Elif Mavi Avli…

Son günlerde 3 yaşındaki minik Elif’in ismini duymuş olabilirsiniz…

Annesi ile birlikte yürürken bir sürücünün çarpması sonucu hayattan koparıldı.

Henüz 3 yaşındaydı ve ölümünün 1 gün öncesinde doğum gününü kutlamıştı…

Daha Elif toprağa verilmeden ona çarpan sürücü F.A.B. evine gitti. Çünkü şahsa sadece ev hapsi verildi. Ödül verircesine…

Sürücü ifadesinde kusurlu olmadığını söyledi… Anne ve kızını görünce frene bastığını, hızının yavaş olduğunu dile getirdi.

Oysa görüntülerde durumun tam tersi olduğu gözüküyor.

Küçücük bir çocuğu hayattan koparıp kusurlu olmadığını söyleyen bir şahıs serbest kaldı bu ülkede… Akıl alır gibi değil.

Tabii durum kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Gazetelerde, haber sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında paylaşımlar yapıldı.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamera görüntüleri, trafik kazası tespit tutanağı, ölü muayene tutanağı, bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı ve şüphelinin tutuklanması gerektiği belirtildi.

İtirazı değerlendiren Asliye Ceza Mahkemesi, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle Başsavcılığın itirazını kabul etti. F.A.B. hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı.

Yakalama emri doğrultusunda gözaltına alınan F.A.B., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Sormak istiyorum: Yaşananlar kamuoyunda yankı uyandırmasaydı, insanlar tepki göstermeseydi adalet işleyecek miydi?

Ya da adalet sisteminin işlemesi için zaten acısı oldukça büyük olan insanların mücadele etmesi mi gerekiyordu?

Küçücük kızlarını, dünyada her şeyden çok sevdikleri çocuklarını toprağa veren anne ve baba bunlarla uğraşmalı mıydı?

Ya da seslerini duyuramasalardı ne olacaktı?

Geç gelen adalet, Elif’i geri getirmeyecek. Anne ve babasının acısını hiçbir karar, hiçbir tutuklama, hiçbir ceza dindirmeyecek.

Bu ülkede sesini çıkaramayan, çıkarsa da duyuramayan çok insan var.

Cinayete kurban giden, şiddete uğrayan, haksızlığa maruz kalan binlerce kişi var.

Artık bu ülkede adalet, insanların sesini yükseltmesine, sosyal medyada gündem olmasına ya da kamuoyu baskısı oluşmasına bağlı olmamalı…

(Yenigün Gazetesi'nden alıntıdır.)