Yeni Parti…
Adı üzerinde yeni.
Yeni insanlar, yeni hedefler, yeni yöntemler, yeni yüzler ve en önemlisi yeni bir siyaset anlayışı iddiası taşıyor. Yeni bir parti kurmak, elbet tabelayı değiştirmekle olmuyor. Bu noktada Özgür Özel ve Yeni Parti çok kararlı, bu kez mesele siyasete bakışı değiştirebilmek.
Çünkü Türkiye siyasetinde yıllardır aynı hastalıkları görüyoruz. Partiler değişiyor, isimler değişiyor, sloganlar değişiyor ama siyaset yapma biçimi çoğu zaman aynı kalıyor.
Küçük hesaplar…
Kişisel ikballer…
Dar kadroculuk…
‘’Ben olmazsam olmaz’’ anlayışı…
Eleştiriyi düşmanlık olarak görmek…
Seçmeni yalnızca seçim döneminde hatırlamak…
Ve en önemlisi, toplumun değişen beklentilerine rağmen eski alışkanlıklardan vazgeçmemek.
İşte Yeni Parti bunların hiçbirini tekrar etmemeli. Çünkü Yeni Parti’ye umut bağlayan insanların önemli bir kısmı, sadece yeni bir siyasi tabela aramıyor. Yeni bir anlayış arıyor.
Daha samimi, daha demokrat, daha katılımcı, daha mütevazı ve daha toplumcu bir siyaset istiyor.
Bu nedenle bence Yeni Parti’nin önündeki en büyük sınav, kuruluşunu gerçekleştirmek değil; kendisini eski siyasetin alışkanlıklarından koruyabilmek.
Yeni Parti’ye farklı siyasi geleneklerden insanlar katılıyor. Farklı dünya görüşlerine sahip insanlar aynı çatı altında buluşuyor. Türkiye’nin tam olarak ihtiyacı da bu aslında. Farklı düşüncelerin bir arada konuşabildiği, birbirini dinleyebildiği ve ortak hedeflerde buluşabildiği bir siyaset.
Fakat bunun gerçekleşebilmesi için bir şart var:
Hiç kimse geçmişteki siyasi alışkanlıklarını Yeni Parti’ye taşıyarak yeni bir gelecek kurmaya çalışmamalı. Geçmişte yaşananlardan ders çıkarılmalı fakat geçmişin yöntemleri tekrar edilmemeli.
Yeni Parti, eski partilerin devamı gibi davranırsa yeni olma iddiasını kaybeder. Bunun için en başından bazı kırmızı çizgiler belirlenmeli.
Parti yönetimleri birkaç kişinin karar verdiği, geri kalanının sadece onayladığı bir yapı olarak inşa edilmemeli.
Farklı fikirler tehdit olarak görülmemeli.
Eleştiriler dikkate alınmalı, eleştirenler dışlanmamalı.
Seçmen ‘’nasıl olsa bize oy verir’’ olarak görülmemeli.
Ve sadece geçmişte bir makam sahibi olmuş olmak, bugün yeni bir makamın doğal hakkı anlamına gelmemeli.
Yeni parti kuruyorsak, eski koltukların yeni sahiplerini belirlemek için değil, yeni bir siyaset kültürü oluşturmak için ve topluma umut olmak için yola çıkmalıyız.
Yeni Parti’nin en büyük sermayesi milletvekili sayısı, belediye başkanı sayısı ya da örgüt sayısı değil.
Toplumda oluşturacağı umut. Bu umut kaybedilirse geriye sadece tabelası kalır…