Siyasette bazen kürsü kadar kürsünün kurulduğu şehir de konuşur.
Liderler yalnızca sözleriyle değil, seçtikleri mekânlarla da mesaj verir.
Bu nedenle CHP'nin grup toplantısını ilk kez Ankara dışında, Eskişehir'de yapmasını yalnızca NATO Zirvesi'nin doğurduğu bir zorunluluk olarak okumak eksik kalır. Teknik gerekçe bir yana, siyasette hiçbir güçlü fotoğraf yalnızca teknik ayrıntılarla açıklanamaz.

Çünkü şehirlerin de bir hafızası vardır.
Eskişehir, Türkiye'nin sıradan kentlerinden biri değildir.
Kurtuluş Savaşı'nın en kritik direniş coğrafyalarından birinin merkezinde yer almış; Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte eğitimin, sanayileşmenin, demiryollarının, üniversitelerin ve çağdaş kentleşmenin simgelerinden biri hâline gelmiştir. Son otuz yılda ise sosyal demokrat belediyeciliğin en görünür laboratuvarlarından biri olarak anılmıştır.
İşte tam da bu nedenle, Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi'nde yapılan grup toplantısı, yalnızca haftalık Meclis programının başka bir şehirde icra edilmesi değildi.
Salonun dolup taşması, çok sayıda vatandaşın dışarıda kalması ve ulusal basının yoğun ilgisi, daha konuşma başlamadan Eskişehir'in o gün yalnızca ev sahibi olmadığını gösteriyordu.
Özgür Özel de konuşmasının ilk bölümünü tesadüfe bırakmadı.
Eskişehir'i "gençliğin, özgürlüğün ve Cumhuriyet'in şehri" olarak tanımladı.
Yılmaz Büyükerşen'i yalnızca eski bir belediye başkanı olarak değil, "bozkırın ortasında bir cennet yaratan" bir siyaset ustası olarak anlattı.
Ayşe Ünlüce'den Kazım Kurt'a, Ahmet Ataç'tan CHP örgütüne kadar uzanan teşekkür zinciri, aslında Eskişehir'de inşa edilen yerel yönetim anlayışına verilen siyasi değerin de ifadesiydi.
Ancak konuşmanın asıl ağırlık merkezi başka bir yerdeydi.
"Butlan kararından beri sabırla bekliyoruz."
"Partimizi geri almak için sonuna kadar hukuki, siyasi ve fiziki mücadele vereceğiz."
"İşgal bitmezse kimse enseyi karartmasın."
Bu cümleler, CHP'nin yalnızca güncel tartışmalarına değil, önümüzdeki dönemin siyasi hattına ilişkin güçlü mesajlar içeriyordu.
Ardından gelen "Bu yürüyüş bir liderin değil, milletin yürüyüşüdür." vurgusu ise konuşmayı parti sınırlarının ötesine taşıma çabasını yansıtıyordu.
Konuşmanın ekonomi bölümünde enflasyon, emekliler, gelir adaletsizliği ve geçim sıkıntısı öne çıktı.
TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE…
Dış politikada ise Avrupa Birliği hedefi korunurken, Rusya, Çin, Türk dünyası ve komşularla dengeli ilişkiler savunuldu; "tam bağımsız Türkiye" söylemi yeniden vurgulandı.
Bütün bunlar bir araya getirildiğinde Eskişehir'deki toplantı yalnızca bir grup toplantısı olarak değerlendirilemez.
Burada CHP'nin önümüzdeki dönemde kullanacağı siyasi dilin ana başlıkları da ortaya konuldu.
Belki grup toplantısının Eskişehir'de yapılmasının ilk nedeni NATO Zirvesi'ydi.
Ancak siyaset, çoğu zaman zorunlulukları sembole dönüştürme sanatıdır.
Eskişehir'in tarihsel hafızası, Cumhuriyet birikimi, sosyal demokrat belediyecilik deneyimi ve Anadolu'nun ortasında taşıdığı anlam düşünüldüğünde, bu toplantının yalnızca coğrafi bir yer değişikliği olarak okunması mümkün değildir.
Tarih bazen büyük kararlarla yazılır.
Bazen de seçilen şehirlerle.
Ve o gün, Eskişehir yalnızca bir toplantıya ev sahipliği yapmadı.
Türkiye siyasetinin yeni dönemine ilişkin önemli mesajların verildiği bir kürsüye dönüştü.
+++++
Bozkır sananlar yanıldı bu şehre,
Her taşı tanıktır yarına, sehere.
Söz bugün söylenir, hükmünü tarih yazar;
Meydanlar kalır yalnız, gidenler birer gölge...
(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR)