Kemal Kılıççdaroğlu 'adayımız Muharrem İnce'dir dedi...
İnce, Parti Rozetini çıkarttı, Türk Bayrağı rozetini takarak ben dedi, 81 milyonun 'Cumhurbaşkanı' olacağım...
Hiç ideolojik kokan yaklaşımlarda bulunmadı. Yurt gezilerine başladı, İlçelerine kadar gitti, yağmur altında konuştu. Vatandaşa dokundu.
İlgi çok büyüktü.
Arkasında devlet gücü yoktu. Aslına bakarsanız parti gücü de yoktu...
Parası da yoktu...
Ecevit'in köylü kasketini taktı kafasına...
ECEVİT Karaoğlan'dı, İNCE'DE bizim oğlan...
Bu düzeni değiştirmek için milletle birlikte tıpkı 'Anadolu erenleri' gibi düştü yollara...
Ben dedi; köylü çocuğuyum, okudum, Necati Bey Eğitim Öğretmen Enstitüsünü bitirdim Fizik Öğretmeni oldum...
Fiziği, mekaniği, sinematiği, statiği, dinamiği, termo dinamiği, sürtünme katsayılarını ,matematiği iyi bilirim!..
Nükleer enerjiyi, uranyumu, izotopları da iyi bilirim...
Lisans diplomam var...
İşte burada diplomam. Görüyorsunuz, Transkripti ile birlikte...
Ben, binlerce çocuğun yurt dışında iyi eğitim almasını istiyorum.
Eğitimde reform yapacağım diyor.
Tek adam rejimine son vereceğim... 2 Yıl içinde yeni bir anayasa ile demokratik parlamenter sisteme geçeceğiz.
Millet ittifakı ile büyük uzlaşma ile...

CHP ANALİZİ

Yengeçler 'kovadan çıkmaya' uğraşır, ama bir türlü de çıkamazlarmış.
Zira hangisi çıkacak gibi olsa, öteki yengeçler onu hemen 'aşağı çekerlermiş.'
'yengeç hikayesi' konumuza ne kadar da denk düşüyor!

Düne kadar CHP' de durum böyleydi, parti içi çekişmeler parti içi iktidar olma hevesi, partiyi iktidara taşımaya yetmiyordu... Oligarlar partiyi ele geçirmişti. Heyecan yoktu...
Son kurultayda yıpranmış, aktif olmayan, değişime ayak uyduramayan, pasif unsurların Kılıçdaroğlu tarafından 'devre dışı bırakmasının' temel nedeni buydu.
.
Karşısındaki AKP sağın merkezdeki-muhafazakar partisiydi.
Siyasal çekişme buydu.
Tahterevallide millet ağılıktaydı.
AKP % 50 oyu aldı.
CHP % 26 da takıldı.
Islık öttürmelerine rağmen başarıyı yakalayamamışlardı...
Ne yaparsa yapsın, % 26 oy tuzağından bir türlü kurtaramıyordu kendisini...
Bunu sık sık İnce dile getiriyordu...


ŞİMDİ TABLO DEĞİŞİYOR...
Şimdi yeni sitemle birlikte Muharrem İnce'nin ortaya çıkışıyla birlikte 'değerler dizisi' değişti.
Çünkü değişkenler değişti.
Muharrem İnce CHP için bir yeni bir ses, yeni bir nefes oldu.
CHP kendi içinde de Stratejik değişiklik yaptı.
Kuvvetler ayrılığını eksikliklere rağmen uyguluyor.
Cumhurbaşkanı adayı 'genel başkan' değil.
Kuvvetler ayrışmış durumda...

CHP YENİDEN BİÇİMLENDİRİLİYOR...

Düne kadar, Parti tabanı değişen siyaseti doğru okuyamıyordu.
Şimdi öyle değil...
Parlamento ayağını Parti Genel merkezi belirliyor.

Bunu Eskişehir'de,'Yılmaz Büyükerşen' başarmıştı..
Bütün kesimleri kucaklamıştı...
En somut örneğini Meclis üyeleri liste oluşumunda bunu çok net görebilirsiniz...
Onun için Büyükerşen, üstüste dört dönemdir seçimleri AKP iktidarının bütün gayretlerine rağmen kazanıyor...
AK Parti bunu doğru okuyamadığı için Eskişehir'de sürekli seçim kaybediyor.

Şimdi CHP, İNCE ile birlikte 'zamanın ruhuna' uygun güncel gündemi yakalıyor...
Doğru tespitler yapıyor.
Türkiye'nin temel meselesi sağ ve ya sol meselesi değil, Cumhuriyetin, demokrasinin, hukuk devletinin ve adaletin kucaklanması meselesi.
Ortak değer 'Vatanın bölünmez bütünlüğü ve Milli bir duruş'..
Bu hepimizin meselesi değil mi?
Teferruatlarda boğulmayalım...

MİLLETLE KUCAKLAŞALIM...

İşte Muharrem İNCE bunu sağladı ve Millet ittifakını kucaklamaya başladı.
Bunu mitinglerdeki heyecandan görüyoruz...
Kısacası, Muhafazakar-Milli bir sosyal demokrat profilini çiziyor..
Onun için,'mütedeyyin' kesimin ilgisini çekiyor. Mitinglerinde bunları görüyoruz...
Demek yeni bir doğru sese ihtiyaç varmış
Ben yalan söylemeyeceğim, doğruları söyleyeceğim diyor...
Benim hiçbir kesimle sorunum yok diyor...
Mal beyanını açıklıyor.
Bu sözlerden rahatsız olanlar elbette olacaktır.
Kimlerdir bunlar?
Milleti sürekli kandıranlar, doğruları söylemeyenler, elbette bu söylemlerden rahatsız olacaktır.

Dünkü CHP 'de; Parti ile halk arasında bir 'kopukluk' vardı. Halk ile doğru İletişim kurulamıyordu.
Genel merkezle parti tabanı arasında da bir kopukluk vardı. Kılıçdaroğlu başarısız olanı devre dışı bıraktı.
Şimdiye kadar Kılıçdaroğlu bütün iyi niyetine rağmen bu kopukluğu gideremedi.
Partinin, 'sinerjisini' doğru değerlendiremedi.
Çünkü örgütler, 'eskinin' mirasıydı.
Şimdi, Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İNCE millet buluşmaları ile partiye yeniden bir heyecan getirdi, UMUT oldu.
Parti içi meseleler çoktan askıya alındı...
Sen ben kavgasının ötesinde bir şey. Mesele vatandaşın meselesi. İşte CHP'liler bunu kavramaya başladı. Aynı benzer söylemlerle iktidar olunamayacağını yaşayarak öğrenecekler...
Tıpkı Ecevit'in 1977 deki çıkışları gibi. İnsanca hakça bir düzen. Muharrem İnce 'Ezilenlerin, sömürülenlerin sesi olmaya başladı'...
Söylemleri ile, 'farkındalık' yarattı...
UMUT'lar yeşermeye başladı. CHP üzerindeki yükleri atmaya başladı.
CHP'nin toplum üzerindeki olumsuz algısını yıkmaya başladı. İktidar yanlısı kalemşorları bile ters köşe yaptı...
Algı yöntemini geliştirdi...
Seçenek var artık...
Umutların seçeneği, millet ittifakı...
BALBAY ÖRNEĞİ...
Hapishanede olduğu için Milletvekilliği 'lütuf' olarak tepside ikram edilmişti. Balbay politik kulislerden gelen bir isim değildi. Politik örgütsel deneyimi yoktu.
Mustafa Balbay seçildiğinde yemin etmeyeceğim demişti.
Belki, 'Yemin etmemek...' o günlerde biraz hoşgörü ile karşılanabilirdi. Bu 'makuldü.' Ama uzattıkça uzattı, uzatılmamalıydı.
CHP' de ona uydu,'uzattı... Tadını kaçırdı.'
O günlerde bu stratejiye' doğru' diyenler de, yanlış diyenlerde vardı....
Ama!.. 'Yanlıştı... Halkta karşılığı yoktu.'
Sonra yemin ettiler...
Şimdi yazdıklarımız daha iyi anlaşır herhalde... Kör gözüm misali 'ideolojik' gözle değil siyasi sosyolojisinin zamanın ruhuna uygun yapılırsa anlamlı olur.
Zamanın ruhu siyasette çok önemlidir... Bunu onun için hatırlattım...
HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER MESELESİ...
12 Eylül Anayasası EVREN Cuntasının ürünü. 'Emeği gözetmeyen... Örgütlenmeye, sendikaya soğuk bakan' bir Anayasa.
Bu güne kadar özgürlükler ve örgütlenme konusunda önemli adımlar atılmış değil...
Sözler verildi ama hiç biri yerine getirilmedi.
Şimdi Türkiye'nin gündeminde 'yeni Anayasa' var. 'Sermaye ile emeğin dengeli şekilde kendisini içinde bulacağı' yeni bir Anayasa sözünü İnce veriyor.
Mutabakatla...

CHP BUGÜNE KADAR NEDEN OY ALAMADI?

Kafamızı kurcalayan bir 'konu-soru' var... CHP esnaftan, sanatkardan, kırsal kesimden, gecekondudan 'neden beklediği oyu' alamıyor? Diyorduk? Eleştiriyorduk...
Şimdi bu kesimlerde bıçak kemiğe dayandı. Ekonomide ağır bunalım yaşanıyor. Onlarca kez çıkartılan 'aflar' hiçbir işe yaramıyor. Neden? Çünkü uygulanan ekonomik politika onların sırtında sarılmış durumda... Haksız ve adaletsiz bir vergi yükü var. Dolaylı vergiler % 70 lere dayanmış...
Herkes çıkış yolu arıyor...
Muhalefetin eleştirme hakkı var. Yeni çözümler sunuluyor...

ÖTEKİLEŞTİRİLDİLER, AYRIŞTIRDILAR.

Çoğu 'köylü çocuğu... İşçi çocuğu... Esnaf çocuğu.'
Okuyorlar…
Öğretmen oluyorlar, mühendis oluyorlar, doktor oluyorlar..
Ama işsizler.
Neden? Çünkü sen benden değilsin...
Devlet kadroları yandaşlar yerleştiriliyor...
Onlar Müsteşar... Genel Müdür... Emniyet müdürü, tapu müdürü, millî eğitimde müdür yapılıyor.
Kadrolaşıyorlar...
Bu kadrolarda önceleri FETÖ'cüler vardı. Şimdi yandaşlar...
Bakıyorsunuz, bunlar 'geldiği kaynaktan' kopuvermişler. 'Esnaf'ın, işçinin, köylünün dilinden' habersizler.
AK Parti bunun farkında bile değil...
Tabanı kayıyor.
Palavralardan çok bıkmış. Halk bir değişim istiyor. AK Parti de diyor ki biz bir daha talibiz. Bunları yapacağız...
Eeee, yapsaydınız birader. Tam 16... Dile kolay. Birçok ülke kalkınmasını tamamlamıştı. Bunca yıl armut mu topladınız, elinizi kolunuzu bağlayan mı vardı?
Hani bir söz vardır;
Sayın Cumhurbaşkanımız, Recep Tayyip ERDOĞAN 'neler Söylüyor? Bu 'tambura' ne çalıyor'!
Seçimlere giderken son söz sizin.