Günümüzde toplumsal problemlerin başında 'kadına şiddet' gelmektedir.
Şiddet her ülkenin sorunudur,
Şiddeti hukuk dilinde tanımlarsak;
'Çocuk, eş, eski eş, yakın akrabalar gibi aile bireyleri arasında gerçekleşen; bireyin, fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal veya özel alanda meydana gelen, fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış, kadına ve aile bireylerine yönelik şiddet olarak kabul edilmektedir.'
Bu konuda yapılmış çok sayıda akademik araştırma var. Dikkate değer bir çalışma Polis Akademisi Başkanlığı tarafından yayınlanmış. Çalışma Şubat 2019'da yapılmış. 2016, 2017 ve 2018 yıllarında ülke genelinde işlenen kadın cinayetlerini yakından inceliyor.(Dr. Coşkun Taştan ve Arş. Gör. Aslıhan Küçüker Yıldız)
Türkiye'de işlenen kadın cinayeti sayısı (Polis ve jandarma bölgesi birlikte): 932 (2016: 301, 2017: 350, 2018: 281)
–Cinayetlerin Türkiye ortalaması (1 milyon kişi başına): 3,8
–Suç aletleri:
Ateşli silah: %52,8
Kesici-delici alet: %31,9
Boğma: %7
-Cinayetlerde kullanılan ateşli silahların yüzde 83,9'u ruhsatsız, yüzde 16,1'i ruhsatlı.
–Ölen kadınların yaş aralığı:
%25,7'si 26-35 yaş arası,
%20,2'si 36-45 yaş arası,
%19,2'si 19-25 yaş arası,
%12,4'ü 46-55 yaş arasında.
%7,1'i 66 yaş ve üstü,
-Cinayetlerde evli kadınların oranı %58,5. Bekar kadınların oranı %16,3. Boşanmış kadınların oranı %16,1.
Kadına Şiddet neden önlenemiyor?
Bu soruya hem vatandaş açısından hem de devlet ve çalışanları açısından bakmalıyız.
- Vatandaşın kadına şiddete bakışı;
Toplumuzda, hem şiddetin tanımı hem de şiddete bakış konusunda 'fikir birliği' bulunmamaktadır.
Toplumumuzun büyük bir kısmı sadece yüksek şiddete ve ölüm olaylarına karşı duyarlıdır.
Bu yönüyle vatandaşın kararlılığının esnek olmasıyla, farklı doğrularıyla olaylar önlenememektedir.
Toplumumuzun bir bölümünde, aile içindeki 'büyükler', küçüklerin, çocukların zaman zaman kadınların sahibi olarak görülebilmektedir.
Bu da hem kararlarda hem eylemlerde istenmeyen sonuçları doğurmaktadır.
- Adaletin, kamu kurumlarının kadına şiddete bakışı;
'mahrem' anlayışının toplumdaki yeri bakımından kişi hak ve özgürlüklerin toplumda istenilen düzeyde olmamasının nedenlerinin başında gelmektedir.
Devlet görevlilerinin de toplumun parçaları olduğu düşünülürse, adalet mekanizmasının koruyucu ve uygulayıcıları tartışılabilir kararlar verebilmektedir.
Çözüm nedir?
1. Vatandaşların her biri 'şiddet' ve uygulamalar konusunda devlet ve STK tarafından bilinçlendirilmeli eğitimden geçirilmelidir.
2. Mevzuat açık ve net hale getirilmeli, uygulamalarda tolerans ve farklılıklar sonlandırılmalıdır.
3. Ahlak, töre, örf, adet, geleneklerin 'olumsuz etkilerine' son verilmelidir. Sana göre doğru, bana göre doğru anlayışı bitirilmelidir.
Sevgiyle kalın