https://manifold.press/images/content/manifold-gak-40-02-milliyet-muvezzi.jpg

Bir zamanlar müvezziler vardı…

MEMLEKETTE BİR ZAMANLAR GAZETECİLİK ONURU VARDI…

O günlerden bu günlere geldiğimizde neler gördük!..
Çünkü gazetecilik yapmak her geçen gün gittikçe zorlaşıyor memlekette.
Çünkü artık gazeteciyi işte gözaltına almak, gazeteciyi tutuklamak vakayı adliyeden sayılır oldu. Düşündüklerini yazmaktan, konuşmaktan, başka ne yapabilir ki.
Duyar gibiyim seslerinizi..
Eskiden gazete ve TV haberler alınırdı. Şimdi gazeteciler haber oldu..
Artık sosyal medya da ne ararsan var..

5 N 1K ÖĞRETİDE KALDI.

Ne, nasıl, neden, ne zaman kim? Bunlar kitaplarda kaldı.
Artık reklam dönemi..
Bülten haberciliği,
Magazin,
Sosyal fenomenler
Algı yönetimi,
Trollük,
Halkla ilişkiler.
Hepsi aynı heybede.
Altını da siz doldurun…
Yaz gazeteci yaz diyen sözler, Selda’ nın şarkılarında kaldı.

GAZETECİ DÜŞÜNCELERİNDEN DOLAYI SUÇLANAMAZ.

Bir kimsenin düşüncesinden dolayı suçlanmasını doğru bulmuyorum..
İnsanlar, ister “sağda” “solda, “liberal” fikirleri benimseyebilir.
Bizlerden çok farklı düşünebilir. Bunları entelektüel düzeyde de eleştirebilirsiniz amma velakin, onları düşüncelerinden dolayı suçlayamazsınız.
Bunları da görmeye başladık.
Hiç kimse düşüncelerinden dolayı birbirini sevmek zorunda değil ama, birbirlerine saygı göstermek zorundadırlar.

Düşüncelerinden dolayı kimse suçlanamaz. Bu nedenle tutuklama gerekçesi olamaz.
Fakat basınında kendisine çeki düzen vermesi gerekmiyor mu?
Elbette.
Kim olursa olsun hiç kimse özel imtiyazlara sahip değildir. Amma velakin yasak olmasına rağmen iddianameler ortalıkta çarşaf çarşaf yayımlanıyor.

GAZETECİLİK BİR KAMUSAL HİZMETİDİR…

Sanki gazetecilik kurumu sanki adli yargının bir kolu gibi olmuş. İşte o zaman kişilerin dokunulmaz hakları ve hukuku açıkça çiğneniyor.
Gazeteci savcı değildir.
Savcıda gazeteci değildir.
İddianameyi savcı hazırlar. Mahkeme ye sunar. Hâkim davanın kabulüne karar verip uygun görürse dava süreci başlar.
Yoksa yargısız infaz dönemi başlar ki, hukukun temeline ve demokratik hukuk devletinin temel ilkelerine, bomba konulmuş olur ki bu durum kamu düzenini bozar.
Birileri bunun suç olduğunu düşünüyorduysa da, bu bir tutuklama gerekçesi olamaz.
Yargılarsınız… Sonuçta hüküm giyersiniz ve ya da suçsuzluğunuz mahkeme tarafından tespit edilir ise beraat edersiniz.
Devlet burada devreye girer..
Adalet dediğimizin devletin ana direğidir ADALET’ tir..
Masumiyet karinesi dediğimizde, suçluluğu ispat edilinceye kadar sanık durumundadır.
Ama bir kısım basın ne yapıyor? Hemen suçlu ilan edip mahkûm ediyor.
İşte böyle, böyle ağır yaralar alıyor.
Yargısız infaz dediğimiz işte bu.

BAĞIMSIZ VE YURTTAŞ GAZETECİLİĞİ YAPMAK ÇOK ZORLAŞTI.

Maalesef, iktidara yakın medya organlarında bu durumlara çokça rastlar olduk. Solculara, sosyalist muhaliflere istediğini söyle ama, memleketi hortumlayan haydutlara bir şey söylemezsin de.
Esnaf siftah yapamadım desin. Bunu haber olarak manşetlere taşınsın ve esnaf hakkında işlem yapılsın.

Görüşünü açıkladığı, ifade özgürlüğünü kullandığı için birçok yazar, düşünce insanı cezalandırıldı, cezaevine konuldu.
Tutukluluğun cezalandırmaya, hüküm kurulmadan cezalandırılmanın en önemli araçlarından biri olduğun sayısız örneğini yaşıyoruz.

İKTİDAR HER REJİMDE VARDIR..

Şimdi burada toplumsal muhalefete bir mesaj var. Hani ayağınızı denk alın, söylediğinize dikkat edin mesajı var.
Ama ben iktidarın kendi taraftarlarına da kendi yandaşlarına da bu son tutuklamalar üzerinden, yani kendi savunduğu değerler üzerinden yaptığı tutuklamalarla bir mesaj verdiğini düşünüyorum. O da şu muktedir olan biziz. Her yerde muktedir olan biziz. Herhangi birisi çıkıp bizim değerlerimize laf ederse eğer o değerleri savunmak konusunda, bizim değerlerimize laf edeni cezalandırmak konusunda muktedir bir hale geldik. Artık bunu da görün, bunun da farkına varın gibi bir mesaj iletme derdi olduğunu düşünüyorum.

SAKIN AĞZINIZI AÇMAYIN HA!

Ha ağzınızı açmayın, hiçbir şey söylemeyin, susun buna niyet dahi etmeyin, aklınızdan bile geçirmeyin ha. Daha çok yönetim karşıtlarına, muhaliflere dönük bir gözdağı olduğunu düşünüyorum.

Adama güneş yüzü dahi göstermezler!.

Bu iktidar döneminde biatın, tarafgirliğin ne kadar geçer akçe olduğunu, önünüzde hiçbir kapının kapalı kalamayacağını, hiçbir engelin sizin için söz konusu olamayacağını gördük.
Acaba öyle miydi?

Tarafgir gazetecilere de operasyon yapılıyormuş?

MESAJ ALINDI!
Bu ülkede hiç kimsenin hayatının garantisi olmadığının bir örneği olarak gördük. Hiç kimsenin aslında dokunulmaz olmayabileceğini, hiç kimsenin güvencesinin olmayabileceğini gördük.

Bu ülkede hukuk kurallarının herkes için işlemesi gerektiğini düşünüyorum. İktidar yalnızı karşıtı o etnik kökenden, bu mezhepten her ne olursa olsun herkes için özellikle masumiyet karinesi dediğimiz kuralın geçerli olması gerektiğini düşünüyorum.

Bu ülkede güçlü olanın herkese operasyon çekebilir, bunu da gördük.

GAZETECİLİK MESLEĞİ ÇOK AMA ÇOK ZORDUR.

Gerçekten doğru haber veren, halkın haber alma hakkının gereğini yerine getiren, doğru analiz ve yorumlar yapan düşüncelerini köşesinde yazdıkları makalelerle dile getiren insanlarda, bir avuç kaldı. Yazmak, cesaret gerektiren bir işe dönüşmüş durumda. Her an cezalandırılma riskiyle karşı karşıya bu işi yapan, sadece görevini yapan halkın gerçekleri öğrenmesi için, haber alma hakkının gereğini yerine getiren gazetecilerin sadece cesur olabildiklerinde bu işi yapabildiklerini biliyoruz.
Bizim de bu cesaretimiz ancak okurlarımızın, izleyicilerimizin desteğiyle sürebilir ve yükselebilir.
Çünkü bileşik kaplar gibiyiz. Bizlerde bu kirli oyunun içinde olmak istemiyoruz. Yokuz.
Bu kirli oyunun içinde olanların nasıl kirlendiklerini, yozlaştıklarının tarihsel tanıklığını yapıyoruz.
Yaaa, dün gün çalışan gazeteciler günüydü değil mi!. Herkes kutluyor. Çalışmayan gazetecilere ne olacak?
Gazeteci var, gasteci var..


Tam yerine denk geldi manzara koyduk.