Kendimiz ve çocuklarımız için yaşanabilir bir dünya bırakmanın yolu, çevremize ve insanlara karşı duyarlı olmaktan geçmektedir.
İnsan yaratılışında hem duyarlılığı besleyen hem de onu köreltebilen eğilimler, vardır.
Duyarlılığı köstekleyen duyguların ortak bir özelliği, insanın dikkatini bizden bene çevirmesidir. Bu duyguları ve tutumları şöyle sıralayabiliriz:
Bencillik, çıkarcılık, duyarsızlaşma (alışma etkisi), haset, kayıtsızlık (ilgisizlik), kibir, konfor tutkusu, korku, önyargı, sorumluluktan kaçma, umursamazlık, ümitsizlik …
Duyarlılığı yalnızca bir duygu olarak değil aynı zamanda bir karakter özelliği ve ahlaki tercih olarak değerlendirmek de mümkündür.
Duyarlılığı körelten en büyük tehlike cehalet değil kayıtsızlık, bencillik ve ‘Benden sonra ne olursa olsun.’ anlayışıdır.
Vicdanın sesi zayıfladıkça bu duygular, güç kazanır. Bu duygular güç kazandıkça da toplum, ortak değerlerini yavaş yavaş kaybeder.
Sosyal hayatta her şey, hep düzenli olmaz. İstemediklerimiz de bizimle beraberdir. Duyarsız davranan kişilerle karşılaşmamız, kaçınılmazdır.
Bu karşılaşmada vereceğimiz tepkileri çoğu kere sağlıklı yürütemeyiz. Bu durumda verilecek tepki(ler), olumsuz olmamalıdır. Tepkilerimizi aşağıdaki şekilde özetlemek de mümkündür:
Tepkimiz, muhatabımızın farkındalık kazanmasına yardım etmek yönünde olmalıdır.
Duyarsız kişilere ön yargıyla yaklaşmamak esastır.
Onlara karşı mümkün olduğunca saygılı ve yapıcı bir dil kullanmakta fayda vardır.
Söylem yerine eylemin etkisi göz ardı edilmeden onlara örnek olunmalıdır.
Uyarılar, kesinlikle uygun zamanda yapılmalıdır.
İyi davranışlar, mutlaka takdir edilmelidir.
İşin temelinde sabrın olduğu akıldan hiç çıkarılmamalıdır.
Tepkilerimizin olumlu olması elbette önemlidir. Duyarsızlara karşı elbette bir tavır belirlenmelidir. Tavır belirlerken de aşağıdakilere özellikle dikkat edilmesi, mutlaka fayda sağlayacaktır:
Âdil olunmalıdır.
Eleştiri kişiliğe değil de davranışa yönelmelidir.
Empati elden bırakılmamalıdır.
İnsan onurunu korumaya özen gösterilmelidir.
Öfkeye kapılmamak gerekir.
Sorunun çözümüne odaklanılmalıdır.
Toplumsal fayda gözetilmelidir.
…
Evet.
Duyarsızlığa karşı kayıtsız kalmak da kırıcı ve dışlayıcı davranmak da doğru değildir.
En etkili yaklaşım; anlayış, kararlılık ve örnek davranışı birlikte sergileyebilmektir.
Böyle bir tutum hem bireyin değişmesine fırsat tanır hem de toplumda duyarlılık kültürünün güçlenmesine katkı sağlar.
Unutmayalım. Duyarsız insana karşı duyarlılığı kaybetmeden davranabilmek, gerçek olgunluğun göstergesidir.
Duyarsızlara duyarlı olalım, yeter.
(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR)