Bugün 1 Ocak 2026. Yeni yılın ilk günü. Duvarda asılan takvimin ilk yaprağı. Hoş geldin 2026…
Bir yılı daha geride bıraktık. Kimisine göre bir türlü geçmek bilmeyen, kimisine göre ise ne de çabuk geçti diyebileceğimiz bir yıl. Zaman su misali akıp gidiyor. Kim bilir bundan tam da bir yıl önce yeni bir yıla girmenin sevincini yaşarken şimdi başka bir yıla girmenin mutluluğu içindeyiz. Zaman işte belki beş- on yıl sonra da aynı şeyleri yineleyeceğiz…
Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anladığımız günlerden biri de yılbaşı günü. Bugün şöyle bir dönüp, 2025 yılının değerlendirmesini yaptığımda, ailemle ve sevdiklerimle birlikte ortak olduğum mutluluğu, kahkahayı, başarıyı görüyorum. Birbirinden kıymetli, keyifli anıların yanında üzüldüğüm zamanlar da oldu. Ama sonrasında bir bulutun arkasından sızan küçük bir güneş ışığının büyümesi gibi içimdeki umut da büyüdü, kocaman oldu…
Yeni yılın bize ne getireceğini pek bilmiyoruz. Birçok temennimiz var. Mesela huzur isteyebiliriz ya da sağlık. Belki daha çok para isteyenimiz de olacaktır. Ben yeni yılın ne getireceğini temenni etmekten ziyade geride bıraktığımız yılın muhasebesini yapmayı daha çok yeğliyorum. Çünkü yeni yıl demek yeni bir sayfa, temiz bir başlangıç demek. Bunun içinde geçmişteki hatalarımızı iyi görüp analiz etmek gerekiyor…
* * *
Acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle, hüznüyle, mutluluğuyla koskoca bir yılı daha geride bıraktık. Bir yıl daha gitti yaşamımızdan diyebileceğimiz gibi, ömür denen olguya yeni bir yıl daha eklendi de diyebiliriz. Geride kalan sadece bir yıl değil elbet. Eğrisi doğrusuyla bir yaşanmışlığı da bıraktık arkamızda. Bazıları mutlu anılarımız olarak hafızalarımızda kalacak ömür boyu, bazılarını ise unutmak isteyip bir daha yaşanmamasını dileyeceğiz belki de…
Yeni yılın yeni umutları da beraberinde getirmesini yürekten istiyorum. Buna ihtiyacımız var çünkü. Umut fakirin ekmeği demiş atalarımız, bu yüzden de umutların yaşatılması önemlidir. Yeni umutlara yelken açmalıyız. Geçmişten ders çıkarmalıyız elbette. Ancak yaşamımızda ve iş hayatımızda yenilikleri isterken geçmişe de takılıp kalmamalıyız. Hırslarımızdan, egolarımızdan sıyrılmalı, özeleştiri yapabilmeliyiz... Herkes şapkasını önüne koyacak cesareti ve gücü göstermeli. Çünkü bunu biz yapmazsak hayat bir şekilde zaten yapacaktır…
* * *
Yeni bir yıl benim için ne para, ne şan ne de şöhret getirsin...
Sağlık, sağlık, ille de sağlık...
İnsanlar maalesef yaşamın en önemli şeyini çok kez fark ediyorlar... Ve bazıları içinde çok geç oluyor...
Şükrediyorum, başka şeyler istemekten ziyade elimdekilerin kıymetini anlamak için çaba sarf ediyorum. Kıymetini de anlayınca her şeyden çok mutlu oluyorum. Yine de illa bir temennide bulunmak gerekirse yeni yıl hepimize huzur mutluluk, sağlık, sıhhat getirsin demek geliyor içimden. Bir de dünya da savaşların olmadığı, kadınların, çocukların ölmediği, insanların zulüm görmediği bir yıl olsun istiyorum...
* * *
2025 yılı hepimiz için ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek durumunda kaldığımız zor bir yıl oldu. Gıda, konut fiyatları ve kiralarındaki artıştan dolayı ortaya çıkan barınma sorunu, artan enerji giderleri derken, hayat pahalılığının zirve yaptığı bir sürecin içindeyiz. Ancak 2025 bize aynı zamanda ne kadar dirayetli, bir araya gelip zorluklar karşısında birlik olabilen bir toplum olduğumuzu da yeniden hatırlattı ve yarınlara dair umut aşıladı…
* * *
İçinde acı tatlı anlar yaşadığımız, yeni sevinçlerle beraber üzücü kayıpların da olduğu, büyük hedefler için mücadele ettiğimiz, kayıp ve kazançlarıyla birlikte bir yılı daha geride bıraktık…
Tarihe baktığımızda millet olarak yaşanılan her zor süreçten deneyim sahibi olarak ve daha güçlü çıktığımızı görürüz...
İşgal yıllarında özgürlük de dahil her şeyi elinden alınmış milletimiz nasıl ki Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasında tekvücut olup aydınlık yolunu benimsemiş, yepyeni bir devleti tüm kurum ve kurallarıyla sıfırdan kurmuş ve yaşatmışsa bizler de aynı yolu takip ederek kardeşçe yaşamaktan mutlu olan, adaletli, geleceğe güvenle bakmak için hep birlikte el ele vermeliyiz…
Ülkemizi dünya da gıpta ile bakılan Türkiye haline getirmek için cepheleşerek birbirimize düşman gözüyle bakmak yerine karşılıklı anlayışın, hoşgörünün, sevginin, saygının hâkim olduğu ülke olmasını diliyorum...
* * *
Sonuçta sağlıklı düşüne her insan gibi 2026 yılının barışın hakim olduğu çağdaş ve aydınlık yarınlar adına; hepimizin yüreğinde yeni umutları, sevinçleri, mutlulukları yeşertmesini, her gelen yılın bir öncekinden daha sağlıklı, daha huzurlu, daha mutlu, daha bereketli, daha kazançlı olmasını diliyorum...
Bir kez daha ve her zaman diliyorum ki 2026 bu açıdan dolu bir yıl olur…
Dünyada iyilik kazandığı gün her şey düzelecek. Unutmayalım; dünya iyi insanların yüzü suyu hürmetine ayakta kalıyor.
Tüm iyi yürekli insanlara teşekkür ediyorum…
2026 iyiliklerin ve güzelliklerin yılı olsun…
* * *
ATATÜRK VE VALI
Mustafa Kemal, bir gezisinde öyle bir kişi görür ki, dayanamayıp yanında ki valinin kulağına eğilerek sorar:
”Kimdir bu?”
”Efendim, kendisi Şıh’tır. Yörede çok hatırı vardır…”
Bunun üzerine Atatürk Şıh’ı yanına çağırır…
”Bak baba, imanı ölçüsü sakalın boyunda, uzunluğunda değildir. Rica etsem de, en azından Peygamber efendimizin olduğu gibi kısaltsan…”
Bunları söylerken de eliyle boyun hizasını gösterir.
Şıh, ”Emrin olur Paşam” der.
Aradan zaman geçer. Atatürk Amasya’daki Şıh’ı hatırlar ve valiyi arayıp Şıh’ı sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şıh’ın sakalının boyunda en küçük bir azalma olmadığını, aksine kimselere el bile sürdürmediğini söyler.
Konuşmadan sonra Atatürk kağıdı kalemi eline alır ve yazdığının Amasya valisine tebliğ edilmesini ister.
Ertesi gün Amasya’dan bir haber gelir ki Şıh Atatürk’ü görmek üzere yola çıkmış. Çok geçmeden de gelir.
Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış.
Kılık, kıyafet baştan sona değişmiş.
Bambaşka bir görünüme bürünmüş Şıh. Atatürk’ün arkadaşlarından biri kulağına eğilerek:
”Aman Paşam bu adam sakalına el dahi sürdürmezdi, ne ettiniz de kökünden kestirmesini sağladınız?”
”Kendisini Afyon Valisi tayin ettim… “
Bu görüşmenin ardından da, yeni bir yazı hazırlayıp Şıh’a verilmesini ister.
Yazı şöyle:
”İNANÇ ÖLÇÜSÜNÜN SAKALDA OLMADIĞINA ANLADIĞINA SEVİNDİM.
VALİLİK MESELESİNE GELİNCE, BUGÜN KOLTUK UĞRUNA KIRK YILLIK SAKALINDAN VAZGEÇEBİLEN, YARIN BAŞKA ŞEYLER İÇİN MİLLETİNDEN DE VAZGEÇEBİLİR. AZLETTİM.”
(alıntı)