Üç gün ayağa kalkmadan yattım. Bu nedenle iki gün yazılarımı yazamadım…

Çok şükür iki günden beri aldığım ilaçlar, vitamin takviyeleri ile biraz toparlandım ve ayağa kalktım…

* * *

Eskişehir’in çeşitli Büyükşehirlerden pek farkı olmayan merkez ilçeleri Odunpazarı ve Tepebaşı’nın birçok şehirden hem nüfus hem etkinlik hem de hizmet açısından önde geldiği bir gerçek...

Bir başka deyişle birçok ilden büyük…

Dış ilçelerin çoğunun büyük köylerden farkı yok…

Bu demek değildir ki büyük diye ilçeler bölünsün…

Yıllar önce Eskişehir Büyükşehir olurken “Merkez ilçe iki mi yoksa üç mü olsun?” diye tartışıldı…

O zaman Özel İdare ve İl Genel Meclisi vardı…

İkide karar kılındı…

Bakanlar kurulundan da “iki ilçe” kararı çıktı…

Aradan yıllar geçti, o zamanda “iki merkez ilçe büyük. Üçüncü ilçe kurulsun. Adı da Yunus Emre olsun” yorumları gündeme geldi…

Merkezdeki üç belediye başkanı da karşı çıktı…

Öyle olunca konu kapandı…

Son zamanlarda AK Parti Eskişehir Milletvekili ve MKYK Üyesi Nebi Hatipoğlu, Eskişehir merkezinde bazı mahallelerden yeni bir ilçe kurulması fikrini ortaya attı…

Yıllar sonra Eskişehir Merkezine üçüncü ilçe kurulması yeniden gündeme geldi…

Öncelikli olarak Odunpazarı İlçesini bölmeyi gündeme getirdi…

"35 İLDEN BÜYÜK BİR İLÇE OLMAZ"

Nebi Hatipoğlu’nun kurulmasını gündeme getirdiği üçüncü ile ilgili söyledikleri şöyle: “Odunpazarı ilçesinin nüfusu 426 bin. Yani bu Türkiye'deki 35 ilden daha büyük. Edirne, Yozgat, Muş, Düzce, Kastamonu, Niğde'den büyük. 35 ilden daha büyük bir ilçe Odunpazarı. Bu doğrultuda ulaşımdan altyapıya, temizlikten zabıtaya, güvenlik hizmetlerine kadar pek çok alanda hizmette zorlanıyorlar. Odunpazarı'nı ikiye bölmek istiyorum. Bu ilçenin belli kısımlarını bölerek yeni bir ilçe belediyesi oluşturmak istiyorum. Bu hakkaniyetsizlik oluyor. Bana oy verdin ben hizmet ederim bana oy vermedin sana hizmet etmem. Bu adil değil. Bu hakkaniyetsizliği gidermek için çalışmaların peşindeyiz. Olası bölünmeyle yerel vatandaş daha güçlü temas kuracak. Bizim amacımız Odunpazarı'nda vatandaşımızın daha iyi hizmet alması. Eğer Odunpazarı'nda vatandaşımızın yaşam konforunu arttırırsa aynısını Tepebaşı'nda da yapabiliriz. 35 ilden büyük ilçe olmaz. Bununla ilgili 2008-2009 yıllarında Yunus Emre ilçesi olarak çalışmalar yapılmış. Bunun üzerinden böyle bir çalışmaya gireceğiz..."

“ÜÇ DEĞİL 4 İLÇE DE OLABİLİR”

Hatipoğlu, Odunpazarı ilçesinin bölünerek kurulacak üçüncü ilçede vatandaşın yaşam konforunun artması halinde Tepebaşı İlçesinin de bölünebileceğini de söyledi…

Merkez nüfusu 800 bin olan Eskişehir’de 4 merkez ilçe belediyesi olması mantıklı mı?

Bence mantıksız…

Sayın vekil “iki merkez ilçe belediyesinin bölünerek üçüncü ilçe kurulmalı” dese bazıları belki “mantıklı” derdi…

“Odunpazarını böl Tepebaşını sonra bölebiliriz” düşüncesi yanlışın daniskası…

Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyelerine İller Bankası’ndan gelen ödenek zaten yetersiz…

O nedenle iki belediye başkanı hizmet yapmakta Ankara’dan gelen ödeneğin yetersiz kaldığından yakınırken, bir de ilçeleri bölüp üçüncü hatta dördüncü merkez ilçe kurulursa 4 belediyenin de eli kolu bağlanmış olur…

Zamanla bırakın hizmet etmeyi personelin maaşlarını bile ödemekte sıkıntı yaşarlar…

Nebi Bey aslında mantıksız bir söz söylemez…

Söyleyeceklerini birkaç kez düşündükten sonra söyler…

Cumartesi günü çok sayıda gazeteciyi karşısında görünce acaba dili mi sürçtü!

Nebi Hatipoğlu, cumartesi günü basın mensuplarıyla yaptığı kahvaltıda söylediklerini bugün tekrar gözden geçirsin…

Söyleminin yanlış olduğuna kanaat getirecektir…

NEDEN ODUNPAZARI?

Cumartesi günü akşamı merkezdeki üç belediye başkanın “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” nedeniyle verdikleri yemekte TSYD Eskişehir Şubesi Başkanı olduğum için protokol masasında yer ayırmışlar…

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’ta vardı…

Kendisine, “Nebi Hatipoğlu Odunpazarı Belediyesinin bölünerek üçüncü ile kurulmalı önerisi yapmış. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sordum…

“Neden Odunpazarı? Bunu bana değil Odunpazarı ilçesinde yaşayanlara sorun. Bakalım ne yanıt verecekler. Odunpazarı ilçesinde yaşayanlar bölünmeyi asla kabul etmezler” dedi…

Bende Kazım Kurt ile aynı düşüncedeyim…

İlçeleri bölmek şehre yapılacak en büyük kötülük olur…

* * *

“SU İÇİN ÇOKTAN ÖNLEM ALMALARI GEREKİRDİ”

AK Parti’nin yeni yıldan iki gün önce Anemon Otel’de milletvekillerinin de katıldığı toplantısı vardı…

Gazeteye yazımı yetiştirmek için bilgisayarımın tuşlarına bastığım için saat: 11.00’de yapılan toplantıya yetişemedim…

İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın ‘10 Çalışan Gazeteciler Günü’ nedeniyle Eskişehir’de görev yapan gazetecilerle hem birlikte kahvaltı etmek hem de var ise gündem ile ilgili sorularını cevaplamak istemiş…

ATATÜRK ÜSTÜME YÜRÜDÜ!

Kahvaltı masasının en başına beni oturttular…

Sandalyemin hemen arkasında profile tutuşturulmuş Atatürk posteri vardı…

Masalara çay servisi yapan bayan garson ile sunucu dar alanda çarpıştılar. Çarpışmanın şiddetiyle arkamdaki Atatürk posteri de üzerime düştü…

Bunu gören AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak espriyi patlattı…

“Sadi abi Atatürk’e arkanı döndüğün için kızdı herhalde üzerine yürüdü!”

Garsonlar hemen yetişip Atatürk’ün posterini alıp tekrar yerine koydular…

“CHP İL BAŞKANI VEYA BELEDİYE

BAŞKANLARI HİZMETLERİNİ ANLATMIYOR”

AK Parti İl Başkanı Albayrak, kahvaltı sonrası aldı mikrofonu eline bismillah deyip ilk önce CHP İl Başkanı Talat Yalaz ile Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediye Başkanlarını eleştirdi…

Hava soğuk ve hafiften kar yağıyordu…

Albayrak, pencereden karın yağdığını görmüş olmalı ki hemen söze oradan başladı…

“Şu an dışarıda kar yağıyor. Eskişehir’in geleceğini düşünmeyenler, gerçekten bugün karla beraber bu şehrin geleceğini düşünenlerin olduğunu görüyor. Çünkü bu konuyla alakalı şu an gündem çok yoğun. Hem Türkiye’de bazı illerimizde hem de Eskişehir’imizde, kuraklığın getirmiş olduğu noktada barajlardaki sıkıntıların zirveye çıktığı zamanları yaşıyoruz. Bununla alakalı tabii ki üzülüyoruz. Ondan dolayı da bu kar ve yağmurun yağmasına gerçekten sevinir hale geldik. Tabi ki ocak ayı her zamanki gibi kış mevsimi ve yağış olması gerekiyor. Ancak iklim değişikliklerinden kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle bu mevsimde geçmişte yağan yağmur ve kar şimdi yok. Bu nedenle su sıkıntısı yaşanıyor. Eğer kar ve yağmur yeterli olarak yağmaz ise Porsuk Çayında ve Barajdaki azalan su miktarı daha da azalacak...

Şu an barajdaki su seviyesi Eskişehir’e 8-10 ay yeter. 25 yıl şehrin Büyükşehir Belediye Başkanlığını yapan, bugün koltuğunu Genel Sekreterine teslim eden ve merkez ilçelerin yerel yöneticileri yani bu şehirde belediye başkanı olanlar geleceği düşünmesi ve bununla alakalı planlar yapması su problemi yarattılar. Şehre içme ve kullanma suyunu sağlamak belediyelerin görevi. DSİ sorumlu değil. Ama ne yaptılar şehre su getirmedi diyerek DSİ’yi eleştirdiler. Şehre içme ve kullanma suyu bulmak, getirmek, suyu konutlara, işyerlerine ulaştırmak belediyelerin sorumluğundadır diyorum...”

* * *

Sayın Albayrak haklı…

Belediyeler kanunda “Şehrin kullanma ve içme suyunu bulup getirmek ve servis etmek belediyelerin görevidir” diyor…

Ancak Eskişehir’in su ile beslenme kaynağı tek Porsuk Çayı…

Başka alternatif yok…

“Eskişehir’in altı su” diyenler var…

Doğru ama şehrin su ihtiyacı karşılayacak su değil…

Özellikle son yıllarda yaşanan kuraklıktan dolayı yavaş yavaş yer altı suları da kurumaya başladı…

“Çifteler Sakarbaşı’ndan şehre borularla su getirmek” gündeme geldi…

“DSİ getirsin. Masrafı Ankara’dan Büyükşehir’e gelen ödenekten taksit taksit kesilsin” dendi…

Bu konuda bir uzlaşma tam sağlanmışken bu kez Çifteler Sakarbaşı da kurudu…

Geçmişte haldır haldır akan su artık cılız şekilde akıyor...

Sakarbaşı göleti de kurumak üzere…

Sakarbaşı’nda su olmadığı için o projede şimdilik askıda…

Şehrin su ihtiyacını karşılamak için alternatifler aramak zorundayız…

Suyu aramak tabiki sadece belediyelerin görevi değil…

Devlette yardımcı olmak zorunda…

30, 40 hatta 50-60 kilometreden uzaklıklarda Büyükşehir Belediyesi nasıl su arasın…

Bu mesafelerde nehir olsa belediye oradan getirsin…

Eskişehir’de öyle bir alternatif şu anda yok!

O zaman DSİ devreye girecek sondajlar yaparak yeni yer altı su kaynakları bulacak…

Bulunan su yatağı tesis yapılarak şehre taşınması halinde kaç yıl yetecek?

Yatırım yapılacağı için mutlaka bunun fizibilite araştırmaları yapılmalı…

Ondan sonra belediyeye “şu mevkide yer altı su yatağı var. Debisi şu. 10-20-30 yıl şehrin ihtiyacını karşılayabilir” diye rapor verilir. Belediye de ona göre finansmanını temin edip yatırımı yapar…

“Şehrin su ihtiyacını karşılamak belediyelerin görevi” deyip, devlet hiçbir şeye karışmaz ise bu haksızlık olmaz mı?

Bugün 30-40 hatta 50 kilometreden su getirmenin maliyetini Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin tek başına karşılaması zor…

Kar-yağmur bir, iki veya 3 yıl üst üste yağmadı. Veya yağdı ama yetersizdi. O zaman barajlar veya su havzalarındaki sular kuruduğunda, belediyeler de su olmadığı için ihtiyacı karşılayamayacak…

Bugün Türkiye’nin bazı il ve ilçelerinde su sıkıntısı yaşanıyor…

Komşu ilimiz başkent Ankara’da da su sıkıntısı baş gösterdi…

Belirli saatlerde su kesintisi yapılıyor…

Halı ve oto yıkamacılara su verilmiyor…

Ondan sonra birileri de çıkıp mal bulmuş mağribi gibi “zamanında tedbir alınsaydı, ek kaynaklardan su getirilseydi bu sıkıntı yaşanmazdı” deyip belediyeleri eleştiriyorlar…

Bu sorunu çözmek değil, aksine sıkıntının daha çok yaşanmasına göz yummaktır…

Hükümet su sıkıntısı yaşayan il ve ilçelerin sorunu çözmek için acil olarak DSİ’yi devreye sokup sorunun çözülmesi konusunda taşın altına belediyelerle birlikte kendisi de elini koymalı…

Eğer iktidar “benim sorunum değil” diyerek seyretmeye devam ederse bundan sadece belediyeler değil kendisi de zarar görür…

Olan yine fakir-fukaraya olur…

Su yönünden zengin çevre illerden tankerler ve damacanalarla su alır getirir ihtiyacını karşılar...

Gerçi taşıma su ile değirmen ne kadar döner o da tartışılır...

Ama belirli süre de olsa susuz kalmazlar…

* * *