Bir dönemin tarihsel tanıklarından biriyim. Hani sorsalar DSP uzmanıyım desem abartı sayılmamalıdır.

Neden böyle yazdım… Gerçi şimdi, DSP diye bir şey olmasa da biraz 1987’ li yıllara gideceğim.

Siyasetin göbek taşında Eskişehir’in kelli, felli adamlar vardı. 12 Eylül olmuş, fırsattan istifade eden bu çok bilen kelli felli adamları avuçlarını ovuşturuyordu…82 anayasası onaylanmış, kısıtlı ve kontrollü olarak sözde çok partili döneme geçilmişti.

ANAP iktidardı.

24 Ocağın kararlarının yürütücü olan ve neo-liberal politikaların mimarını halk seçmişti.

Ancak MGK generalleri tencereyi kirlettikleri gerekçesiyle liderler için siyasi yasaklar getirmişti. İşte o ortamda yapılan seçimlerde halka teması olmayan birçok aday ortaya çıkmış, hemen hepsi tombaladan milletvekili oluvermişlerdi.

Onlar bile anlayamamışlardı.

SODEP’E CİDDİ İTİRAZLARI

6 Haziran 1983'te SODEP' in kurucu genel başkanı olarak siyasete girdi.

Ecevit ise, mahpuslarda esir edilmişi. Siyasi rehindi. Bu şartlarda siyasi parti kurulamayacağını ve sonuç alınamayacağını söylüyordu.

SHP MGK’ nin kurucularını sürekli vetoları nedeniyle 1984 seçimlerine katılması engellendi. Erdal İnönü’nü veto edilince yerine CEZMİ KARTAY genel başkan olarak getirildi.

Kuruluş dönemlerinde şehrin politikasının onlardan sorulduğu dönemlerde, jön politikacı kisveleri DSP genel merkezini ziyaret ederler.

DSP ANADOLUDA YENİ YENİ ÖRGÜTLENİYOR

Ecevit arayış içindedir. CHP genel başkanı olması için ziyaretine gelen arkadaşlarının bütün tekliflerini kibarca ret eder..

Yeni bir parti olmalı. Tıpkı İskandinav tipi bir sol parti olmalıydı. Milli olmalıydı. Demokratik olmalıydı..

İçinde müteşebbisi, işçisi, köylüsü, üreticileri de kapsayan geniş çapta bir siyasal yapı olmalıydı..

Üretken bir ekonomik yapı kurulmalıydı. Özel sektörün önünden yatırım engelleri kaldırılmalıydı.

Herkes ürettiklerinden hakça pay almalıydı. Bu düşüncelerle yola çıkmıştı. Her türlü ağalığa karşıydı. Feodal düzen tasfiye edilmeli, güney doğu projesi ile bölge kalkındırılacaktı.

Böyle düştü yollara. AK güvercinleri uçurmaya başlamıştı. Heybesi doluydu. Kıbrıs fatihiydi. İncirlikteki Amerikan üslerini kapatmıştı. Ege’de kıta sahanlığı konusunda rest çekmişti.

Haşhaş ekim yasağını kaldırmış, antiemperyalist bir duruş sergilemişti.

Ne ezen, ne ezilen insanca hakça bir düzen demişti.

CHP’NİN İÇ ÇIKAR ÇATIŞMALATINDAN BIKMIŞTI

Efendim çantalarında, ilçe yönetimlerinin isim listeleri bile hazırdır. Her DSP genel merkezine giden kurucu il başkanı olmak isterler.

Rahşan Ecevit onları dinler, sonra onlara kapıyı gösterir. Gidenlerin hiç birine “yetki belgesi” veremez. Gidenlerin birçoğu havasını alarak Eskişehir’e dönerler.

Rahşan Hanım politikaya hiç bulaşmamış, yeni yüzlerin gelmesini ister.

Eskişehir’ de pür dikkat.

Ecevitçi olanlar var. Partiyi bilenler var. Birçoğunun ismi de kulağıma geliyor. O zamanlar bizlerde DSP’nin kurucularıydık diye palavra atanları da çok gördük. Tabii bunların kim olduğunu biz biliriz!.

Çünkü Ecevitler kurdukları DSP‘de hiçbir şekilde politikada yer almış olan isimleri istemediği gibi, CHP’nin içinde klik başı olanları hiç birini de istemiyordu.

Hatta o isimler, Rahşan hanımın kırmızı kaplı defterinde yer almış üzerleri de, kırmızı mürekkepli kalem ile çarpı işareti konulmuştu. Bu isimler ağızlarından kuş tutsa DSP’nin kapısından giremeyeceklerdi.

HER ŞEY SIFIRDAN BAŞLIYORDU

Her şeyi sıfırdan başlamak istiyordu. Bunu da arayış dergisinde yazdığı makalelerinde ısrarla belirtiyordu. DSP yayınların da bunu kaleme almıştı.

Eskişehir’den de Ankara’ya evrak çantalarıyla gidenler vardı. Siyah çantanın içinde il ve ilçe başkanları ile yönetim listeleri bile hazırdı.

Onlar Rahşan Ecevit’e büyük umutlarla gitmişlerdi. Kendilerine olan güvenleri nedenleri ile atanacaklarına o kadar inanmışlardı.

Öyle ya. Bütün ilçelerde yönetimler, başkanlar hazırdı. Öylesine güveniyorlardı kendilerine.

Rahşan Hanım o listeleri aldı, kontrolden geçirdi ve onların hiç biri atanmamıştı. Rahşan Hanım onları maalesef uygun görmemişti.

DEDE’YE ÖZEL TEKLİF GELİYOR YIL KASIM 1986

Bir gün, Bülent DEDE’ ye bir teklif gelir. O da şaşırır. Politikayla çok yakın ilgisi de yoktur. Sadece, CHP döneminde Aile olarak Ecevit’ çi oluğu bilinir o kadar. DEDE, siyasetle pek ilgisi olmasa da ikna edilir ve il başkanlığı görevini üstlenir. Kime gitsin. Ondan yeni yüzler, yeni isimler istenir. Yani kırmızı defterde yazılı olmayan genç isimler olacak. Onların içinde saatçi Nuri Yürüten’ de vardır.

Neyse yer tutulur. Bu yerin tutulmasında İş bankası merkez müdürlüğü olan Mesut Zeybek yardımcı olur. Göksu işi hanında küçücük bir oda. Partinin hiçbir şey si yok. Sadece doktorlar caddesine bakan bir küçücük pencere.

Zar, zor telefon tahsisinden öncelikli olarak alınır. Bir küçük masa ve bir telefon. Birde mavi güvercinli bayrak. Oda da, Atatürk resmi. Ecevitlerin birlikte olan çerçevelenmiş resimleri. Birkaç, cep kitapçığı ve partinin tüzüğü ile parti programı.

Aradan yıllar geçer. Parti biraz serpilir. Karaoğlan tekrara sahneye çıkartılır. Özal onun biraz önünü açar. Arka kapıdan fonlanır. Hazine yardımı alınmasını sağlar.

İLK PATLAMAYI 1991 DE YAPAR

Ecevit’ in toplumda karşılığı vardır. İşçiler onu unutmamıştır. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri cuntasına karşı verdiği mücadele hep hatırlanır. Maden işçileri onun döneminde önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Çünkü işçiler, onun çalışma bakanlığı yaptığı dönemde çıkartılan iş yasaları, sendika yasaları, basın emekçileri için çıkartılan yasalarda emeği ve imzası vardı.

PARTİCİLİK MALİYETLİDİR. PARTİ YOKLUKLAR İÇİNDEDİR

Ecevit’li DSP ilk patlamayı 1991’ de yapar. Girdiği seçimlerde % 10,75 oy oranı ile sadece 7 milletvekili çıkartabilmiştir

Neyse, Fazıl Gençoğlu il başkanı olmak için çaba göstermektedir ve meraklıdır da. Eşraftandır. Taşbaşı esnafıdır, atama ile il başkanlığına getirilir. DSP il binası istiklal mahallesindeki kendi iş yeri olan 2. Kata taşınır.

Kitapçı Suat Ünel merkez ilçe başkanlığına atanır.

Fakat Gençoğlu ne yapsın. Varlıklı ama cebinde akrep var. Partiyi büyütemiyor… Çünkü particilik gerçekten fedakârlık ister. Ve bir gün görevden alınıverir bir faksla..

Bülent Dede tekrar il başkanlığına getirilir.

Bir ara parti o hale getirildi ki, dibe vurdu.

Partici cambazlar porsuk simonları tarafından koordine edilen İşgalciler geldi ve DSP tramplen parti koridoru yapıldı. Partinin öz evlatları kapı dışarı edilirken, Ecevitler 2002 seçimlerinde çakıldı ve tarihin tozlu sayfalarında yer aldı.

Karaoğlan efsanesi sadece antik politik tarihin sayfalarında yer aldı.

Günün sözü;

"Allah hiç kimseyi, özgüvenli cahillerle, görgüsüz zenginlerle, şımartılmış aptallarla, çocuk kafalı yetişkinlerle muhatap etmesin”

İlber Ortaylı..

(Yenigün Gazetesi'nden alıntıdır.)