Bir kaza düşünün, ardında yalnızca kayıplar değil, cevaplanması gereken onlarca soru da bırakıyor.

Girne açıklarında yaşanan feribot kazasında 8 kişiyi kaybettik. Söylemesi ne kadar kolay değil mi? 8 kişi… Oysa her birinin geride bıraktığı bir hayatı, ailesi ve sevenleri var.

Kaza nasıl oldu, gemi yeterince güvenli değil miydi, denetimler düzgün yapılmamış mıydı... Cevaplar henüz netleşmedi ama hepimizin aklındaki soru aynı: Bu bir kaza mıydı, yoksa ihmalin ve "bir şey olmaz" vurdumduymazlığının sonucu mu?


İşin daha da acı verici tarafı, felaketin hemen ardından yaşandı. Deniz ulaşımı aksayınca Kıbrıs uçak biletleri fahiş fiyatlara fırladı. İnsanlar tatil peşinde değil; evine dönme, çaresizce yakınına ulaşma derdinde. Depremde, yangında ya da her kriz anında aynı manzarayla karşılaşmaktan yorulmadık mı? Ne ara başkasının çaresizliğini kazanç kapısı yapmayı bu kadar kanıksadık?


Güvenlik önlemlerinden tasarruf edilmeyeceğini anlamak da, insanların zor anını fırsatçılığa çevirmemek de insani bir sorumluluk.


Bir canın fiyatı olmaz. Olmamalı.

Can güvenliğini hiçe saymanın da insanların çaresizliğinden kazanç sağlamanın da bir bedeli var. Ve ne yazık ki o bedeli çoğu zaman, hiçbir suçu olmayan insanlar ödüyor.